İsmail Enver Paşa… Meşhur İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin lideri; Üç Paşalar’ın en gözdesi, bir dönemin belki de en yakışıklısı ! Çanakkale Muharebesi’nin komutanı, Sarıkamış’ta hain ilan edilen hürriyet kahramanı Enver… Almanya’dan Moskof’a geçmeye çalışırken altı kere uçağı arıza yapıp düşen mağlup paşa… Naciye Sultan’ın “Enver’i”, Türk milletine âşık; Tacikistan dağlarında şehit düşen vatansever…
Meşhur Enver Paşa’yı hepimiz biliriz; savaşlarıyla, mücadelesiyle, Naciye Sultan’a aşkıyla vesaire… Ömrü her türlü cephede, çamurda geçmiş bir asker… Siyaseten başarısızdır. İyi bir başkomutan olmasa da çok iyi bir mevzi kumandanı, çok iyi bir gerilla önderi olduğu asla reddedilemez.

Enver Paşa Türkçü’den daha çok İslamcıdır. İttihad-ı İslam’ı dünyaya hâkim kılmak isteyen bir başbuğ… Ancak unuttuğu bir şey vardır ki bu, sadece bir peri masalıydı.
İslam birliği, Türklere bırakılmayacak kadar önemli ve artık kimsenin dinlemeyeceği kadar işlevsiz bir terimdi. Arap Yarımadası’ndaki isyanlarda Türklere yapılan eziyetler malumdur. Bu yüzden bu hayalin peşinde ziyan olmuştur…
Daha 40 yaşına gelmeden koca bir vatanın cefasını, derdini omuzlarına yüklemiş. Atına atlamış, dört nala sürmüş… Atını o kadar hızlı sürmüş ki en sonunda uçurumdan uçuvermiş.
Gazi Mustafa Kemal’in Enver Paşa’yı anlatan bir sözü vardır ki aslında bütün serüveni anlatır:
“Enver, bir güneş gibi doğmuş, bir gurûb ihtişamıyla batmıştır; arasını tarihe bırakalım.”

(Başlığı Naciye'ciğime diye okudum)
I. Dünya Savaşı yıllarında Şevket Süreyya Aydemir "Suyu Arayan Adam" adlı kitabında şöyle bir anı vardır mesela:
-Peygamberimiz kimdir? İçlerinden biri "Enver Paşadır!" der... Enver Paşa Askerine O kadar işlemiş biriydi.

Enver Paşa, efsanelere konu olacak kadar şerefli bir biçimde şehit olmuştur. Muhtemelen oralarda makamı bir mavi denize nazır, yukarıdan vatanının hâlini izliyordur…
4 Ağustos 1922 tarihinde Çegan Muharebesi’nde, Orta Asya’nın mücahitleri olan “Basmacılar”a bir harekât düzenlenir. Kızıl Ordu komutanlarından Yakov Melkumov, yaklaşık 3 bin kişilik bir birliğe komuta etmektedir. Basmacılar ise 20-30, bilemedin 50 kişidir; komutanları da bizim bağrımızdan çıkmış Edirne Fatihi Enver Paşa…
O gün de Kurban Bayramı’nın ilk günüdür. Sabah saatlerinde Basmacılar bayramlaşmaktadır. Belcivan civarında bulunan Çegan Tepesi’nde Enver Paşa, bayram namazı sonrası tören düzenlemekteyken doğudaki Dere-i Hakiyan Vadisi’nden Sovyet makineli tüfek sesleri duyulur.
Bu ani baskından sonra Enver Paşa ve yanındakiler çekilmeye başlar. Ancak kaçmanın artık fayda etmeyeceğini biliyorlardır. Söylenir ki “Derviş” isimli atının üstünde—Luger marka tabancasının kurşunu bittikten sonra—yalın kılıç hücum eder ve mitralyöz kurşunuyla şehit edilir. Derviş ise oracıkta ölür...

Bu savaştan kısa bir süre önce de sonu şöyle biten içli bir mektup, son kez Naciye Sultan’a gider:
“Karaağaca çakımla ismini yazdım. Enver’in…”

Türk dünyasının gördüğü en derin hayatlardan biri şüphesiz Enver Paşa’ya aittir…
Eeee Efsaneler bu yüzden vardır. şahıslar evet öldü ama destanlar her zaman yaşadı… Biz de gerisini tarihe bırakalım.
