“Garb medeniyetini almak, garplılaşmak demek değildir.”
— Ziya Gökalp

Gökalp, Batı’nın ilmini ve tekniğini almanın, Batı kültürünü aynen taklit etmek anlamına gelmediğini vurgular.

Onun eserlerinde sıkça eleştirdiği Batı taklitçiliği ve özentiliği, maalesef yüzyıldır coğrafyamızın makûs kaderlerinden biri olmuştur.

Kendine güvenmeyen; kendi varlığının gücünü, dününü ve bugünün tarihsel duruşunu idrak edemeyen; atalarının ve ecdadının bıraktığı büyük mirasın farkında olmayan bir düşünce yapısı…
Kendi öz değerlerini küçümseyen, başkasının gölgesinde var olmaya çalışan bir zihniyet…

Batı’nın kirli, sömürücü, kapitalist ve zaman zaman diktatör uygulamalarına hayranlık duyan; üstelik neye hayran olduğunun dahi farkında olmayan bir anlayış!

İstanbul’a gelen bir İngiliz savaş gemisinin bazı muhalif çevrelerce “hürriyet umudu” olarak karşılanması, tarihimizde bu zihniyetin çarpıcı örneklerinden biridir.
Tevfik Fikret’in, sırf II. Abdülhamid’e muhalefeti sebebiyle İngilizlere umut bağlaması; ardından Batı’nın gerçek yüzünü görerek hayal kırıklığı yaşaması, tarihimizin ibretlik sayfaları arasında yerini almıştır.

Bugün İran’da Amerika’nın ve İsrail’in kendi topraklarını bombalamasını alkışlayan bir anlayışın o ülkenin içinde var olması nasıl izah edilebilir?

Hangi akıl, hangi millet celladını alkışlar?

“Kol kırılır, yen içinde kalır.”
Bir ülke, bir medeniyet, bir millet; sorunlarını daima kendi gücü ve iradesiyle çözebilmelidir.
Aksi hâlde ne gerçek anlamda bir millet olabilir ne de güçlü bir devlet!

Kâbe’de hacılar “Hu” der, Allah!
Yer gök inim inim iniler, Allah!
Melekler defteri yeniler, Allah!

Bir vatandaşımız bu ilahiyi okuyarak sosyal medyada viral oldu. Çocukların, milyonların diline dolandı.

Peki ne oldu?
Adam Müslüman mahallesinde salyangoz mu satıyor?
Hayırdır, neye kızıyorsunuz?

Dini İslam olan bir milletin; yüzyıllardır İslam’ın sancaktarlığını yapmış bir ecdadın gölgesinde yaşayan bir toplumun içinde bu tür ilahilerin, bu tür manevî ezgilerin olması kadar doğal ne olabilir?

Sosyal medyada yayılan; gençliğin zihnini bulandıran, toplumsal değerleri aşındıran, kimliksizleştirici akımlara neden aynı tepkiyi göstermiyorsunuz?

O ilahi sayesinde kaç okulda binlerce çocuğumuzun dini duyguları pekişti! Kaç genç bu ezgiyi paylaştı, hissetti, sahiplendi!

Din, ahlak ve geleneklere bağlı bir nesil; fuhuş, uyuşturucu, çeteleşme ve suç gibi bataklıklardan gençlerimizi uzak tutar.
Daha ahlaklı, daha bilinçli, daha vicdanlı bir toplumun temelini atar!

Teften, dinden, dindarlıktan, İslami hassasiyetten korkmayın!

Dünya çapında çocuk istismar skandallarıyla anılan, Afrika’yı sömüren, Orta Doğu’yu kana bulayan; milletlerin özgürlüğüne ve kaynaklarına göz diken; çoğu zaman uluslararası hukuku hiçe sayan güçlerden korkun!

Salyangozdan korkun!
Bizden olandan değil!