Siyasette bazen sandıktan çıkan sonuçtan çok, geride bıraktığınız iz konuşulur. Bazen rakamlarla kaybedersiniz ama insanların gönlünde farklı bir yer edinirsiniz.

Dün gerçekleşen Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce arasında yaşanan yarışa baktığımda, benim gördüğüm tam olarak buydu.

Türkiye'de siyaset uzun zamandır öyle bir noktaya geldi ki insanların aynı masada oturabilmesi bile başlı başına bir başarı sayılıyor.

Ayrışmalar, kutuplaşmalar, karşılıklı suçlamalar...

Öyle ki siyasetten tamamen uzak olması gereken oda seçimlerinde bile kavga çıkacak mı diye bekleyenler var. Basın mensupları kameralarını hazırlıyor, gözler olası bir tartışmaya çevriliyor.

Daha da ilginci, aynı siyasi partiye mensup, aynı dünya görüşünü savunan insanlar bile zaman zaman birbirlerine tahammül edemez hale geldi.

Siyaset, fikirlerin yarıştığı bir alan olmaktan çıkıp adeta bir kavga arenasına dönüştü.

Peki dün ne oldu?

Türkiye'nin dört bir yanından belediye başkanları, Türkiye Belediyeler Birliği seçimleri için bir araya geldi.

Farklı siyasi partiler...

Farklı ideolojiler...

Farklı dünya görüşleri...

Yıllardır birbirlerini eleştiren, zaman zaman sert siyasi mücadeleler veren isimler aynı salondaydı.

Peki büyük bir kavga yaşandı mı?

Hayır!

Elbette küçük bir pusula tartışması yaşandı. Ancak bir kişinin çıkışıyla başlayan gerginlik, başkan adaylarının sağduyulu müdahalesiyle büyümeden sona erdi.

İşte benim asıl dikkatimi çeken de buydu.

AYŞE ÜNLÜCE VE TAHİR BÜYÜKAKIN'A TEŞEKKÜR EDİYORUM

TAHİR BÜYÜKAKIN KAZANDI-1

Öncelikle seçimde karşı karşıya gelen iki ismi, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın'ı tebrik etmek istiyorum.

Çünkü dün yalnızca bir seçim yapılmadı. Türkiye'de uzun zamandır özlediğimiz siyasi nezaketin de güzel bir örneği sergilendi.

Rakip olmak, düşman olmak değildir.

Farklı düşünmek, birbirine saygı duymaya engel değildir.

Aynı makama talip olmak, aynı salonda birbirinin yüzüne bakamayacak hale gelmek anlamına gelmez.

Dün Ayşe Ünlüce ve Tahir Büyükakın'ın sergiledikleri tavır, siyasi rekabetin saygı çerçevesinde de yürütülebileceğini gösterdi.

TAHİR BÜYÜKAKIN KAZANDI-2

Üstelik böylesine kutuplaşmış bir siyasi atmosferde bunun kıymeti bana göre çok büyük.

Ayşe Ünlüce sandıkta kazanan isim oldu. Tahir Büyükakın ise seçim sonucuna rağmen ortaya koyduğu tutumla dikkat çekti.

Ben iki başkanı da bu nedenle ayrı ayrı tebrik ediyorum.

TAHİR BÜYÜKAKIN SAYISAL OLARAK KAYBETTİ, GÖNÜLLERDE KAZANDI

Gelelim Tahir Büyükakın'a...

TAHİR BÜYÜKAKIN KAZANDI-3

Evet, sandıktan çıkan sayısal sonuçlara baktığımızda seçimi kaybetti.

Ancak ben dün yaşananların yalnızca rakamlarla değerlendirilmesinin büyük bir eksiklik olacağını düşünüyorum.

Çünkü Tahir Büyükakın, bu seçimle birlikte sadece kendi siyasi tabanına değil, muhalefet cephesine de önemli bir mesaj verdi.

Nezaketiyle, anlayışıyla, soğukkanlılığıyla...

Ben inanıyorum ki dün o salonda bulunan CHP'liler, YENİ Partililer ve diğer muhalefet temsilcileri, Tahir Büyükakın'a artık yalnızca siyasi rakip gözüyle bakmayacak.

Elbette eleştirecekler.

Elbette siyasi görüş ayrılıkları devam edecek.

Ancak Tahir Büyükakın'ın ismi geçtiğinde, onun siyasi nezaketini de hatırlayacaklarını düşünüyorum.

Belki bir eleştiri yapmadan önce bir kez daha düşünecekler.

Belki kullandıkları dili biraz daha yumuşatacaklar.

Çünkü siyasette saygı, yalnızca aynı görüşü paylaştığınız insanlara gösterildiğinde değil, farklı düşündüğünüz insanlara da gösterildiğinde gerçek anlamını bulur.

DERİNCE VE KARAMÜRSEL BELEDİYE BAŞKANLARIYLA DİKKAT ÇEKEN SOHBET

Dün seçim atmosferinde Kocaeli'nin YENİ Partili iki önemli ismiyle de oturup sohbet etme fırsatı yakaladım.

Derince Belediye Başkanı Sertif Gökçe ve Karamürsel Belediye Başkanı Ahmet Çalık...

Elbette her ikisi de kendi partilerinin adayı Ayşe Ünlüce'nin kazanmasını istiyordu.

Bundan daha doğal ne olabilir?

Ancak sohbetimizde dikkatimi çeken önemli bir ayrıntı vardı.

Tahir Büyükakın'ın kazanması halinde de üzülerek dönmeyeceklerini ifade ettiler.

Bence bu sözlerin üzerinde durmak gerekiyor.

Çünkü siyasi rekabetin böylesine sert yaşandığı bir ülkede, muhalefetteki belediye başkanlarının rakip bir adayın kazanmasını da olgunlukla karşılayabileceklerini söylemesi önemli.

Ben bu yaklaşımı Tahir Büyükakın'ın şahsına duyulan saygının bir yansıması olarak değerlendirdim.

Sertif Gökçe de Ahmet Çalık da kendi siyasi çizgilerini koruyor.

Ancak farklı siyasi görüşlere rağmen insani ilişkilerin ve karşılıklı saygının devam edebileceğini gösteren bu yaklaşım, bana göre siyasetin özlediğimiz tarafı.

TAHİR BÜYÜKAKIN ARTIK KOCAELİ SINIRLARINI AŞAN BİR İSİM

Tahir Büyükakın'ın siyasi kimliği belli.

Mensubu olduğu parti belli.

Siyasi tercihleri, belediyecilik anlayışı ve aldığı kararlar elbette tartışılabilir.

Hatta tartışılmalıdır da.

Ancak burada siyasi kimlikle kişisel duruşu birbirinden ayırmak gerekiyor.

Büyükakın'ın kamu yönetimindeki tecrübesi, mülkiyeli geçmişi ve devlet geleneğine hâkimiyeti, siyasi davranışlarına da yansıyor.

Daha önce üstlendiği kamu görevlerinin kazandırdığı birikimi, siyasi ilişkilerinde de görmek mümkün.

Bir belediye başkanı olarak yalnızca kendi seçmenini değil, kendisine oy vermeyen insanları da temsil ettiğinin farkında olduğunu düşünüyorum.

Siyasette herkes yüksek sesle konuşabilir.

Herkes sert açıklamalar yapabilir.

Herkes rakibine meydan okuyabilir.

Ama önemli olan, gerektiğinde ortamı sakinleştirebilmek ve farklı görüşteki insanlarla iletişimi koparmamaktır.

Bana göre Büyükakın'ın dünkü seçimde ortaya koyduğu yaklaşım, kendisinin yalnızca Kocaeli ölçeğinde değerlendirilmemesi gerektiğini de gösterdi.

Artık Türkiye genelinde daha fazla tanınan, farklı siyasi çevrelerin de yakından gözlemlediği bir isim.

Dünkü seçimin, Büyükakın'ın siyasi hayatında önemli bir dönüm noktası olarak hatırlanabileceğini düşünüyorum.

KOCAELİ BASININI GÖRÜNCE YAŞADIĞI MUTLULUK GÖZLERİNDEN OKUNUYORDU

TAHİR BÜYÜKAKIN KAZANDI-4

Dün yaşadığım ve özellikle paylaşmak istediğim bir başka ayrıntı daha var.

Tahir Büyükakın'ın Kocaeli'den gelen basın mensuplarıyla karşılaşması...

Açıkçası o anki mutluluğu gözlerinden okunuyordu.

Kocaeli basınını karşısında görünce duyduğu memnuniyet oldukça belirgindi.

Seçimin yoğun temposuna, siyasi görüşmelere ve etrafındaki kalabalığa rağmen basın mensuplarıyla yakından ilgilendi.

Sohbet etti, hal hatır sordu, Kocaeli'den gelen gazetecilere zaman ayırdı.

Bu yaklaşım benim özellikle dikkatimi çekti.

TAHİR BÜYÜKAKIN KAZANDI-5

Çünkü basın mensupları olarak bizler de zaman zaman siyasetçileri eleştiriyoruz.

Yaptıkları işleri sorguluyor, aldıkları kararları değerlendiriyor, gerektiğinde sert sorular yöneltiyoruz.

Zaten gazeteciliğin görevi de budur.

Ancak bütün bunlara rağmen bir siyasetçinin basın mensuplarıyla kurduğu ilişkinin karşılıklı saygı çerçevesinde sürmesi son derece kıymetli.

Tahir Büyükakın'ın dün Kocaeli basınına gösterdiği yakın ilgi, yoğun seçim atmosferinde güzel bir ayrıntı olarak hafızamızda kaldı.

TAHİR BÜYÜKAKIN KAZANDI-6

Buradan Kocaeli'den gelen basın mensupları olarak kendisine ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Böylesine önemli bir seçim gününde bizleri görmezden gelmeyip yakından ilgilenmesi, gazetecilerle kurduğu iletişime verdiği önemi de ortaya koydu.

Siyasetçilerle gazeteciler her konuda aynı düşünmek zorunda değil.

Ama birbirlerine saygı duymak zorundalar.

Dün bunun da güzel bir örneğini gördük.

CEYHUN YALÇIN VE İSMAİL YILDIRIM AYRINTISI GÖZDEN KAÇMAMALI

TAHİR BÜYÜKAKIN KAZANDI-7

Dünkü seçimde dikkatimi çeken bir başka konu daha vardı.

Tahir Büyükakın'ın yanında bulunan isimler...

Milletvekillerinin seçimde yer alması elbette beklenen bir durumdu.

Ancak belediye başkanları ve milletvekilleri dışında iki isim özellikle dikkatimi çekti.

Kocaeli Kent Konseyi Başkanı Ceyhun Yalçın ve Antikkapı AŞ Genel Müdürü İsmail Yıldırım.

Belki seçim heyecanı içerisinde bu iki isim fazla konuşulmadı.

Belki kameralar daha çok başkan adaylarına ve siyasi partilerin temsilcilerine çevrildi.

Ancak bana göre bu iki ismin Tahir Büyükakın'ın yanında bulunması, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir ayrıntıydı.

Siyasette bazen verilen mesajlar kürsülerden yapılan konuşmalarda değil, yanınızda kimlerin bulunduğunda saklıdır.

Ceyhun Yalçın'ın orada olması bir mesaj mıydı?

İsmail Yıldırım'ın Büyükakın'a eşlik etmesi geleceğe yönelik bir işaret miydi?

Bunları bugün kesin ifadelerle söylemek mümkün değil.

Ancak bu görüntünün ilerleyen dönemde yeniden hatırlanabileceğini düşünüyorum.

Özellikle İsmail Yıldırım...

Uzun yıllardır Kocaeli kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim.

Peki ilerleyen süreçte kendisini farklı bir görevde görebilir miyiz?

Siyasi ya da idari anlamda yeni bir sorumluluk üstlenmesi gündeme gelebilir mi?

Ceyhun Yalçın için de benzer sorular sorulabilir mi?

Bunların cevabını zaman gösterecek.

Ancak ben bu iki ismin dün Tahir Büyükakın'ın yanında bulunmasını sıradan bir ayrıntı olarak görmüyorum.

Bir kenara not etmekte fayda var.

DÜNÜN EN ÖNEMLİ MESAJI SİYASİ NEZAKETTİ

Aslında bütün bu yaşananlardan çıkarılması gereken çok önemli bir ders var.

Türkiye'de siyasetin daha sakin, daha saygılı ve daha yapıcı bir dille yürütülmesine ihtiyaç olduğu ortada.

Vatandaş, siyasetçilerin birbirine bağırmasından çok sorunlara çözüm üretmesini bekliyor.

Farklı partilerin temsilcilerinin aynı masaya oturabilmesi, birbirleriyle konuşabilmesi, gerektiğinde birbirlerini tebrik edebilmesi önemli.

Dün Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde bunun güzel bir örneğine tanıklık ettik.

Ayşe Ünlüce'yi de Tahir Büyükakın'ı da bu nedenle tebrik ediyorum.

Çünkü dün yalnızca bir başkanlık seçimi yapılmadı.

Siyasi rekabetin kavga etmeden de yürütülebileceği gösterildi.

Ben Tahir Büyükakın'ın bu süreçte ortaya koyduğu tavrın, önümüzdeki yıllarda siyasi kariyerinde önemli bir yer tutacağını düşünüyorum.

Bugün onu eleştirenler yarın da eleştirebilir.

Siyasi mücadele devam edebilir.

Ancak dün sergilenen nezaketin, farklı siyasi görüşlerden insanların hafızasında kalacağına inanıyorum.

SON SÖZ: SANDIĞIN SONUCU BAŞKA, BENİM GÖRDÜĞÜM BAŞKA

Şimdi gelelim asıl söylemek istediğime...

Siyasette her kazanım sandıktaki oylarla ölçülmez.

Bazen insanların size gösterdiği saygı da en az oylar kadar önemli bir siyasi göstergedir.

Bazen rakiplerinizle kurduğunuz ilişki, seçim sonuçlarının ötesinde bir anlam taşır.

Bazen de kaybettiğiniz bir seçim, insanların sizi farklı yönlerinizle tanımasına vesile olur.

Dün sandıktan çıkan sonuç belli.

Ayşe Ünlüce seçimi kazandı.

Tahir Büyükakın ise seçimi kaybetmesine rağmen siyasi nezaketi, muhalefet temsilcileriyle kurduğu iletişim ve Kocaeli basınına gösterdiği yakın ilgiyle benim hafızamda farklı bir iz bıraktı.

Bu seçimden geriye yalnızca oy sayıları kalmayacak.

İki rakibin birbirine yaklaşımı, farklı siyasi görüşlerden belediye başkanlarının kurduğu diyalog ve seçim atmosferindeki insani ilişkiler de hatırlanacak.

Benim bu seçimden çıkardığım en önemli sonuç da bu.

Çünkü siyasette rakibinizle aynı fikirde olmak zorunda değilsiniz.

Ama birbirinize saygı gösterebilirsiniz.

Ama benim gözümde seçimi Tahir Büyükakın kazandı.

Çünkü bazen kaybettiğiniz bir seçim, sizi kazandığınız onlarca seçimden daha ileriye taşır.

Ve bazen asıl zafer, rakibinizi yenmek değil, rakibinizin bile saygısını kazanabilmektir.