Hani hep derler ya, "İnsan elindekinin kıymetini kaybetmeden anlamaz" diye... Bizimkisi kaybetmek değil belki ama burnumuzun dibindeki hazineyi başkalarına kaptırmak üzereyiz, benden söylemesi.

​Geçen gün biraz kafa dinlemek, deniz havası almak için Kandıra sahillerine doğru kaçayım dedim. Şöyle bir etrafıma baktım; hani abartmıyorum, adım başı 34 plaka! Sahiller, yollar, otoparklar İstanbullularla dolu. Kandıra’nın kıymetini, güzelliğini bizden çok komşu şehrin insanı biliyor sanki. Yerlisi olarak bu durum beni hem gururlandırıyor hem de içten içe biraz üzüyor açıkçası. Biz ne ara kendi cennetimizi bu kadar ihmal ettik?

Kandıra Haberleri-2

Yahu, açık konuşalım: Vallahi de billahi de Bodrum’a bin basar!

Hem Sakin, Hem Bedava!

Şimdilerde güneye gitmek lüks ötesi bir hal aldı. Bodrum’da bir lahmacun, bir şezlong fiyatına burada neredeyse bir hafta tatil yaparsınız. Üstelik Kandıra’nın sahilleri hâlâ cömert, hâlâ neredeyse bedava... En önemlisi de o güneydeki sahte, yorucu ve kalabalık telaş yok burada. Tabiatıyla, dalgasıyla, esintisiyle bambaşka bir huzur var. Yakında olanın kıymetini bilmemek tam olarak böyle bir şey sanırım.

Kandıra Sahilleri

Seyrek’te Zamanı Durdurmak

Eğer yolunuz henüz düşmediyse ya da "hep gidiyoruz işte" deyip geçtiyseniz, sizden ricam bir gününüzü Seyrek Palamar Tepesi’ne ayırmanız. Gidip orayı kendi gözlerinizle bir görmeniz lazım. O gün batımına karşı kurulan çardaklar, gökyüzünün aldığı o kızıl renk... İnanın bana, dünyanın hiçbir lüks otelinde o tepeden izlediğiniz manzaranın verdiği huzuru parayla satın alamazsınız. (Yazının sonuna o güzel anlardan birkaç görsel bırakıyorum, ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.)

Kandıra-3

​Sözün özü; ben kendi adıma bu sene Bodrum’a, güneye resmen veda ediyorum. Parasıyla rezil olmak isteyen, o kalabalık beach’lerde sıra bekleyen buyursun gitsin.
​Ben bu yaz da, önümüzdeki yaz da Kandıra diyorum.
​Var mı ötesi?