Futbol basını, yıllardır alışık olduğumuz üzere taktiktir, hakem kararlarıdır, sakatlıklardır derken sert ve gergin bir atmosfere ev sahipliği yapar. Ancak bazen bir basın toplantısı öyle bir cümleyle bölünür ki, konuşulan tüm futbol aklı bir anda buharlaşır; geriye sadece sığ bir cinsiyetçilik kalır.

Teknik direktör Yalçın Koşukavak’ın salondaki kadın gazetecilerin yoğunluğunu görünce sarf ettiği "Bu kadar kadın olduğunu bilseydim kısır yapardım, buradan soru çıkmaz" sözleri tam da böyle bir an. Esprili bulunması umuduyla söylenmiş, kahkahalarla geçiştirilmeye çalışılmış olabilir. Fakat bu "masum görünen" şaka, Türk futbolunun bilinçaltına kazınmış o eski ve yıpranmış zihniyetin mikrofonlara yansıyan net bir özetidir.

Kadınların futboldaki varlığı, sporu takip etme ya da analiz etme yetkinliği halen bir "altın günü" esprisiyle itibarsızlaştırılabiliyorsa, ortada gülünecek bir durum yok demektir. Kadın basın mensupları o salona günün menüsünü konuşmaya değil; mesleklerini yapmaya, takımı, oyunu ve teknik kararları sorgulamaya geliyor. "Buradan soru çıkmaz" demek, sırf cinsiyetinden ötürü bir gazetecinin mesleki donanımını tek kalemde silip atmaktır.

Futbol sadece erkeklerin tekelinde olan, kadınların ancak seyirci veya neşeli bir detay olarak kenarda durabileceği bir alan değil. Yeşil sahalarda, kulüplerde ve basın tribünlerinde kadınların sayısı arttıkça sporun dili de dönüşmek zorunda. Sahadaki taktiğe kafa yoran teknik adamların, artık konuşma taktiklerine ve dillerindeki bu cinsiyetçi reflekslere de bir çeki düzen vermesi gerekiyor.

Çünkü yeşil sahalar da, basın odaları da kimsenin evindeki kabul günü değil; işini ciddiyetle yapan profesyonellerin alanıdır.