Kocaeli Şehir Hastanesinde geçtiğimiz günlerde ülke gündemine de düşen üzücü bir olay yaşandı!
Kocaeli Şehir Hastanesi'de Doktor Şiddeti!
Kocaeli Şehir Hastanesinde geçtiğimiz günlerde ülke gündemine de düşen üzücü bir olay yaşandı! Bir doktor hanımın hastalara bağırıp çağırması, insanlara yaptığı kötü muamele pek çok sosyal medya hesabı ve basın kuruluşunun haberlerinde yer aldı!
Olaya bizzat şahit oldum. Görüntüyü çekip haber merkezine gönderen de bendim. Akşam saatlerinde ofisimde haber yazarken bir arkadaşım aradı. Annem rahatsızlanmış, sana yakın; onu Kocaeli Şehir Hastanesine getirebilir misin diye rica etti. İşimi bırakıp hızlıca çıktım! Arkadaşımın annesini alıp Kocaeli Şehir Hastanesi acil kısmına gittim ve orada arkadaşımla buluştum.
Daha sonra onlar acilde beklerken ben de dışarıda çay içip onları beklemeye başladım. İşleri bitince onları eve bırakıp geri dönüp işlerimi tamamlamayı planlıyordum. Zaman zaman yanlarına gidip ne durumdalar diye bakıyordum. İçeri her gittiğimde acildeki hastaların söylenmelerine şahit oldum:
"Saatlerdir bekliyoruz, sıra gelmiyor."
"Ağrıdan ölüyorum, en azından bir ağrıkesici iğne yapsanız."
"Bu sıra neden atlayarak ilerliyor?"
"Benim numaram 940 ama yanan numaralar 1100'ler, 1200'ler."
Acilin bekleme kısmında pek çok bu şekilde diyaloğa rastladım. Zaman zaman doktor ve hastalar arasında ufak tefek karşılıklı diyaloglar geçti. Fakat bunların bir haber değeri olmadığını, hasta ve doktorlar arasında genel strese dayalı ufak tartışmalar olduğunu düşündüğüm için herhangi bir şey yapmadım.
O sırada kadın bir doktor odasından çıktı ve bir anda hastalara bağırmaya başladı! Öyle yüksek bir sesle bağırıp insanların üzerine gidiyordu ki neredeyse hasta ve zor durumdaki insanları dövecek zannedersiniz! İnsanlar "Doktor hanım saatlerdir bekliyoruz, bizden sonraki numaralar yanıyor, neler oluyor?" diye sorunca; doktor hanım "BEKLEYECEKSİNİZ! BEKLEYECEKSİNİZ!" diye hastaların üzerine yürüyüp sağa sola herkese bir şeyler söyleyip durdu.
Bu dakikaya kadar olan biten her şey olayın doğası içerisinde ilerlerken, olay artık başka bir hal almıştı. Doktor hanım hastalara bağırıp çağırmaya, insanları rencide etmeye, insanları hor görmeye başlayınca telefonumun kamerasını açarak çekim yapmaya başladım.
Tabii bizim doktor hanım durur mu? Bana da bağırmaya, üstüme yürümeye başladı! "Ne yapıyorsunuz beyefendi?" diyerek elini kaldırıp üzerime yürürken "ÇEKEMEZSİNİZ!" diye bağırarak üzerime yürüdü. Kamerayı kapatıp sarı basın kartımı çıkararak, "Çekerim hanımefendi, ben gazeteciyim; buyurun bu da basın kartım. Kamuya açık bir alandayız ve kamuyu ilgilendiren bir olay yaşanıyor. Ben de bunu çekerim, bu benim işim. Siz nasıl işinizin engellenmesini istemiyorsanız, siz de benim işimi engelleyemezsiniz." şeklinde yanıt verdim.
Tabii doktor hanım duracak gibi değildi. Bir yandan üzerime yürümeye devam ederken bir anda ne olduğunu anlamadan elime saldırıp elimdeki basın kartını çekip aldı! "Ne yapıyorsunuz hanımefendi, basın kartımı verir misiniz?" dediğimde; "Beyaz Kod! Beyaz Kod!" diye bağırmaya başladı! "Güvenlik! Beyaz Kod! Polisleri çağırın!" diye bağırmaya başladı.
Sağlık çalışanlarına şiddet uygulandığında kullanılan "Beyaz Kod" uygulamasını keyfi ve kendi egosuna göre çekinmeden kullandı! Kamuyu ve kamu personelinin vaktini, iş yükünü kendi ego ve hırslarına kurban etti!
Gazeteciler olarak her gün sağlık çalışanlarına şiddet haberleri yapıyor ve sağlık çalışanlarımızın yanında duruyoruz. Şiddetin her türlüsünü reddediyor; özellikle sağlık çalışanlarımıza ve eğitimcilerimize karşı yapılan şiddeti her zaman kınıyoruz! Fakat bu olayda şiddet eylemi, şiddet söylemi olan bir kişi var ise o da doktor hanımdan başkası değil! Kimse ne kendisine yüksek sesle konuşmuş ne de herhangi bir eylemde bulunmuştur!
Bizim doktor hanımın yaptığı şey "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" misali; bağırıp çağırıp, elindeki envanterleri kullanarak maalesef haksızken haklı çıkmaya çalışmaktan başka bir şey değil!
Doktor Hanım, bu insanlar bu hizmet için haftada 45 saat çalışıyor! Bu hizmet için her ay maaşlarının %15'i alınıyor! Kimse orada bedavacı veya bedelini ödemediği bir hizmet için size gelmiyor! Vatandaşı hor görüp, vatandaşa üstten üstten konuşup, bağırıp çağırarak iş yapamazsınız!
Olayın içinde ben bir hasta veya hasta yakınımın şikâyeti üzerine bulunmuyorum! Tesadüfen oradayken kamuda vatandaşın yaşadığı bir sıkıntıya şahit oluyorum. Kimse sizi de orada zorla çalıştırmıyor! Vatandaş alın teri ile saatlerce çalışıp bedelini ödediği bir hizmeti almaya geliyor.
Bu tür sorunlar neden İzmit Devlet Hastanesi, Seka Devlet Hastanesi, Kocaeli Üniversite Hastanesi, Derince Devlet Hastanesi gibi yerlerde yaşanmıyor? Bu yap-işlet-devret modeli hastanelerde neler oluyor böyle?
Kusura bakmayın yazı çok uzun oldu, olayın detaylarını anlatmak için uzatmak durumunda kaldım. Hastane yönetimi ve tavrı ile ilgili kısımda yaşananları, sizleri çok sıkmamak adına bir sonraki yazımda aktaracağım.