Türkiye piyasalarını sarsan ve yüz binlerce kişiyi mağdur eden fon krizinde gözler para iadelerine çevrildi. SPK'nın aldığı acil kararla dondurulan 7 farklı şirkete bağlı toplam 131 fonun geleceği, görevlendirilen Ziraat Bankası ile Türkiye İş Bankası'nın yürüteceği üç aylık çalışmaya bağlandı. İçeride kilitli kalan yaklaşık 900 milyar liralık devasa kaynağın yatırımcılara nasıl dağıtılacağı ise büyük bir belirsizlik barındırıyor. Konuyu köşesine taşıyan gazeteci Fatih Altaylı, bankacılık sektörünün tecrübeli isimlerine dayandırdığı bilgilerle sürecin sonunda ortaya çıkacak olan zorlu tabloyu gözler önüne serdi.

FON KRİZİNDE TASFİYE SÜRECİ NASIL İŞLEYECEK?

Piyasada oluşan paniği dindirmek amacıyla iki büyük bankanın kurumsal yapısıyla sürece dahil edilmesi, uzmanlar tarafından teknik olarak zorlayıcı ancak toplumsal bir infiali önlemek adına gerekli bir hamle olarak değerlendiriliyor. Altaylı'nın görüştüğü bankacılık otoritesi, bu görevlendirmeyi dalgayı kırmaya yönelik bir adım olarak nitelendirerek durumu şu sözlerle özetledi:

“Aslında bu işin bankalara devri saçma ama toplumsal olarak sıkıntı çıkmasın diye böyle bir formülü makul bulmuş olmalılar. Tsunaminin önüne bir engel koymak gibi düşünebilirsin.”

500 BİN YATIRIMCI İÇİN ZORLU BEKLEYİŞ

Kurumların kapısına kilit vurulmasının ardından yetkili bankalar, portföylerde yer alan varlıkları güncel piyasa koşullarına göre paraya çevirecek. Aceleci bir satış politikasının zararı büyüteceği uyarısında bulunan sektör kaynakları, hak sahipliği tespitinin de ciddi bir mesai gerektirdiğini vurguluyor. Altaylı'nın yazısında yer alan uzman görüşünde, sistemin işleyişine dair şu detaylar paylaşıldı:

Volkswagen'den tarihi karar: O firmaya devrediliyor
Volkswagen'den tarihi karar: O firmaya devrediliyor
İçeriği Görüntüle

“Bankalar aldıkları fonların içindeki varlıklara bakarlar. Bunları şimdi oluşacak piyasa değeri üzerinden nakde çevirirler ve buna göre hak sahiplerine ödeme yapmaya başlarlar. Bunu panik havası geçince yavaş yavaş yapmalarına imkan tanınırsa yatırımcıların zararı daha az olur. Tabii kim gerçek yatırımcı, kim değil onu da belirlemek gibi bir dertleri olacak. Sorunu zamana yayarak çözeceklerdir. Doğrusu bu mudur emin değilim ama makul olan budur.”

PARALARIN YÜZDE 10'UNU KURTARABİLEN ŞANSLI SAYILACAK

Mevduat hesaplarının aksine fon yatırımlarında herhangi bir devlet güvencesi bulunmuyor. Bu yasal durum, birikimleri içeride kalan 500 bini aşkın kişinin yatırdıkları meblağın tamamına ulaşmalarını imkansız kılıyor. İki bankanın yasal olarak batan parayı kendi kasalarından karşılamak yerine sadece satılan varlıklardan elde edilen nakdi dağıtmakla görevli olduğunu hatırlatan sektör duayeni, iade oranlarına dair oldukça karamsar bir projeksiyon çizerek değerlendirmesini şöyle noktaladı:

“Gerçek küçük yatırımcıları bulup ayıklamakta ne kadar başarılı olunursa, hak sahiplerinin alacağı miktar o oranda kayıplarını telafi edici olur. Ancak burada bankalarda olduğu gibi bir devlet garantisi yok. Bu durumda satışlardan sonra kalan para dağıtılır. Koyduğu paranın yüzde 10’unu alan şanslı sayılır diyebilirim. Çünkü bankaların bu paraların tamamını geri ödemek gibi bir yükümlülüğü olmayacak. Bir tür tasfiye masası gibi hareket edecekler.”

Kaynak: Haber Merkezi