Kıymetli okuyucularım,

Bugün sizlere görüntüsü narin, dalları ince, yaprakları adeta bir dantel gibi olan; fakat içerisinde taşıdığı ilaç etkin maddeleri bakımından son derece zengin bir bitkiden, Peygamber süpürgesinden bahsetmek istiyorum.

Bilim dünyasının Artemisia annua adıyla tanıdığı bu bitki, papatyagiller ailesinin kıymetli üyelerinden biridir. Dünyanın farklı bölgelerinde yetişmekle birlikte ülkemizin bazı yörelerinde de tabiatın bize sunduğu değerli bitkiler arasında yer almaktadır. Peygamber süpürgesini yalnızca bir ot olarak görmek, onun içerisinde kurulmuş olan o büyük kimya laboratuvarını görmemek demektir.

Çünkü bu bitkinin yapraklarında, çiçeklerinde ve özellikle bunlardan elde edilen yağında birbirinden farklı çok sayıda biyolojik etkin madde bulunmaktadır.

Peygamber süpürgesi denildiğinde akla gelen en önemli maddelerden biri elbette artemisinin ve onunla bağlantılı seskiterpen yapılı bileşiklerdir. Fakat bitkinin zenginliği yalnızca bununla sınırlı değildir. Peygamber süpürgesinin özellikle uçucu yağ yapısında eugenol, 1,8-cineole, linalool, camphor, borneol, alpha-pinene, beta-pinene, terpinen-4-ol, carvone, p-cymene, sabinene, verbenone, beta-selinene, caryophyllene oxide, germacrene-D, humulene, myrtenol ve çeşitli terpen türevleri bulunmaktadır.

İşte kıymetli okuyucularım, benim her zaman söylediğim bir söz vardır: Bir bitkinin kokusu yalnızca koku değildir. O kokunun içerisinde bitkinin kimyası, savunma sistemi ve biyolojik gücü vardır.

Peygamber süpürgesinin kendine has kokusu da içerisindeki bu uçucu bileşenlerden kaynaklanmaktadır.

Bitkinin yaprak ve çiçeklerinde bulunan flavonoid yapılı maddeler ise vücudumuzda meydana gelen oksidatif yükün azaltılmasına yardımcı olabilecek özellikler taşır. Yani hücrelerimizi yıpratan serbest radikallere karşı vücudun doğal savunma mekanizmalarını destekleyen bir bitkisel yapıdan söz ediyoruz.

Peygamber süpürgesinin en fazla dikkat çeken yönlerinden biri mikroorganizmalar üzerindeki etkileridir. İçerisindeki eugenol, terpinen-4-ol, linalool, borneol ve cineole gibi ilaç etkin maddeleri antiseptik ve antimikrobiyal özellikleriyle bilinmektedir.

Bu nedenle bitkinin ve yağının bakteri, mantar ve bazı mikroorganizmalar üzerindeki etkileri uzun zamandır araştırılmaktadır.

Özellikle mantar kaynaklı deri problemlerinde bitkinin yağ yapısındaki terpenlerin önemli olduğu düşünülmektedir. Fakat burada çok önemli bir hususu belirtmek isterim. Peygamber süpürgesi yağı yoğun bir uçucu yağdır. Deriye doğrudan ve bilinçsiz şekilde sürülmemelidir. Sabit bir yağ içerisinde uygun oranda seyreltilerek kullanılmalıdır.

Peygamber süpürgesinin bir başka önemli özelliği ise iltihabi süreçler üzerindeki etkisidir.

İçerisindeki caryophyllene oxide, borneol, camphor ve bazı terpen bileşikleri vücudun inflamasyon mekanizmaları üzerinde etkili olabilecek biyolojik özelliklere sahiptir. Bu sebeple kaslarda oluşan gerginlik, romatizmal şikâyetler ve bölgesel ağrılarda Peygamber süpürgesi yağının masaj uygulamalarında değerlendirilmesi dikkat çekmektedir.

Yağın uygun bir sabit yağla karıştırılarak masaj şeklinde kullanılması kasların gevşemesine yardımcı olabilir. Özellikle kramp ve spazm eğilimi bulunan bölgelerde bitkinin antispazmodik, yani kas spazmlarını yatıştırmaya yardımcı olan özelliği önemlidir.

Peygamber süpürgesinin kokusunu derin bir şekilde içine çektiğinizde farklı bir ferahlık hissedersiniz. Bunun sebeplerinden biri içerisindeki 1,8-cineole, alpha-pinene ve borneol gibi uçucu maddelerdir.

Bu maddeler solunum yollarında ferahlık hissi oluşturabilir. Balgamın daha rahat atılmasını destekleyici özellikleri sebebiyle geleneksel bitkisel uygulamalarda solunum yolları için de değerlendirilmiştir.

Peygamber süpürgesi yağının buhar uygulamalarında kullanılmasının geçmişten bugüne dikkat çekmesinin sebeplerinden biri de budur. Ancak uçucu yağlarda birkaç damlanın dahi güçlü bir kimyasal yoğunluk taşıdığını unutmamak gerekir.

Kıymetli okuyucularım,

Peygamber süpürgesinin beni en fazla düşündüren yönlerinden biri parazitler üzerindeki biyolojik etkileridir.

Bitkinin içerisindeki bazı seskiterpenler ve uçucu yağ bileşikleri bağırsak parazitleri ve bazı tek hücreli organizmalar üzerinde araştırılmıştır. Artemisia türlerinin parazitlere karşı gösterdiği biyolojik aktivite, modern bilim dünyasının da üzerinde durduğu önemli konulardan biridir.

Bitkinin yapısında bulunan maddelerin bazı parazitlerin yaşam döngüsü, larva gelişimi ve hücresel faaliyetleri üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir.

Fakat burada yine altını çizerek söylüyorum: Bir bitkinin parazitler üzerinde etkin madde taşıması, o bitkinin gelişigüzel ve yüksek miktarlarda içileceği anlamına gelmez. Doz, hazırlama yöntemi ve kişinin sağlık durumu çok önemlidir.

Peygamber süpürgesinin karaciğer üzerindeki etkileri de ayrıca dikkat çekicidir. Bitkinin antioksidan bileşenleri karaciğer hücrelerini oksidatif strese karşı korumaya yardımcı olabilir. Bu nedenle bilimsel çalışmalarda hepatoprotektif, yani karaciğer koruyucu özellikleri üzerinde durulmaktadır.

Aynı zamanda bitkinin safra sistemi ve sindirim üzerindeki etkileri de araştırılmıştır. Safra akışının desteklenmesi, yağların sindirimi ve sindirim sisteminin rahatlaması bakımından Artemisia türlerinin ayrı bir yeri vardır.

Şimdi biraz da Peygamber süpürgesi yağından bahsetmek istiyorum.

Bu kıymetli yağ, bitkinin çiçek ve yapraklarından genellikle buhar distilasyonu yöntemiyle elde edilir. Yağın rengi açık sarıdan daha koyu sarı ve kahverengimsi tonlara kadar değişebilir. Fakat yağın asıl kıymeti renginde değil, içerisindeki uçucu ilaç etkin maddelerindedir.

Peygamber süpürgesi yağı adeta bitkinin yoğunlaştırılmış kokulu kimyasıdır.

Bir avuç bitkide dağınık hâlde bulunan uçucu moleküller, yağın içerisinde çok daha yoğun bir yapıya kavuşur. İşte bu sebeple uçucu yağlara sıradan yağlar gibi bakmamak gerekir.

Peygamber süpürgesi yağının antiseptik, antispazmodik, antibakteriyel, antifungal, iltihap giderici ve ağrı hissini azaltmaya yardımcı özellikleri üzerinde durulmaktadır. Aynı zamanda sakinleştirici ve gevşetici kokusal etkileri sebebiyle aromatik uygulamalarda da değerlendirilmektedir.

İçerisindeki linalool ve borneol sinir sistemi üzerinde gevşetici özellik gösterebilirken, camphor ve cineole daha ferahlatıcı ve uyarıcı bir karakter taşır. İşte tabiatın dengesi burada ortaya çıkıyor. Aynı yağın içerisinde hem gevşetici hem de ferahlatıcı moleküller yan yana bulunabiliyor.

Yağın cilt üzerindeki kullanımında ise çok dikkatli olunmalıdır.

Özellikle sivilce eğilimli, mikroorganizma kaynaklı veya mantar şüphesi bulunan cilt problemlerinde yağın içerisindeki antiseptik bileşikler dikkat çekmektedir. Yara iyileşmesini destekleyici biyolojik özellikleri de araştırılmaktadır. Ancak Peygamber süpürgesi yağı doğrudan cilde sürüldüğünde kızarıklık ve tahrişe sebep olabilir.

Bu sebeple ben her zaman şunu söylüyorum: Uçucu yağın gücü damlasındadır. Fazlasında değil.

Peygamber süpürgesi yağı masaj uygulamalarında uygun bir taşıyıcı yağla seyreltilerek kullanılabilir. Kas gerginliği, kramp ve romatizmal şikâyetlerde bölgesel masaj uygulamalarında değerlendirilebilir. Buhur ve aromatik uygulamalarda ise ortam havasına yayılan uçucu moleküller ferahlık ve rahatlama hissi oluşturabilir.

Fakat hamilelik döneminde, emziren annelerde, küçük çocuklarda ve düzenli ilaç kullanan kişilerde Peygamber süpürgesi ve özellikle yoğun uçucu yağının bilinçsiz kullanımından kaçınılmalıdır.

Kıymetli okuyucularım,

Peygamber süpürgesi bize bir kez daha gösteriyor ki tabiatta bazen en ince, en narin görünen bitkinin içerisinde çok güçlü bir kimya saklı olabilir.

Onun incecik yapraklarına baktığınızda yalnızca yeşil bir bitki görürsünüz. Fakat biraz daha yakından baktığınızda; terpenleri, flavonoidleri, seskiterpenleri, uçucu yağları ve birbirinden kıymetli ilaç etkin maddeleriyle adeta yaşayan bir eczane olduğunu fark edersiniz.

Bitkileri tanımak yalnızca isimlerini bilmek değildir.

Onların içerisinde hangi maddenin bulunduğunu, o maddenin vücudumuzda hangi sisteme dokunduğunu ve en önemlisi nasıl kullanılması gerektiğini bilmek gerekir.

Çünkü bitkiyi kıymetli yapan yalnızca şifası değil, doğru kullanıldığında şifaya dönüşen bilgisidir.

Kıymetli dostlarım, tabiat sessizdir; fakat onu okuyabilenlere çok şey anlatır.