Kartepe’ye yılın ilk karı düştü… Sabah beyaza bürünen dağları görünce içimi yine tarifsiz bir huzur kapladı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da ilk karı görmenin mutluluğunu yaşadım. Ama bu mutluluğun yanında bir de hüzün vardı içimde. Çünkü ne zaman ilk karı görsem, ömrümden geçen bir yılı hatırlarım.
Kendi kendime hep aynı şeyi söylerim:
“Rabbim, çok şükür. Bir yıl daha geçti ömrümden ama bu sene de ilk karı görmeyi nasip ettin.”
Belki kimine göre sıradan bir doğa olayıdır kar yağışı. Kış gelir, hava soğur, dağlar beyaza bürünür. Ama benim için ilk karın anlamı biraz daha farklıdır.
Çünkü insan yaş aldıkça hayatın kıymetini daha iyi anlıyor.
Eskiden kar yağınca çocuklar gibi sevinirdik. Okullar tatil olacak mı, kartopu oynayabilecek miyiz, kardan adam yapabilecek miyiz diye düşünürdük. Şimdi ise ilk karı görünce başka şeyler geliyor insanın aklına.
Geçen yıl bu zamanlar neredeydik? Kimler vardı yanımızda? Kimleri kaybettik? Neler yaşadık, hangi zorluklardan geçtik?
Bir yıl içinde ne çok şey değişiyor…
Kimileri aramızdan ayrılıyor, kimileri hayatımıza giriyor. Sevinçlerimiz oluyor, üzüntülerimiz oluyor. Bazen güldüğümüz, bazen de kimseye belli etmeden gözyaşı döktüğümüz günler geçiyor.
Ama hayat devam ediyor.
Mevsimler değişiyor, takvim yaprakları birer birer kopuyor. Biz de farkında olmadan yaşlanıyoruz.
İşte bu yüzden ilk kar benim için yalnızca kışın habercisi değil. Aynı zamanda yaşadığım bir yılın daha muhasebesi.
Bugün Kartepe’nin zirvesine düşen o beyaz örtüye bakarken yine şükrettim.
Nefes alabildiğim için…
Sevdiklerimin sesini duyabildiğim için…
Sabah uyanıp yeni bir güne başlayabildiğim için…
Ve en önemlisi, Rabbim bana bir yıl sonra yeniden ilk karı görmeyi nasip ettiği için…
Aslında hayat dediğimiz şey ne kadar da kısa. Hep yarınlarımız varmış gibi yaşıyoruz. Ertelediğimiz mutluluklar, söyleyemediğimiz güzel sözler, bir türlü gerçekleştiremediğimiz hayaller…
Oysa hiçbirimizin bir sonraki kışı göreceğine dair garantisi yok.
Geçen yıl ilk karı bizimle birlikte karşılayan ama bugün aramızda olmayan nice insan var.
Bu düşünce insanın yüreğine dokunuyor.
O yüzden artık her ilk kar yağışında sadece manzaraya bakmıyorum. Biraz da kendi hayatıma bakıyorum.
Kırdığım kalpler varsa onarmayı, ihmal ettiğim dostlar varsa aramayı, sevdiklerime daha fazla vakit ayırmayı düşünüyorum.
Çünkü geçen zaman geri gelmiyor.
Bugün bir kez daha anladım ki insanın en büyük zenginliği malı, mülkü, makamı değil; sağlığı, huzuru ve sevdikleriyle geçirebildiği zamanmış.
Kartepe’ye ilk kar düştü…
Belki birkaç gün sonra eriyecek, belki yerini daha kalın bir beyaz örtüye bırakacak.
Ama benim gönlümde bıraktığı duygu yine aynı kalacak.
“Çok şükür Rabbim… Ömrümden bir yıl daha geçti ama bu yıl da ilk karı görmeyi bana nasip ettin.”
Dilerim önümüzdeki yıl da aynı manzaraya bakıp aynı şükrü edebilirim.
Rabbim hepimize sağlıkla, huzurla, sevdiklerimizle birlikte daha nice ilk karları görmeyi nasip etsin.
Ve bir gün son karımızı gördüğümüzde de arkamızda güzel hatıralar, kırılmamış kalpler ve hayırla anılacak bir ömür bırakabilmiş olalım.
Çünkü mesele kaç kış gördüğümüz değil, o kışlara ne kadar şükredebildiğimiz…