Cumhuriyetimizin 103. yılına özel olarak Osmangazi Köprüsü'nde düzenlenen Cumhuriyet Koşusu, benim için yalnızca bir spor etkinliği olmadı. Bugün gördüklerim, duyduklarım ve hissettiklerim bana bu milleti millet yapan değerleri bir kez daha hatırlattı.
Öyle ki artık Osmangazi Köprüsü'ne her baktığımda yalnızca devasa bir mühendislik eserini değil, çok daha fazlasını göreceğim.
Neden mi?
Anlatayım...
Osmangazi Köprüsü, teknik özellikleri ve görkemiyle başta Kocaeli olmak üzere ülkemiz için önemli gurur kaynaklarından biri.
İsterdim ki burada sizlere köprünün bütün teknik özelliklerini tek tek anlatayım. Ancak benim bugün üzerinde durmak istediğim çok başka bir özelliği var.
Halatları...
Evet, Osmangazi Köprüsü'nün halatları.
Köprünün iki ana taşıyıcı kablosu bulunuyor. Her bir ana kablo 110 halat demetinden, her bir halat demeti ise 127 yüksek dayanımlı çelik telden oluşuyor.
Ben teknik işlerden pek anlamam. Ancak anladığım bir şey var.
O devasa köprüyü ayakta tutan, tek bir çelik telin gücü değil. Binlerce ince telin bir araya gelerek oluşturduğu o büyük dayanıklılık.
Tek başına incecik olan teller, bir araya geldiklerinde tonlarca yükü taşıyabilecek güce ulaşıyor.
İşte bugün Osmangazi Köprüsü'nde düzenlenen Cumhuriyet Koşusu'nu izlerken aklımdan tam olarak bu geçti.
Aslında bizi güçlü kılan da bu değil mi?
Türkiye'yi Türkiye yapan, bizi millet yapan, yüzyıllardır ayakta tutan şey birliğimiz, beraberliğimiz ve birbirimize olan bağlılığımız değil mi?
Bugün köprünün üzerinde gördüğüm manzara, bana o çelik halatları hatırlattı.
Kafamı nereye çevirsem ayrı bir fotoğraf karesi vardı.
Yaşlısından gencine, çocuğundan bebeğine kadar herkes oradaydı. Rengârenk kıyafetler, farklı yaşlar, farklı hayatlar, farklı hikâyeler...
Kimi dereceye girmek için koşuyordu, kimi kendisiyle yarışıyordu. Kimi çocuğunun elinden tutmuş, kimi yılların yorgunluğuna meydan okuyordu.
Ama hepsinin ortak bir noktası vardı.
Hepsi bizdendi. Hepsi bizim bir parçamızdı.
İşte o an düşündüm...
Osmangazi Köprüsü'nü ayakta tutan halatlar nasıl binlerce çelik telin birleşmesiyle güç kazanıyorsa, bizim milletimiz de farklılıklarıyla bir araya geldiğinde güçleniyor.
Bugün o köprünün halatlarında sanki bizim köklerimiz hayat bulmuştu.
66 YAŞINDAKİ FATMA TEYZE BANA ÇOK ŞEY HATIRLATTI
Cumhuriyet Koşusu'nda elbette rekorlar kırıldı, terler döküldü, dereceler elde edildi.
Ama benim hafızama kazınan en özel anlardan biri, koşu başlamadan önce yaptığım bir röportaj oldu.
66 yaşındaki Fatma Sıkı teyzemizle tanıştım.
Kendisine yarışla ilgili sorular sorarken 5 kilometrelik halk koşusuna katılacağını düşünmüştüm.
Ancak 10 kilometre koşacağını söyleyince gerçekten şaşırdım.
Dile kolay...
66 yaşında, 10 kilometre!
Daha yarış başlamadan azmine hayran kalmıştım.
Ama beni asıl etkileyen, röportajın sonunda kurduğu cümle oldu.
"Bu imkânları sağlayan herkesten, devletimizden Allah razı olsun. Teşekkür ediyorum."
Bu sözleri duyduğumda bir kez daha düşündüm.
Fatma teyzemiz oraya yarışmaya gelmişti. Belki kendisini anlatabilirdi, hazırlıklarından söz edebilirdi, hedeflerini paylaşabilirdi.
Ama o, kendisine bu imkânı sunanları hatırladı.
Devletine teşekkür etti. Emeği geçenleri unutmadı.
Üstelik hikâyesi bununla da bitmedi.
Fatma teyzemiz, 10 kilometrelik yarışı kendi kategorisinde birinci tamamladı!
66 yaşında gösterdiği mücadeleyle hepimize örnek oldu.
Ama benim gözümde onun en büyük başarısı yalnızca birincilik değildi.
O, yarış başlamadan önce kurduğu birkaç cümleyle bana milletimizin özünü hatırlatmıştı.
BİZİ BİZ YAPAN KÖKLERİMİZ
Bizim köklerimiz biraz da Fatma teyzemizin temsil ettiği o nesilden geliyor.
Emeğin kıymetini bilen, yapılan iyiliği unutmayan, teşekkür etmeyi bilen insanlarımızdan...
Bir yarışta bile kendisini düşünürken devletini, milletini ve o organizasyonda emek harcayanları unutmayan bir anlayıştan.
Vefadan, minnetten, mücadeleden...
İşte bizim ruhumuzda bunlar var.
Bazen günlük hayatın telaşında, tartışmaların ve ayrışmaların arasında bu değerleri göremiyoruz.
Oysa bir araya geldiğimizde ne kadar güçlü olduğumuzu hatırlamak için bazen tek bir görüntü, bazen tek bir cümle yetiyor.
Benim için bugün o görüntü Osmangazi Köprüsü'ndeki Cumhuriyet Koşusu, o cümle ise Fatma teyzemizin teşekkür sözleri oldu.
Düşünsenize...
Bir tarafta 66 yaşında 10 kilometre koşup birinci olan Fatma teyzemiz, diğer tarafta Cumhuriyet coşkusunu yaşamak için köprüye gelen çocuklar, gençler ve aileler...
Bir tarafta geçmişimiz, diğer tarafta geleceğimiz.
Hepsi aynı köprüde, aynı heyecanda buluşmuştu.
İşte Cumhuriyet'in en güzel tarafı da bu değil mi?
Farklı kuşakları, farklı hayatları, farklı insanları aynı ortak değerlerde buluşturabilmesi...
O KÖPRÜYE ARTIK BAŞKA GÖZLE BAKACAĞIM
Bugün Osmangazi Köprüsü'nden ayrılırken aklımda ne yalnızca yarışın sonuçları vardı ne de kırılan rekorlar.
Aklımda o köprünün halatları vardı.
Birbirine kenetlenmiş binlerce çelik tel...
Ve o tellerin bana hatırlattığı insanlarımız.
Çünkü bir köprüyü ayakta tutan şey nasıl birbirine kenetlenmiş çelik tellerse, bir milleti ayakta tutan da ortak geçmişi, değerleri, vefası ve birbirine duyduğu bağlılıktır.
Cumhuriyetimizin 103. yılında, Osmangazi Köprüsü üzerinde bunu bir kez daha hissettim.
O gün herkes aynı hızda koşmadı. Herkes aynı mesafeyi tamamlamadı. Herkesin hikâyesi, yaşı, hayata bakışı farklıydı.
Ama herkes aynı köprünün üzerindeydi.
Aynı Cumhuriyet'in çatısı altında, aynı coşkunun bir parçasıydı.
Belki de beni en çok duygulandıran buydu.
Bugün Osmangazi Köprüsü'nde yalnızca insanlar koşmadı.
Azim koştu, vefa koştu, birlik koştu, Cumhuriyet'in 103 yıllık ruhu koştu.
Ben bugün o köprüden yalnızca bir spor etkinliğini takip etmiş bir gazeteci olarak ayrılmadım.
Bu milleti neden bu kadar sevdiğimi bir kez daha hatırlayarak ayrıldım.
Artık Osmangazi Köprüsü'ne her baktığımda o devasa çelik halatların arasında Fatma teyzemizin azmini, çocuklarımızın heyecanını, gençlerimizin enerjisini ve milletimizin köklerini göreceğim.
Çünkü bugün bir kez daha anladım ki...
Bir köprüyü güçlü yapan halatlarıdır. Bir milleti güçlü yapan ise birbirine kenetlenmiş insanlarıdır.
Ve bizim en büyük gücümüz, dün olduğu gibi bugün de birliğimizdir.
İyi ki bu millet.
İyi ki biriz, beraberiz.