Kocaeli'de yaşamanın, bu şehirde büyümenin ve bu şehrin imkânlarından yararlanmanın kıymetini bilenlerdenim.
İzmit Millet Bahçesi de sık sık uğradığım yerlerden biri. Merkezi konumu nedeniyle yolum sürekli buraya düşüyor. Özellikle Alev Alatlı Kütüphanesi, benim için yalnızca kitap okunacak ya da ders çalışılacak bir yer değil.
Bazen iki haber arasında boşluğum olduğunda ofise dönmek yerine kütüphaneye geçiyorum. Bilgisayarımı açıyor, haberlerimi güncelliyor, işlerimi burada tamamlıyorum.
Kütüphane güzel, ortam güzel, gençler güzel…
Kocaeli'ye yakışan, gençlerin rahatlıkla vakit geçirebildiği bir alan oluşturulmuş. Emeği geçenlerin hakkını teslim etmek gerekiyor.
Ama gelin görün ki bu güzel kütüphanenin öyle bir sorunu var ki artık görmezden gelmek mümkün değil!
Tuvaletlerin hali içler acısı!
Alev Alatlı Kütüphanesi'nin kadınlar tuvaletini sık sık kullanıyorum.
Yanlış hatırlamıyorsam toplam altı tuvalet bulunuyor.
Birinin kirli olması anlaşılabilir. Birinde tuvalet kâğıdı bitmiş olabilir. Yoğunluk yaşanmıştır, görevli henüz yetişememiştir. Bunların hepsini anlayabilirim.
Ama altı tuvaletin beşinde, bazen tamamında tuvalet kâğıdının bitmiş olmasını nasıl açıklayacağız?

Üstelik mesele yalnızca tuvalet kâğıdı da değil.
Kullanılmış, kirli tuvalet kâğıtları ortalıkta birikmiş. Tuvaletlerin zemini pislik içinde. Lavaboya ulaşmaya çalışıyorsunuz, koridor çamurlu suyla dolu.

Elinizi yıkamak istiyorsunuz, lavabonun içi ayrı bir rezalet!
Saçlar, toprak, kum, nereden geldiği belli olmayan kirler…
İnsanın elini yıkamaya bile çekineceği bir manzarayla karşılaşıyorsunuz.

Bir kere olsa neyse!
İki kere olsa yine anlayacağım.
Ama ne zaman gitsem benzer manzarayla karşılaşıyorum.
Bu artık tesadüf değil, ciddi bir temizlik ve denetim sorunu.
Yazmamak için çok sabrettim
Bu konuyu köşeme taşımadan önce gerçekten çok düşündüm.
Belki bana denk geliyordur dedim.
Belki yoğun bir saate rastlamışımdır, belki görevliler yetişemiyordur dedim.
İşini hakkıyla yapan insanların hakkına girmek istemedim.
Çünkü biliyorum ki belediyelerde de diğer kurumlarda da görevini layıkıyla yerine getiren, aldığı maaşın hakkını sonuna kadar veren çok sayıda çalışan var.
Ama sabrın da bir sınırı var!
Bir gün değil, iki gün değil…
Her seferinde aynı tablo!
Üstelik yalnızca görüp geçmedim.
Gittim, kütüphanenin danışmasındaki görevlilere durumu anlattım.
"Burası çok pis. Tuvaletler sağlıklı değil. Lütfen ilgilenir misiniz?" dedim.
Peki karşılığında ne gördüm?
Yarım bir bakış, yarım ağızla verilmiş bir karşılık…
Açıkçası ciddiye alındığımı hissetmedim.
İşte beni asıl rahatsız eden de bu oldu.
Çünkü bir sorun olabilir. Her kurumda aksaklık yaşanabilir. Önemli olan o sorunu görüp çözmek için çaba göstermektir.
Ama ortada sorun var, şikâyet var, buna rağmen değişen bir şey yoksa burada başka bir problem vardır.
Her şeyi başkandan mı bekleyeceğiz?
Ben Kocaeli'de doğdum, Kocaeli'de büyüdüm.
İlkokulundan üniversitesine kadar bütün eğitim hayatımı bu şehirde tamamladım.
Bu yüzden Kocaeli'nin gençlere sunduğu imkânların da yapılan yatırımların da farkındayım.
Bugün kentimizde gençlerin ders çalışabileceği, araştırma yapabileceği, sosyalleşebileceği çok güzel alanlar var.
Bunların yapılması gerekiyor mu?
Elbette gerekiyor.
Hatta daha fazlası yapılmalı.
Büyükşehir Belediyesi de bu anlamda önemli yatırımlara imza atıyor. Alev Alatlı Kütüphanesi de bunlardan biri.
Ama bir bina yapmakla iş bitmiyor.
O binayı yaşatmak, temiz tutmak, hizmet kalitesini korumak da gerekiyor.
Şimdi ben kalkıp bu tuvaletlerin pisliği nedeniyle Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın'a mı kızayım?
Ne yapsın adam?
Orayı da mı Büyükakın temizlesin?
Bir belediye başkanı yatırımı yapar, imkânı sağlar, gerekli kadroları oluşturur.
Müdürler vardır, amirler vardır, sorumlular vardır, temizlik görevlileri vardır.
Herkesin bir görevi vardır.
O görevler de yerine getirilsin diye kamu kaynaklarından maaş ödenir.
Peki, herkesin işini de belediye başkanı mı takip edecek?
Tuvalet kâğıdını da başkan mı kontrol edecek?
Lavabonun kirini de başkan mı temizleyecek?
Koridordaki çamurlu suyu da başkan mı silecek?
Olacak iş mi bu?
Maaş alıyorsanız işinizin de hakkını verin!
Bugün belediyelerde çalışan bazı temizlik görevlilerinin aldığı ücretler, dört yıllık üniversite bitirmiş ve özel sektörde çalışan pek çok gencin maaşından daha yüksek olabiliyor.
Yanlış anlaşılmasın.
Kimsenin maaşında gözüm yok!
Hatta işini hakkıyla yapan, alın teri döken, sabahın erken saatlerinden akşamın geç saatlerine kadar çalışan her temizlik görevlisinin emeğinin karşılığını fazlasıyla almasını isterim.
Temizlik kolay iş değil.
Hele ki gün içerisinde yüzlerce insanın kullandığı bir alanı temiz tutmak hiç kolay değil.
Ama bir işin zorluğu, o işin yapılmamasının gerekçesi olamaz.
İşinizi yapıyorsanız hakkınızı alın. Hem de sonuna kadar.
Fakat kuruma gelip oturmayı, maaş almayı ve gerisini önemsememeyi alışkanlık haline getirdiyseniz kusura bakmayın, burada bir sorun var.
Bu sözüm işini düzgün yapanlara değil.
Görevini aksatanlara, sorumluluğunu yerine getirmeyenlere ve şikâyetlere rağmen ilgisiz kalanlara.
Sırtını belediyeye dayayıp "Nasıl olsa maaşım yatıyor" anlayışıyla hareket eden kim varsa, asıl onlar bu güzel yatırımlara zarar veriyor.
Çünkü o kütüphaneye gelen gençler pis tuvaletleri kullanmak zorunda değil!
Çünkü o gençler sağlıklı, temiz ve insana yakışır bir ortamı hak ediyor.
Güzel yatırımları ilgisizlikle gölgelemeyin!
Bir tarafta milyonlarca liralık yatırımlar, gençler için hazırlanan modern kütüphaneler, çalışma alanları…
Diğer tarafta tuvalet kâğıdı bulunmayan, zemini kir içinde, şikâyet edildiğinde bile yeterince ilgilenilmeyen lavabolar…
Bu tablo Kocaeli'ye yakışmıyor.
Alev Alatlı Kütüphanesi'ne hiç yakışmıyor!
Buradan ilgili müdürlere, sorumlu amirlere ve kütüphane yönetimine sesleniyorum.
Gidin, o tuvaletleri kontrol edin.
Temizlik düzenini gözden geçirin.
Şikâyetleri dikkate alın.
İşini yapanla yapmayanı ayırın.
Çünkü kamu hizmeti yalnızca bir binanın kapısını açmak değildir. O kapıdan giren her vatandaşa, her öğrenciye kaliteli hizmet sunabilmektir.
Ben bu yazıyı yazarken utanmıyorum.
Çünkü bir gazeteci olarak gördüğüm sorunu dile getiriyorum.
Ama böylesine güzel bir kütüphanenin bu halde bırakılmasından, şikâyetlerin dikkate alınmamasından rahatsızlık duyuyorum.
Birileri de artık bu durumdan rahatsızlık duysun!
Koskoca Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yatırım yapacak, kütüphane açacak, gençlerin hizmetine sunacak… Sonra birileri görevini yerine getirmediği için bütün bu emekler gölgelenecek.
Olmaz böyle şey!
Bir kez daha soruyorum:
Orayı da mı Büyükakın temizlesin?
Biraz sorumluluk, biraz iş ahlakı, biraz da utanma duygusu!

