Türkiye-Fransa maçında Kocaeli Stadyumu’nda yaşanan kavgaları bu kez basın tribününden değil, taraftarların arasından izledim.
Biletli koltuklarına oturmak isteyen kadınların, çocukların ve ailelerin karşılaştığı tavırlara bizzat şahit oldum. Şimdi o gece “Vatan sana canım feda” diye bağırıp bir çocuğun gözyaşına sebep olanlara soruyorum: Utanmadınız mı?
Dün gece Kocaeli Stadyumu’nda bir milli maç oynandı.
Tribünlerde Türk bayrakları vardı. Ay-yıldızlı formalar vardı. Binlerce insan hep bir ağızdan Milli Takımımızı destekledi.
Ama ne yazık ki o tribünlerde ağlayan kadınlar ve çocuklar da vardı.
Ben Türkiye-Fransa maçını bu kez basın tribününden değil, Güney Kale Arkası’nın üst bölümünde, doğrudan taraftarların arasında takip ettim.
Bu nedenle sahadan yalnızca görüntüsü çekilebilen bazı kavgaların nasıl başladığını da gördüm.
Ve gördüklerim gerçekten utanç vericiydi.
Kavganın sebebi neydi?
Maç sırasında tribünlerde yaşanan tartışma ve arbedelerin görüntüleri birçok yerel basın kuruluşuna yansıdı.
Ancak saha içerisinden o tartışmaların neden başladığını anlamak kolay değildi.
Ben taraftarların arasındaydım.
Gördüğüm birçok tartışmanın nedeni şuydu:
Bilet sahibi vatandaşlar kendi koltuklarına oturmak istiyor, o koltuklara oturan bazı kişiler ise kalkmayı reddediyordu.
Mesele bu kadar basitti.
İnsan parasını vermiş, biletini almış ve koltuk numarası belli.
Kendi yerine oturmak istiyor.
Ama oturamıyor.
“Güvenliği çağır, kaldırabiliyorsan kaldır!”
İşin daha çirkin tarafı ise kullanılan üsluptu.
Kendi koltuğunu isteyen insanlara karşı bazı kişiler adeta meydan okuyordu:
“Güvenliği çağır.”
Hatta tavır şuydu:
“Kaldırabiliyorsan kaldır.”
Karşınızdaki kim?
Bir kadın.
Bir çocuk.
Ailesiyle Milli Takım maçına gelmiş bir baba.
İnsanlar kendi biletli koltuklarını istediği için neden böyle bir muameleyle karşılaşmak zorunda?
“Tribünlerde herkes karışık oturur” demeyin
Şimdi bazıları, “Futbol tribünlerinde zaten herkes kendi koltuğunda oturmuyor” diyebilir.
Bunu bana anlatmayın.
Ben doğma büyüme İzmitliyim.
Kocaelispor taraftarıyım ve defalarca maça gittim.
Tribün kültürünü de biliyorum.
Ama bu karşılaşma sıradan bir lig maçı değildi.
Bu bir milli maçtı.
Belki hayatında ilk defa Kocaeli Stadyumu’na gelen çocuk vardı.
Belki ilk kez Milli Takımımızı canlı izleyecek bir anne vardı.
İnsanlar bilet alabilmek için bilgisayar ve telefon başında bekledi.
Parasını ödedi.
Biletini aldı.
O bilete yazılan koltuğa oturmak da en doğal hakkıydı.
O çocukların gözyaşlarını gördüm
Ben o gece Kocaeli Stadyumu’nda ağlayan çocuklar gördüm.
Tartışmalardan korkan çocuklara şahit oldum.
Gözyaşlarını tutamayan kadınlar gördüm.
Bir çocuğun belki haftalardır beklediği Milli Takım maçında yaşayacağı heyecanın yerini korkuya bıraktığını gördüm.
Bir çocuk stadyumdan evine döndüğünde ne anlatmalı?
Milli Takım'ı mı?
Futbolcuları mı?
Atmosferi mi?
Yoksa babasının kendi koltuğunu almak için başka insanlarla tartışmak zorunda kaldığını mı?
O çocuklara bunu yaşatmaya utanmadınız mı?
Benim de başıma geldi
Üstelik anlattıklarım sadece başkalarının yaşadığı olaylardan ibaret değil.
Aynı durum benim de başıma geldi.
Ve yine aynı meydan okuma:
“Güvenliği çağır.”
Bu sözün bu kadar rahat söylenebilmesi bile Kocaeli Stadyumu’ndaki başka bir soruyu gündeme getiriyor.
Tribünün içerisinde güvenlik nerede?
Saha kenarında insanların sahaya girmesini engellemek için güvenlik önlemi alınması elbette gerekiyor.
Ama tribündeki vatandaşın güvenliği?
Bir tartışma başladığında kim müdahale edecek?
Bir kadın yardım istediğinde kim gelecek?
Bir çocuk korktuğunda kim devreye girecek?
Bir aile kendi koltuğuna oturmak istediği için kavganın ortasında kaldığında güvenlik nerede olacak?
Yetkililerin bunu ciddi şekilde değerlendirmesi gerekiyor.
Ama bunun için güvenliğe bile ihtiyaç olmamalıydı
Aslında daha acı olan da bu.
Bir kadının kendi koltuğuna oturabilmesi için güvenlik çağırmasına gerek olmamalı.
Bir çocuğun koltuğunu boşaltmanız için polis gelmesine gerek olmamalı.
Karşınızdaki insan biletini gösteriyorsa kalkarsınız.
Bu kadar.
Bu bir güvenlik meselesinden önce saygı, vicdan ve insanlık meselesidir.
“Vatan sana canım feda” diye bağırırken...
Gecenin belki de en büyük çelişkisi burada.
Kocaeli Stadyumu inliyordu:
“Vatan sana canım feda!”
Peki soruyorum:
Vatan dediğiniz şey yalnızca üzerinde yaşadığınız toprak mı?
O vatanın insanı bunun neresinde?
“Vatan sana canım feda” diye bağırırken o vatanın çocuğunu ağlatıyorsanız...
Bir annenin gözyaşlarına sebep oluyorsanız...
Bir babayı ailesinin hakkını savunabilmek için kavga etmek zorunda bırakıyorsanız...
Söylediğiniz o sözde ne kadar samimisiniz?
Gerçekten vatansever miydiniz?
Kocaeli Stadyumu’nda o gece kavga çıkaranlara soruyorum:
Gerçekten vatansever miydiniz?
Vatanseverlik yalnızca bağırmakla mı oluyor?
Ay-yıldızlı formayı giymek yeterli mi?
Bayrağı omzuna almak yeterli mi?
Bence insan önce aynı bayrağın altında yaşadığı insanın hakkına saygı göstermeli.
Bir çocuğu korkutmamalı.
Bir kadını ağlatmamalı.
Bir ailenin hakkını gasp etmemeli.
Kocaeli Stadyumu’nda o kadınları, çocukları ağlatmaya utanmadınız mı?
Milli maç için Kocaeli Stadyumu’na gelen o insanların tek isteği vardı:
Milli Takımımızı desteklemek.
Ama bazıları için gece gözyaşıyla geçti.
Bu görüntüler Kocaeli’ye yakışmadı.
Milli maç atmosferine yakışmadı.
Ay-yıldızlı formaya yakışmadı.
Ve en önemlisi, bize yakışmadı.
O nedenle son kez soruyorum:
Kocaeli Stadyumu’nda “Vatan sana canım feda” diye bağırırken hemen yanınızdaki kadınları ve çocukları ağlatmaya gerçekten utanmadınız mı?