Kocaeli iş dünyası önümüzdeki günlerde sandığa gidiyor.

Kocaeli Ticaret Odası, Kocaeli Sanayi Odası, Gebze Ticaret Odası, Körfez Ticaret Odası ve İMEAK Deniz Ticaret Odası Kocaeli Şubesi...

Kent ekonomisinin en önemli meslek kuruluşlarında seçim zamanı.

Adaylar sahaya çıktı.

Ziyaretler başladı.

Ekipler kuruluyor, listeler hazırlanıyor, toplantılar yapılıyor, sosyal medya çalışmaları yürütülüyor.

Bazı seçimlere dışarıdan baktığınızda insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Bir oda başkanlığı neden bu kadar önemli?

Bu nasıl bir koltuk?

Sonuçta burada bir belediye başkanı seçmiyoruz.

Milletvekili seçmiyoruz.

Bakan seçmiyoruz.

Ticaret veya sanayi odasının yönetimini seçiyoruz.

Ama seçim dönemindeki hareketliliğe baktığınızda ortaya çok daha büyük bir siyasi yarış görüntüsü çıkabiliyor.

Aylar süren hazırlıklar...

İş yeri ziyaretleri...

Yemekler...

Toplantılar...

Tanıtımlar...

Profesyonel kampanyalar...

Sosyal medya reklamları...

Listeler...

Ekipler...

Bütün bunların bir maliyeti var.

O halde sormak gerekiyor:

Neden?

Bu koltuğun özelliği ne?

Üye zaten mecburen içeride

Asıl dikkat çekici nokta ise sistemin kendisi.

Türkiye'de belirli tacir ve sanayiciler açısından ilgili odaya kayıt bir tercih değil, mevzuattan kaynaklanan bir yükümlülük.

Üyelik varsa mali yükümlülükler de beraberinde geliyor.

Dolayısıyla odaların çok farklı bir müşteri yapısı var.

Normal bir işletme müşterisini memnun etmek zorundadır.

Hizmet vermezse müşteri gider.

Başkasından hizmet alır.

Peki oda üyeliğinde aynı rekabet mekanizması var mı?

Bir sanayici çıkıp:

"Ben bu odanın hizmetlerinden memnun değilim. Bundan sonra başka bir sanayi odasına geçiyorum"

diyebiliyor mu?

Ya da bir tüccar:

"Ben hizmet almıyorum, üyeliğimi sonlandırıyorum ve artık aidat ödemiyorum"

diyebiliyor mu?

İşte tartışılması gereken temel meselelerden biri bu.

O zaman üyeye hesabı da verilmeli

Zorunlu üyelik sisteminin olduğu yerde daha fazla şeffaflık gerekir.

Çünkü o bütçenin kaynağı üyedir.

O zaman Kocaeli'deki odaların önüne bazı basit sorular koyabiliriz:

Bir yılda üyelerden ne kadar para topluyorsunuz?

Bu paranın ne kadarı doğrudan üyeye hizmet olarak dönüyor?

Temsil ve ağırlama giderleri ne kadar?

Tanıtım giderleri ne kadar?

Yurt dışı ve yurt içi seyahatlerin toplam maliyeti ne?

Toplantılar için ne kadar harcanıyor?

Başkan ve yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, harcırah veya başka bir ödeme yapılıyor mu?

Yapılıyorsa ne kadar?

Odanın iştirakleri var mı?

Varsa bu şirketlerin yönetimlerinde kimler bulunuyor?

Buralardan herhangi bir ücret alınıyor mu?

Bence seçim döneminde konuşmamız gerekenler tam olarak bunlar.

Kocaeli'de sandık kuruluyor

Üstelik bu soruların tam zamanı.

Kocaeli Sanayi Odası'nda meslek komitesi seçimleri 1 Ekim'de yapılacak.

Kocaeli Ticaret Odası üyeleri 3 Ekim'de sandığa gidecek.

İMEAK Deniz Ticaret Odası Kocaeli Şubesi'nde de organ seçimleri 1 Ekim'de gerçekleştirilecek.

Gebze Ticaret Odası ve Körfez Ticaret Odası da seçim sürecinde.

Yani önümüzde Kocaeli iş dünyasının yönetim kadrolarının belirleneceği önemli bir dönem var.

Fakat benim merak ettiğim sadece kimin kazanacağı değil.

Kazanan neyi kazanacak?

Adaylardan mal beyanı değil, kampanya hesabı istesek?

Bir soru daha soralım.

Oda başkanlığı için yarışan adayların seçim kampanyalarının maliyetini biliyor muyuz?

Bilmiyoruz.

Belki düşünüldüğü kadar yüksek değildir.

Belki adaylar çok sınırlı bütçelerle çalışıyordur.

Ama bunu öğrenmenin yolu çok kolay.

Adaylar açıklasın.

"Ben bu seçim kampanyasına şu kadar para harcadım."

Desinler.

Hatta daha da ileri gidelim.

Kim ödedi?

Adayın kendisi mi?

Ekipteki iş insanları mı?

Destek veren şirketler mi?

Bağış yapanlar var mı?

Varsa kimler?

Bir iş dünyası kuruluşunun başkanlığına aday olan kişinin seçim bütçesini açıklamasından daha doğal ne olabilir?

Böylece dedikodu da biter.

Bir soru da mevcut başkanlara

Sadece adaylara sormayalım.

Mevcut başkanlara da soralım.

Görev süreniz boyunca kaç üyeyi ziyaret ettiniz?

Kaç üyenin sorununu çözdünüz?

Üyelerin ödediği aidatlardan oluşan bütçenin ne kadarını doğrudan üyeye dokunan projelerde kullandınız?

Kocaeli'ye kaç yeni yatırım getirdiniz?

Kaç şirketin ihracata başlamasına doğrudan katkı sağladınız?

Kaç şirketin bürokratik sorununu çözdünüz?

Kaç kez Ankara'ya gidip Kocaeli iş dünyasının sorununu sonuçlandırdınız?

Ve en önemlisi:

Dört yıl önce vaat ettiğiniz şeylerin kaçını yaptınız?

Bunların cevabı "çok sayıda toplantı gerçekleştirdik" olmamalı.

Toplantı sonuç değildir.

Ziyaret sonuç değildir.

Fotoğraf sonuç değildir.

Protokol sonuç değildir.

Sonuç ölçülebilir.

Aidatını ödeyen üye bunu sormalı

Bir tüccar her ay personel maaşını düşünüyor.

Vergisini düşünüyor.

SGK'sını düşünüyor.

Kirasını düşünüyor.

Kredisini düşünüyor.

Enerji maliyetini düşünüyor.

Tahsil edemediği çekini düşünüyor.

Sanayici ham maddeyi, kuru, ihracatı, finansmana erişimi düşünüyor.

Peki onları temsil eden odaların gündeminde ne var?

Üyenin gerçek gündemiyle oda yönetimlerinin gündemi ne kadar örtüşüyor?

Bence bu seçimlerin en önemli sorularından biri de bu.

Seçim sistemi de konuşulmalı

Bir başka konu seçmen listeleri.

Örneğin KOTO'da 3 Ekim seçimleri öncesinde seçmen listeleri askıya çıkarıldı.

KSO'da yaklaşık 3 bin 900 üyenin oy kullanma hakkının bulunduğu belirtiliyor.

Gebze ve Körfez'de üyelerin seçimlere katılabilmeleri için kayıtlarını kontrol etmelerine yönelik duyurular yapıldı.

Bunlar teknik ayrıntılar gibi görünebilir.

Değil.

Çünkü seçimin kaderini seçmen listesi belirliyor.

O halde listelerin oluşumu da son derece şeffaf olmalı.

Kim oy kullanabiliyor?

Kim kullanamıyor?

Neden?

Seçimden önce kaç üyenin durumu değişti?

Bunların tamamının üyelerin denetimine açık olması gerekir.

Ben aday olsam ilk bunu açıklarım

Ben bir oda başkanlığına aday olsam seçim bildirgemin ilk sayfasına şunu yazardım:

Odanın bütçesi bu.

Personel gideri bu.

Temsil gideri bu.

Başkan ve yönetimin toplam maliyeti bu.

Üyeden toplanan para bu.

Üyeye doğrudan dönen hizmetin parasal karşılığı bu.

Dört yıl sonra da aynı tabloyu yeniden yayınlardım.

O zaman üyeler karar versin.

Başarılı mıyım, değil miyim?

Çünkü iş dünyasının yönettiği bir kurumun performansı da iş dünyasının anlayacağı şekilde ölçülmeli.

Rakamla.

Sonuçla.

Verimlilikle.

Ve son soru...

Kocaeli'de önümüzdeki günlerde oda seçimlerini çok konuşacağız.

Kim kimin listesinde?

Kim hangi komiteden çıkacak?

Kim kimi destekliyor?

Hangi başkan yeniden seçilecek?

Bunların hepsi haber olacak.

Ama ben başka bir sorunun peşindeyim.

Bu koltuklar neden bu kadar değerli?

Eğer mesele sadece Kocaeli'deki tüccara ve sanayiciye hizmet etmekse adaylar çıksın, projelerini anlatsın.

Kampanya bütçelerini açıklasın.

Oda bütçelerini üyelerin önüne koysun.

Dört yıllık ölçülebilir hedeflerini ilan etsin.

Ve seçimden dört yıl sonra aynı rakamlarla yeniden üyelerin karşısına çıksın.

O zaman kimin gerçekten hizmet için orada olduğunu tartışmak çok daha kolay olur.

Çünkü seçimlerde asıl soru sadece "Kim kazanacak?" olmamalı.

Asıl soru şu olmalı:

Kazananın eline nasıl bir güç geçiyor ki bu koltuklar için böylesine büyük bir mücadele veriliyor?

Ben cevabı vermiyorum.

Sadece soruyorum.

Belki de bu seçim döneminde Kocaeli iş dünyasının sorması gereken soru tam olarak budur.