Kocaeli’de geçtiğimiz günlerde öyle bir yağış yaşadık ki, açıkçası bu yaşıma kadar böylesini görmemiştim.

Yağmur demek bile hafif kalır. Gökyüzü adeta boşaldı Kocaeli’nin üzerine.

Biliyorsunuz, Kocaeli TV olarak Gölcük yolu üzerinde, yeni yapılan kavşağa oldukça yakın bir noktadayız. O gün yaşananları uzaktan izlemedim. Su baskınlarını da gördüm, suyla dolan battı çıktıyı da… Yollarda yaşanan sıkıntılara, vatandaşların zor anlarına bizzat şahit oldum.

Ama bir başka gerçeğe de tanıklık ettim.

Devletin bütün imkânlarıyla sahada oluşuna…

Yağışın başladığı andan itibaren kamu kurumlarının nasıl bir gayretle çalıştığını gördüm. Su altında kalan yolları yeniden ulaşıma açmak için verilen mücadeleyi, iş makinelerinin çalışmalarını, yağmurun altında görev yapan emekçileri izledim.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Su baskını yaşanan, başında bir görevlinin bulunmadığı neredeyse tek bir nokta görmedim.

Elbette eksikler vardır. Elbette hatalar da olmuştur. Bu kadar büyük bir yağışın ardından altyapıyı da konuşacağız, alınması gereken önlemleri de…

Ama hakkı da teslim etmek gerekiyor.

Müdahale noktasında gördüğüm tablo, hataların yok denecek kadar az olduğu bir tabloydu.

Özellikle sahada çalışan emekçi arkadaşlarımızın hakkını teslim etmek istiyorum. Kimi yağmurun altında, kimi çamurun içinde, kimi saatlerce biriken suların tahliyesi için mücadele etti.

Belki çoğunun adını bilmiyoruz. Belki yüzlerini bile hatırlamayacağız. Ama o gün verdikleri emeği görmezden gelemeyiz.

Hepsini yürekten kutluyorum.

Bir parantez de belediye başkanlarına açmak gerekiyor.

Türkiye Belediyeler Birliği seçimleri nedeniyle Ankara’da bulunan, buna rağmen telefonlarını ellerinden düşürmeden Kocaeli’deki çalışmaları takip eden başkanlar vardı.

Üstelik Ankara’dan döndükten sonra dinlenmeye bile fırsat bulamadan sahaya indiler. Ekiplerin başında, vatandaşların yanında, sorun yaşanan noktalardaydılar.

Onları da tebrik ediyorum.

Çünkü böylesi günlerde makam odasında oturmakla sahada olmak arasında büyük fark vardır. Vatandaşın görmek istediği de tam olarak budur.

Peki, hiç mi eleştirmeyeceğiz?

Elbette eleştireceğiz.

Su neden birikti, hangi noktada altyapı yetersiz kaldı, aynı yağış bir daha yaşandığında benzer manzaralarla karşılaşmamak için neler yapılmalı?

Bunların hepsi sorulmalı, konuşulmalı.

Ancak eleştirmek başka, verilen emeği yok saymak başka.

Ben o gün hem yaşanan sıkıntıları hem de o sıkıntıları gidermek için gösterilen olağanüstü gayreti gördüm.

Ve yazımı Başiskele’de bir abimizin söylediği, o gün gördüklerimi de çok güzel anlatan bir sözle bitirmek istiyorum:

“Devlet hâlâ 18 yaşında!”

Evet, devlet hâlâ 18 yaşında.

Yeter ki o gücü, o enerjiyi ve o mücadele azmini vatandaşın yanında görelim.

O gün Kocaeli’de gördüğüm tam da buydu.