Osmanlı Sülalesinin , Cumhuriyet döneminde belki de en fazla tartışılan ismi olmuştur. Kimi taraf onu hayalperest bir kimliğe sürükleyip "Ulu Hakan " derken, diğer tarafta onu birçeşit vatan hainliği ve zalimliğe soyutlayarak "Kızıl Sultan" diye isimlendirmiştir.
Bütün bunları bir kenara koyup düşünecek olursak, 2.Abdülhamit en çok posta güvercini olan Jurnalcileriyle ve döneminde halka, askerlere ,sanatçılara ve en çok ta gazetecilere yaşattığı "İstibdat" dönemiyle hatırlanıyor.
Bahsi geçen dönemde birçok gazete farklı sebeplerle sansürlenmiş , bazı kelimeler de yasaklanmıştır. Örneğin kardeşi Veliaht Şehzade Reşat Efendi'nin ismi gazetelerde geçmesin, tahtta herhangi bir hak talebini olmasın ve kamuoyunda popülaritesi artmasın diye gazetelerdeki "Reşat" ibarelerini "Neşet" ile değiştirtmiştir.

Bir diğer örnek ise Mecmualarda (dergi) ve gazetelerde "Burun" kelimesi ve çizimini yasaklatmasıdır. Kendisine muhalif kesim bununla çok alay etmiş olsa gerek ki böyle bir yasağa ihtiyaç duymuş.



Diğer bir mesele ise Abdülhamit'in uçan kuştan haber almasına vesile olan Jurnal teşkilatı. Bu oluşum kimi zaman "Yıldız Teşkilatı", kimi zamansa resmi ismiyle "Umur-u Hafiye" olarak anılır .

Abdülhamit yancıları bu teşkilatı yüceltir ve çok önemli görür çünkü Abdülhamit'in gerçekten de "her şey" den haberdar olmasını sağlıyordu. Bu casus ağı öyle kuvvetliydi ki (onlara göre) "Abdülhamit İngiliz kraliyet sarayının içini Kraliçe den önce öğrenir" diyorlardı. Ancak halk bu jurnalcilerden pek de memnun değildi. Padişah darbelerden ve amcasının öldürülüşünün psikolojisiyle 33 yıllık saltanatı döneminde sarayından çıkmamış ve bunun etkisiyle gelen her jurnale değer vermiştir. Jurnalciler ise bunu fırsat bilip yalan yanlış her bilgiyi Sultana getiriyorlardı. Getirdikleri jurnal başına para alan hafiyeler ufak çaplı güç zehirlenmesi yaşayıp haraç kesmeye ve halkın huzurunu bozmaya başlamıştı.

Halk kesiminin Jurnalcilerden nefret etmesine bir örnekse , Serhafiye Fehim Paşa'nın (Mirliva / General) Sultan tahttan indikten sonra Bursa'da karısının ve çocuklarının gözü önünde linç edilip öldürülmesi. Kendisi Sarayda büyümüş, sultan tarafından çok sevildiği için 35 yaşında Mirlivalığa (Tuğ General) terfi etmiş, Kafasına göre infazlar gerçekleştirmiş ve kabadayılığa soyunarak Beyoğlu'nda haraç kesmeye başlamıştır. Rus gemilerinden birinin mallarına hukuksuz bir şekilde el koyunca padişaha şikayet edilmiş, padişah da onu akıllanır diye Bursa'ya sürgüne göndermiştir. Halkta Sultan tahttan inince bulduğu hafiyeyi öldürmeye başlamıştır. O da bundan nasibini almıştır.

(Fehim Paşa)
Bazı anlatılara göre: "Abdülhamit'in Cuma selamlıklarına kendisi değil de dublörünün gittiği(İsmet Efendi)" de Abdülhamit'e karşı sıkça kullanılan bir anlatıdır. İsmet efendi Abdülhamit'e benzerliğiyle ünlüdür ve gerçekten de Abdülhamit'in dublörlüğünü yapmıştır Böyle bir şey yapması aslında sebepsiz ve haksız değildir. Saraydan çıktığı kısa zamanlarda suikast girişimlerine maruz kalıyordu. 21 Temmuz 1905'de Njuik Harekatı veya diğer adıyla Yıldız Saldırısı, Ermeni Teröristler tarafından Yıldız Camii önüne bomba yüklü araç getirilip patlatılınca Sultanın korkusu iyice artmış daha sert önlemler almaya başlamıştır. Sultan saldırıdan kıl payı kurtulmuş ancak 21 kişi ölmüş 58 kişi yaralanmıştır.

(Sultan Hamid ve Süt Kardeşi İsmet Bey)

Abdülhamit'in asıl karşıtları ise o dönemin aydın Türk'leridir Yani "Jön Türkler". Abdülhamit yancıları onları vatan haini olarak görse de aslında vatanları için gözlerini kırpmadan ölüme yürüyecek kadar yiğit ve kahramanlardı. Büyük fikir akımlarıyla, İsyanlarla "Kızıl" dedikleri Sultanı tahttan indirmişler ve çok istedikleri "Cumhuriyet'in" tohumunu "Meşrutiyet'i" getirerek ekmişlerdir.

Makedonya da dağa çıkan Resneli Niyazi'yi ikna etmesi ve isyanı bastırması için gönderilen Şemsi Paşa öldürülünce ve bu dağa çıkma vakaları da artınca ,Enver Paşa da dağa çıkmıştır , Abdülhamit Jön Türklerle barışma kararı almıştır ve 2.Meşrutiyeti ilan etmiştir. Ancak kısa bir zaman sonra başlayan 31 Mart vakası (31 Mart 1325 - 19 Nisan 1909) Abdülhamit'in son günlerini başlatmıştır.

(Resneli Niyazi)

(Şemsi Paşa)

Kimi kaynaklarda "Hadise-i İrtica" (gericilik olayı) olarak geçen ayaklanma, Selanik'te kurulan Hareket Ordusu tarafından bastırılmış, İstanbul haklına hitaben yayınlanan bildirge de Mustafa Kemal Bey tarafından yazılmış, Hüseyin Hüsnü Paşa tarafından da yayınlanmıştır.

(Hüseyin Hüsnü Paşa ve Kolağası Mustafa Kemal Bey)
19 Nisan 1909:
Hareket Ordusu Bildirisi
"Din bilginleri başımızın tacıdır. Fakat melânetleriyle adi kişisel menfaat temin etmek maksadıyla yalandan din kisvesine bürünerek şerefli İslam dinini zayıflatmaktan çekinmeyip bozgunculuğa kalkışan bir takım ...çıkarcılar, yasaların gerektirdiği muameleyi görmekten elbette kurtulamayacaklardır.
Milletimiz, hayatının ve geleceğinin tek kefili olan meşrutiyetin yaralanmak, ...ulusal mutluluğumuzun güvencesi anayasamızın ayaklar altına alınmak istendiğini gördü.
Hareket Ordusu'nun amacı ve görevi meşru hükümeti bir daha hiç kimsenin sarsamayacağı şekilde güçlendirmek, ...anayasanın üzerinde hiçbir kanunla kuvvetin olmadığını ve olmayacağını isbat etmek, meşrutiyetin istikrarlı bir şekilde işlemesinden memnun olmayan vatan ve millet hainlerine gözlerini açmaları için son ve kesin bir ders vermektir.
Milletvekillerinin güvenine sahip bulunan ...Bakanlar Kurulu üyelerinin hayatları güvende olacak, anayasanın kendilerine verdiği haklar korunacak, genel sükun yeniden sağlanacaktır.
Vatanın selâmetinin ve milletin mutluluğunun gerekli kıldığı bu askeri icraat sırasında memleketin iç güvenliğinin ...ve halkın hayatıyla malının korunması için her türlü tedbir alınacaktır."

31 Mart isyanının azmettiricisi olduğu gerekçesiyle, Meclis kararıyla 27 Nisan 1909' da sultan tahttan indirilmiştir.ve böylece 32 yıl, 7 ay ve 27 gün süren istibdat rejimi sona ermiştir.

(Mahmud Şevket Paşa)
Hareket Ordusunun komutasını Hüseyin Hüsnü Paşa'dan devralan Mahmud Şevket Paşa'nın Abdülhamit hakkında ki söylevi:
2.Abdülhamid'in kısa öyküsü niteliğinde bir yazı olarak kabul edebiliriz bu yazıyı ne de olsa 33 yıla kaç tane olay sığmış olabilir ki!

Kaynakça:
https://yedikita.com.tr/sultan-ikinci-abdulhamidin-dubloru/
https://dergipark.org.tr/tr/pub/sisad/issue/43755/503186
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/murat-bardakci/ayni-bildiriyi-89-yil-once-hareket-ordusu-da-yazmisti-39011954