Kocaeli'de 2027 yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvurularının başlaması, yalnızca çiftçileri ilgilendiren sıradan bir takvim duyurusu değil. Tarımın geleceğini, üreticinin desteklere erişimini ve Kocaeli'nin tarımsal potansiyelini yakından ilgilendiren önemli bir süreç.
Kocaeli denildiğinde akla ilk ne geliyor?
Sanayi, fabrikalar, limanlar, otomotiv ve ticaret...
Peki ya tarım?
Kandıra'nın tarlaları, Kartepe'nin verimli toprakları, İzmit'in kırsal mahalleleri, Gölcük'ün, Karamürsel'in ve diğer ilçelerimizin üreticileri?
Onlar da bu kentin ekonomisinin bir parçası.
Üstelik vazgeçilmez bir parçası.
Bugün Kocaeli'de 2027 yılı Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının gündeme gelmesi, bana göre üzerinde önemle durulması gereken bir konu.
Çünkü mesele yalnızca bir kayıt yaptırmak değil.
Mesele, toprağı işleyen insanın üretmeye devam edebilmesi.
Kocaeli sadece sanayiden ibaret değil
Yıllardır Kocaeli'nin sanayi gücünü konuşuyoruz.
Yeni yatırımları, fabrikaları, ihracat rakamlarını gündeme taşıyoruz.
Elbette bunlar önemli.
Ancak aynı ilgiyi tarımsal üretime gösteriyor muyuz?
İşte bu soruyu da sormamız gerekiyor.
Özellikle Kandıra gibi tarımsal faaliyetlerin önemli yer tuttuğu ilçelerimizde üreticinin karşılaştığı sorunları görmezden gelemeyiz.
Mazot, gübre, tohum, sulama ve işçilik maliyetleri...
Çiftçinin önünde her yıl yeniden büyüyen bir gider tablosu var.
Bir tarafta üretimi sürdürme çabası, diğer tarafta artan maliyetler.
Böyle bir ortamda devletin sağladığı tarımsal desteklere ulaşmak büyük önem taşıyor.
Çiftçi Kayıt Sistemi de bu desteklerden yararlanılabilmesi açısından temel araçlardan biri.
ÇKS başvurusu sadece evrak işi değildir
Bazı konular vardır, gündelik haber akışı içerisinde küçük bir duyuru gibi görünür.
ÇKS başvuruları da bunlardan biri.
Oysa üretici açısından durum farklı.
Çiftçi Kayıt Sistemi, tarımsal faaliyetlerin kayıt altına alınmasını ve ilgili destekleme süreçlerinin yürütülmesini sağlıyor.
Bu nedenle üreticilerin başvuru takvimini takip etmesi, arazi ve üretim bilgilerini kontrol etmesi büyük önem taşıyor.
Ancak burada sorumluluğu yalnızca çiftçinin omuzlarına bırakmak doğru değil.
İlgili kurumların da üreticilere zamanında ve anlaşılır bilgi vermesi gerekiyor.
Özellikle dijital işlemlere alışkın olmayan, kırsal mahallelerde yaşayan ve başvuru süreçlerinde desteğe ihtiyaç duyan çiftçilerimize ulaşılmalı.
Gerekirse mahalle mahalle bilgilendirme yapılmalı.
Çünkü bir çiftçinin yalnızca prosedürleri yeterince bilmediği için destekleme imkânlarından uzak kalması kabul edilebilir bir durum değil.
Toprağı korumak kadar çiftçiyi korumak da önemli
Bugün tarımı konuşurken yalnızca ekilen arazi miktarına bakmak yeterli değil.
O toprağı kim işleyecek?
Üretici kazanç sağlayabilecek mi?
Gençler tarımda kalmak isteyecek mi?
Asıl sorular bunlar.
Bir çiftçi üretimden vazgeçtiğinde sadece bir tarla boş kalmıyor.
Yerel ekonomi de etkileniyor.
Üretim azalıyor, kırsaldaki ekonomik hareketlilik zayıflıyor.
Bu nedenle ÇKS başvurularını tarımsal üretimin geleceğinden bağımsız düşünmemek gerekiyor.
Kocaeli'nin tarım alanlarını korumak kadar, o alanlarda üretim yapan insanları desteklemek de önemli.
Çiftçinin kapısını yalnızca başvuru döneminde çalmayalım
Buradan ilgili kurumlara da bir çağrım var.
Çiftçiye yalnızca kayıt ve başvuru dönemlerinde ulaşmak yeterli değil.
Üreticinin yıl boyunca yaşadığı sorunlar dinlenmeli.
Tarımsal desteklerin nasıl alınacağı açıkça anlatılmalı.
Başvurularda yaşanan güçlükler giderilmeli.
Özellikle küçük ölçekli üreticilerin sistemin dışında kalmaması için bilgilendirme çalışmalarına ağırlık verilmeli.
Kocaeli'de tarımsal üretimin güçlenmesini istiyorsak çiftçinin işini kolaylaştırmak zorundayız.
Çünkü çiftçinin üretimde kalması, hepimizin ortak çıkarı.
Bugün kayıt, yarın üretim
2027 yılı ÇKS başvuruları bu açıdan önemli bir fırsat.
Üreticilerimizin başvuru koşullarını ve tarihlerini dikkatle takip etmesi gerekiyor.
Ancak asıl hedef, kayıt sayılarının artmasından ibaret olmamalı.
Kocaeli'de üretimin sürmesi, çiftçinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve tarımsal faaliyetlerin gelecek kuşaklara aktarılması da hedeflenmeli.
Ben Kocaeli'nin yalnızca fabrikalarıyla değil, tarlalarıyla, üreticileriyle ve bereketli topraklarıyla da anılmasını istiyorum.
Çünkü sanayisi güçlü bir şehir olmak, tarımını ikinci plana atmayı gerektirmiyor.
Unutmayalım: Fabrikalar ekonomiyi büyütür, ama soframıza gelen ekmeğin arkasında çiftçinin emeği vardır.
Çiftçi üretmezse yalnızca köyler değil, Kocaeli'nin tamamı kaybeder.