Türkiye’de ekonomik şartların zorlu bir süreçten geçtiğinin hepimiz farkındayız. Piyasalarda inişler, çıkışlar olabilir; bunlar bir şekilde dengelenir.

Fakat asıl tehlikeli olan, ekonomiden ziyade toplumsal çalışma ahlakımızda yaşanan o büyük kırılma. Günümüzde artık neredeyse herkes "armut piş, ağzıma düş" modunda. En az eforla, en yüksek verimi almanın; terlemeden kazanmanın peşindeyiz.

Eskiden büyüklerimiz "Üç kuruşa beş köfte olmaz" derlerdi. Geldiğimiz noktada durum tersine döndü: Artık millet bir köfteye on kuruş ister hale geldi. Ne yazık ki, üretmeden tüketmenin adeta delisi olmuş bir toplum inşa ediyoruz.

İşin hakkını vermeyi unutup, sadece gün sonundaki kazancı düşünür olduk.

​Üstelik bu durum, sadece cüzdanları değil, bireysel psikolojileri de derinden sarsıyor. Emek verilmeden, hak edilmeden yenilen o ekmek, günün sonunda insana sadece tatsızlık ve tatminsizlik veriyor. Çünkü insan, ürettiği ve değer kattığı ölçüde var olur. Alın teri dökülmeden kazanılan hiçbir şey, ruhu beslemeye yetmiyor.