Son zamanlarda sık sık gündeme gelen bir tartışma var: “Muhtarlıklar kaldırılsın!”

Kimi zaman sosyal medyada, kimi zaman siyasi tartışmalarda, kimi zaman da vatandaşların günlük sohbetlerinde karşımıza çıkıyor bu söylem.

Peki, muhtarlıklar gerçekten gereksiz mi? Muhtarlar ne iş yapar? Mahallelerde muhtarlara hâlâ ihtiyaç var mı?

Bu soruların cevabını uzun uzun tartışabiliriz. Ancak dün gece Kocaeli'de yaşananlar, bana kalırsa bu tartışmaya verilebilecek en güçlü cevaplardan biri oldu.

Çünkü dün gece Kocaeli'de yalnızca dereler taşmadı, muhtarlığın önemini görmezden gelen düşünceler de sel sularına kapıldı.

MASA BAŞINDAN DEĞİL, MAHALLENİN İÇİNDEN BAKIYORUM

Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim.

Her muhtar görevini layıkıyla yerine getiriyor mu? Elbette hayır.

Her kurumda, her yönetim kademesinde olduğu gibi muhtarlık makamında da sorumluluklarını yeterince yerine getirmeyen isimler olabilir.

Ancak birkaç olumsuz örnek üzerinden koca bir kurumu gereksiz ilan etmek ne kadar doğru?

Ben bu değerlendirmeyi masa başında oturarak yapmıyorum.

Kocaeli'de mahalle mahalle gezen, muhtarlarla birebir görüşen, mahallelerin sorunlarını yerinde dinleyen ve birçok muhtarın çalışmalarına bizzat şahit olmuş bir muhabir olarak yazıyorum.

Ve gördüğüm bir gerçek var:

İşini hakkıyla yapan bir muhtar, mahallenin yalnızca temsilcisi değil; aynı zamanda gözü, kulağı, sesi ve gerektiğinde ilk yardımına koşan insanıdır.

DÜN GECE KOCAELİ'DE SADECE YAĞMUR YAĞMADI!

Dün geceden itibaren Kocaeli'de etkili olan şiddetli yağış, birçok ilçede hayatı olumsuz etkiledi.

Dereler taştı, yolları su bastı, heyelanlar meydana geldi, evler zarar gördü.

Böylesine geniş bir coğrafyada, aynı anda onlarca farklı noktada yaşanan olumsuzluklara ekiplerin bir anda yetişebilmesi mümkün değil.

İşte tam da böyle zamanlarda mahalleyi en iyi tanıyan insanların önemi ortaya çıkıyor.

Kim hangi sokakta yaşıyor?

Hangi evin su baskını riski var?

Hangi dere taşmak üzere?

Hangi yol kapanmış?

Hangi vatandaşın acil yardıma ihtiyacı var?

Bu soruların cevabını çoğu zaman ilk bilen kişi, o mahallenin muhtarı oluyor.

BİRİ İŞ MAKİNESİNİN BAŞINDA, DİĞERİ VATANDAŞIN YANINDA!

Dün gece bize ulaşan görüntüler, aslında sayfalarca anlatılabilecek bir gerçeği birkaç saniyede gözler önüne serdi.

Bir mahallede muhtar, kendi iş makinesinin başına geçmiş, sel sularının oluşturduğu tehlikeyi azaltmak için mücadele ediyordu.

Başka bir mahallede bir muhtar, evini su basan vatandaşının yardımına koşmuştu.

Bir başkası taşan dereyi takip ediyor, bir diğeri ekiplerle iletişim kuruyor, bir başkası ise mahallesindeki tehlikeli noktaları kontrol ediyordu.

Üstelik bunların birçoğu gece saatlerinde, şiddetli yağmurun altında yaşandı.

O görüntülerde makam koltuğu yoktu. Protokol yoktu. Gösteriş yoktu.

Çamur vardı, yağmur vardı, sel vardı.

Ve bütün bunların ortasında mahalleleri için mücadele eden muhtarlar vardı.

ASIL KAHRAMANLAR SAHADAYDI!

Elbette dün gece verilen mücadeleyi yalnızca muhtarlara mal etmek büyük haksızlık olur.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin sahadaki personelleri, İSU ekipleri, itfaiyeciler, gönüllü itfaiye personelleri, sağlık çalışanları ve emniyet birimleri büyük bir özveriyle görev yaptı.

Kimi su basan evlere müdahale etti, kimi kapanan yolları açmaya çalıştı, kimi vatandaşların güvenliği için gece boyunca görev başındaydı.

Hepsinin emeği ayrı ayrı kıymetli.

Ancak bu mücadelenin mahallelerdeki en önemli koordinasyon ayaklarından birini de muhtarlar oluşturdu.

Çünkü bir ekibin nereye yönlendirilmesi gerektiğini, hangi sokakta tehlikenin büyüdüğünü, hangi vatandaşın yardıma ihtiyaç duyduğunu sahadan aktaran isimler arasında yine muhtarlar vardı.

Belediye ekiplerinin gücüyle muhtarların mahalle bilgisi birleştiğinde, ortaya çok daha etkili bir mücadele çıktı.

İSİM İSİM YAZMAK İSTERDİM AMA...

Aslında bu yazıda dün gece mücadele eden muhtarların isimlerini tek tek sıralamak isterdim.

Ancak bunu yapmayacağım.

Çünkü benim gördüğüm, haberini yaptığım ya da görüntülerine ulaştığım muhtarlar kadar, belki de hiç görüntüsü paylaşılmayan, hiçbir habere konu olmayan onlarca muhtar vardı.

Ben birkaç ismi yazarken, gecenin karanlığında mahallesi için mücadele eden ve benim haberdar olmadığım bir başka muhtarın emeğine haksızlık etmek istemem.

Bu yüzden teşekkürüm isimlere değil, sorumluluğunu yerine getiren bütün muhtarlara.

O gece mahallesindeki bir vatandaşın kapısını çalan, taşan dereyi takip eden, ekipleri yönlendiren, telefonunu bir an olsun kapatmayan herkese...

KOCAELİ'NİN MUHTARLARI SELE SİPER OLDU!

Şimdi yeniden soralım:

Muhtarlıklar gerçekten kaldırılmalı mı?

Bana göre bu sorunun cevabını dün gece Kocaeli verdi.

Hem de uzun uzun konuşarak değil, yaşayarak.

Elbette muhtarlık kurumunun eksikleri tartışılabilir. Yetkileri, sorumlulukları ve işleyişi yeniden değerlendirilebilir.

Ama işini hakkıyla yapan muhtarların mahalleler için ne kadar önemli olduğunu da inkâr edemeyiz.

Bir kurumun eksikleri varsa çözüm, o kurumu ortadan kaldırmak değil; daha güçlü, daha işlevsel ve daha sorumlu hâle getirmek olmalıdır.

Dün gece Kocaeli'de yağmurun altında verilen mücadele bize bir kez daha gösterdi ki muhtarlık, yalnızca bir mühürden ya da kapısında tabela bulunan bir makamdan ibaret değil.

Muhtarlık bazen gece yarısı çalan bir telefon, bazen sel sularının ortasında çalışan bir iş makinesi, bazen de çaresiz kalan bir vatandaşın kapısına ilk ulaşan insan demek.

Ve son sözüm şu:

“Muhtarlıklar kaldırılsın” diyenlere, dün gece Kocaeli'nin muhtarları sahada cevap verdi.

Kocaeli'nin muhtarları sele siper oldu.

Bence son zamanların bu tartışmasına Kocaeli'de dün gece çok güçlü bir nokta konuldu.