Yüzyıllardır kitleleri yönetmek için kullanılan çeşitli metotlar ve yöntemler vardır. Bu, kimi zaman ideoloji yoluyla olmuş, kimi zaman din yoluyla, kimi zaman da politika aracılığıyla gerçekleşmiştir.

Propagandayı özetleyecek olursak; çok sayıda insanın (kitlelerin) düşünce ve davranışlarını, çoğu zaman kendi lehine etkilemek için kullanılan mesaj biçimidir.

Medyayı elinde tutan hükümetler her zaman çok güçlü olmuşlardır. Hiç güçlü olmasalar bile, hatta halkının yiyecek ekmeği olmasa dahi… Tarihe dönüp baktığımızda Nazi Almanyası öyle bir propaganda planı uygulamıştır ki, Rus güçleri Berlin’e kadar girdiği hâlde Alman halkı hâlâ savaşı kendilerinin kazandığını düşünüyordu. Tabii Naziler bu gücü Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’e borçluydu.

"En Çok Sesi Çıkan"

Toplumun nazarında her zaman sesi en çok çıkan, biraz şiirsel konuşan, biraz da sesi gırtlağından yırtar gibi çıkan insanlar (hiçbir halt olmasalar bile) takdir görmüşlerdir. Bu, arkadaş ortamlarında bile böyledir. Az biraz konuşabilen kişi kendini arkadaşlarının önderi zanneder; sesi en çok çıkan, dost meclisinde en çok dinlenen olur.

Söylenir ki medya, yasama, yürütme ve yargıdan sonraki dördüncü kuvvettir. Haksız da sayılmazlar; çünkü medya öyle kuvvetlidir ki, az evvel saydığım üç organ işlevsiz olsa bile medya organı kullanılarak “Bunlar mükemmelmiş” algısı oluşturulabilir. Yönetilmeye müsait olan kitle ise bunu sorgusuzca kabullenir.

"Niçin yalan Söylesinler?"

Medyayı takip eden kişiler genelde verilen bilgiye, ya da her ne sunuluyorsa ona inanma eğilimi gösterir. Çünkü bilgiyi verenler “büyük kişiler”dir; “Niçin yalan söylesinler?” diye düşünürler. Ancak biraz farkında olan insanlar gördüğü şeyi seçerek okur. Okumuş insanlar her toplumda azınlık olmuştur; bu yüzden manipülasyona (genelleme yaparsak) daha kapalıdırlar. Onları yönlendirmek zordur ve genelde sindirilmeye çalışılırlar.

Sosyal medyanın çığır aşmasıyla birlikte insanlar istedikleri bilgiyi alıyor, istedikleri şeyden haberdar oluyor; üstelik ana akım medyanın dışında. Bu yüzden bence milenyuma girilmesiyle, internetin yaygınlaşması ve sosyal medyanın her haneye girmesiyle propaganda etkisi biraz da olsa azalmıştır.

Gelelim “propaganda gerekli mi?” konusuna…

Eğer propaganda yapan taraf senin tarafınsa, propaganda senin için paha biçilmez bir nimettir. Ama eğer onun karşısındaysan, geçmiş olsun. Yapabileceğin tek şey, propaganda yapanların devrilmesini beklemek olacaktır (Ya da kendin devirirsin !). Çünkü arkalarında çok büyük bir halk kitlesi vardır.

Propaganda Gerekli Mi Metehan Şanlı Ktv 2