İstanbul genelindeki yaklaşık bir buçuk milyon riskli yapıyı yenilemek amacıyla başlatılan Yarısı Bizden kampanyasında son başvuru tarihi hızla yaklaşıyor. Konut sahiplerine her bir bağımsız bölüm için sunulan 1 milyon 875 bin liralık devlet desteği, kentteki inşaat faaliyetlerini gözle görülür biçimde hızlandırdı. Kampanyadan yararlanmak isteyen binlerce vatandaş, hak kaybı yaşamamak için binalarını yıl sonuna kadar riskli yapı ilan ettirmek amacıyla acele ediyor.
HUKUKÇULARDAN KENTSEL DÖNÜŞÜM UYARISI
Hukukçular, yıl sonu yaklaşırken yaşanan bu yoğun telaşın hak sahiplerini hatalı sözleşmelere ve güvenilmez ortaklıklara sürükleyebileceğini aktarıyor.
Güvenli bir dönüşüm süreci geçirmek isteyen mülk sahiplerinin, öncelikle binalarının yer aldığı parselin güncel imar durumunu bağlı bulundukları belediyeden öğrenmesi gerekiyor. İnşaat alanında yapılabilecek olası kesintileri araştırmadan hareket eden hak sahipleri, binaları yıkıldıktan sonra aynı büyüklükte yeni konut inşa edemedikleri için ciddi krizlerle karşılaşıyor. İmza aşamasından önce tapu kayıtlarının ayrıntılı biçimde incelemesini öneren hukuk uzmanları, mevcut şerhlerin veya beyanların baştan tespit edilmesinin işleyişi kolaylaştıracağını söylüyor. İstanbul genelinde Bahçelievler ile Avcılar ilçelerinde yoğunlaşan şantiyelerin birçoğunda, imar planı eksiklikleri yüzünden hukuki anlaşmazlıklar yaşanıyor.
EN DOĞRU MÜTEAHHİT SEÇİMİ VE SÖZLEŞME MODELLERİ
İnşaat firması tercih edilirken sadece teklif edilen metrekare oranlarına odaklanmak, dönüşüm sürecinde yapılan en büyük hataların başında geliyor. Yüklenici firmanın mali gücü ile geçmiş projelerini araştırmayan mülk sahipleri, inşaatın yarıda kalması riskiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Sözleşme öncesinde şirketin öz sermayesi ile vergi borçlarının sorgulanmasını tavsiye eden uzmanlar, bankalar nezdindeki finansal raporların da mutlaka incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Ortaklık kurarak karne yetersizliğini aşmaya çalışan firmalara karşı temkinli yaklaşılmasını isteyen uzmanlar, yeterliliği bulunan esas ortakla doğrudan sözleşme yapılmasını öneriyor. Hak ediş modeline dayanan Ankara usulü tapu devrini daha güvenli bulan hukukçular, tapuların inşaat başında devredildiği İstanbul modelinde ise mutlaka bina tamamlama sigortası istenmesi gerektiğini vurguluyor.
Yazılı sözleşmelerde yer alan teslim sürelerinin ucu açık bırakılmaması ve her bir yapım aşaması için ayrı takvimler belirlenmesi hayati bir gereklilik olarak görülüyor. Şartnamelerde yer alan belirsiz ifadelerin ileride sorun yaratabileceğini dile getiren uzmanlar, muadil ürün seçeneği yerine doğrudan talep edilen marka ile kalitenin metne yazılmasını öneriyor. Gecikme halinde ödenecek tazminat miktarlarının enflasyon karşısında değer kaybetmeyecek şekilde güncellenmesini isteyen hukukçular, mülk sahiplerinin fesih haklarının da anlaşmada net biçimde yer alması gerektiğini savunuyor.
TESLİM AŞAMASINDAKİ HAKLAR VE ZAMAN AŞIMI SÜRELERİ
Konutlar tamamlanıp anahtar teslim aşamasına gelindiğinde, hak sahiplerinin herhangi bir eksiklik veya ayıp tespit etmesi durumunda teslim belgesini ihtirazi kayıt şerhiyle imzalaması gerekiyor. Kayıtsız şartsız atılan imzalar, mülk sahiplerinin sonradan açabileceği olası tazminat davalarını yasal olarak engelliyor. Ortak alanlardaki eksikliklerin giderilmemesi durumunda mahkeme kanalıyla tespit yaptırılmasını tavsiye eden uzmanlar, taşıyıcı sistemi etkileyen ağır kusurlarda müteahhitlerin sorumluluğunun yirmi yıl boyunca devam ettiğini, hileyle gizlenen kusurlarda ise zaman aşımının işlemediğini hatırlatıyor.




