Gazi Mustafa Kemal Paşa yılların yorgunluğu ve savaşların, siyasetin yıpratıcı, mahveden etkisiyle 1937 yılına sağlığı bozuk bir vaziyette girmişti.
29 Ekim 1938'den sonra ki günleri yarı baygın ve uyur şekilde geçiriyordu. Çoğu zaman bilinci yerinde değil uyku halindeyken bazı kelimeleri belli belirsiz tekrar ediyordu. Uyandığı zamanlarda ise Süt, pirinç ve çeşitli meyve suları içeren öğünlerini tüketiyordu.

Uyandığı zamanlarda ise canı Enginar yemeği çekecek olacak ki enginar siparişi verdirtti. O mevsimde İstanbul'da enginar bulunmadığından Hatay'a ısmarlandı ammavelakin enginarlar geldiği vakit o ölümün pençesinde ki uykusuna ebediyen dalmıştı.
5 Kasım Cumartesi Günü kendine gelince başında Makbule, Sabiha Ve Afet Hanımlar , zayıflamış ve incecik kalmış elini son kez başlarına koydular.
Ulu Gazi'nin karnında ki su iyice çoğalmış ona dayanılmaz bir acı vererek, ıstırapla nefes almasına yol açıyordu. karnında ki su iyice arttığından mütevellit kalbine ve ciğerlerine baskı yapıyordu bu da ona zulümkâr bir acı veriyordu.

7 Kasım Pazartesi sabahı sırtüstü yattığı sırada kan tükürmeye başladı. Doktorlar hemen Dolmabahçe'de yattığı odaya geldiler. Atatürk, Nihat Reşat Bey'e: "Doktor, karnımda ki suyu çekme zamanı geldi çünkü bu mayi benim nefesime dokunuyor, soluk almamı güçleştiriyor " dedi.
Doktor Reşat Bey, "Emr-i devletinizi yarın ifa ederim" dedi, çünkü su çekme işleminden evvel kalbi destekleyecek önlemler almak istiyordu.
Üstelik önceki ponksiyonları (su çekme işlemi) yapan doktor Kemal Öke sarayda değildi. Ancak Gazi, her zaman ki sabırsızlığıyla (Gazi sağlık konularında ihmalkâr ve sabırsızdır) "Emrediyorum, bugün çekin " dedi.

Bu onun son emriydi ve kimsenin yapamayacağı gibi Gazi'nin buyruğuna doktorlar da karşı gelemedi.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak aktardığına göre: "Çaresiz kalan doktorlar hazırlık yapmak üzere odadan çıktılar sonra kaşlarını çattı ve öfkeli bir sesle "Niçin tereddüt ediyorlar? Olacak olur" dedi. sonra da karnını işaret ederek "Bu, İnsupportable (dayanılmaz)'dır". diyerek devam etti "
7 Kasım günü saat 12.20'de üçüncü ponksiyon başlar ve bu kez operasyonu Dr. Mim Kemal Öke değil , Dr. Mehmet Kamil Berk yapıyordu.

Doktor Nihat Reşat Belger:
"Atatürk su çekme esnasında suyun hepsinin çekilmesini ısrarla emrediyordu. Bizlere 'Kaç Litre var? sayın' diyordu. Sayan bendim ve her yarım litreyi bir sayarak '12 Litre' dedim. Hakikatte 6 Litre su çekmiş bulunuyordu."
Akşam 20'den gece yarısına kadar sükunetle uyudu. Gece yarısı uyandı ve 8 Kasım'a geldiğimizde artık kendini tanımıyordu...
