Aslında her şey 2017 yılında, üniversite eğitimi için bu şehre ilk adımımı atmamla başladı. Kocaeli benim için dışarıdan, sanayi ve transit geçiş şehri olarak izlenim verirdi. Ancak burada yaşayıp, sokaklarını gezip, kendi hayatımı burada oluşturdukça fark ettim ki; bu kentin göğsünün tam ortasında çok güçlü ve asla susmayan bir kalp atıyor.
Bir öğrenci olarak gelip, sonrasında burayı hayat edinen biri olarak bu ruhu görmezden gelmek , İzmit'te yürürken bir esnafın camında olan yeşil-siyah bayrak, maça giden halkın gözlerindeki o saf heyecanı fark etmemek imkansızdı.
Kocaelispor öyle ki, buraya sonradan gelenleri bile içine çeken, aidiyet hissettiren bir güce sahipti
İlk görev, ilk heyecan...O geceyi nasıl unutabilirdim?
Henüz 6 aydır sektörün içerisindeyim ve meslek hayatımın ilk maçı Kocaelispor-Başakşehir mücadelesiydi.
Sektöre yeni adım atmış biri olarak o atmosfere girdiğim an tribünlerden yükselen o sesler, hissettiğim o enerji bana bu şehir ve kulüp hakkında yazılan, çizilen her şeyin ne kadar doğru olduğunu kanıtlar nitelikteydi.
O gün anladım ki, Kocaelispor sadece doksan dakikalık bir eğlence değil; bu insanların sevinciyle güldüğü, hüznüyle dertlendiği koskocaman bir yaşam biçimiymiş.
Ve son olarak, Körfez’in asil çocukları için ligin adının ne olduğunun bir önemi yok. Çünkü onlar çok iyi biliyor ki; renkler ölmez, sadece bazen dinlenmeye çekilir. Ve o fırtına, bir gün mutlaka kaldığı yerden esmeye devam edecek.