11 Aralık’taki meclis toplantısında Kandıra’ya yapılması planlanan çöp tesisi için düzenlenen protesto, vatandaşların en doğal ve demokratik hakkıydı.
Ancak yaptıkları protestonun siyasetin gölgesine girmesi, özellikle de CHP Meclis Üyesi Muhammet Ertürk’ün devreye girmesi, olayın amacını tamamen değiştirdi.
Kandıralı vatandaşların Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a yükselen tepkilerinin altında bir birikim olduğu aşikardı. Fakat olayın kritik kırılma noktası, “tepkilerinize devam edin, Tahir Başkan sinirlenmeye başladı. Böyle devam edersek katılımcıları dışarı çıkarttırmak isteyecektir. Bu bizim için olumlu bir gelişme olur diye düşünüyorum” şeklindeki mesajın ortaya çıkmasıydı.

Vatandaş sloganlarını attı, Büyükakın ise güvenlikçilere “kimseye dokunmayın, alanı terk edin” talimatı verdi. CHP tarafının beklediği gerginlik senaryosu ise çöktü.
***Tam o esnada WhatsApp grubunda bulunan meslektaşım Beyza Akgüneş ile birlikte mesajın haber değeri taşıdığını fark ettik. Kişilerin mahremiyetini koruyarak haberi hazırladık ve kısa sürede ulusal basına kadar yayıldı.
Olaya girmeden meslektaşlarıma da iki çift lafım olacaktır;
Ben bu sektörde yeni iki yılını doldurmuş bir kişiyim. Mesleğe girdiğimden beridir her zaman tecrübeli abilerim, ablalarım ve arkadaşlarımdan işin püf noktalarını öğrenmeye çalıştım. Fakat ortaya bir emek koyduğumda ise gördüğüm tablo tam bir hayal kırıklığıydı. Haberimi bana sorup da paylaşanlara lafım yok; ama yapılan emeği kopyala–yapıştır olarak kendi haberiymiş gibi servis etmek düpedüz hırsızlıktır.
Bu durum meslek etiğine uymaz arkadaşlar. Yapılan emeği “ÇÖP ETTİNİZ!”
Düne kadar kimseyle bir problemim yoktu. Ama belli ki bazıları iş rekabete geldiğinde etik çizgiyi unutuyor. Bu saatten sonra eski düzen yok.
Gelelim KANÇED’e.
KANÇED’in tepkisini meclise taşımak istemesi stratejik olarak doğru sandıkları bir hamle olabilir. Bu şehirde doğup büyümüş, her yaz Kandıra’da denize girmiş biri olarak onların hassasiyetini fazlasıyla anlıyorum.
Ama…
Yanlış yöntemle hareket edildi.
Bir derneğin sesini duyurması normaldir.
Fakat bunu, siyasetçilerin koluna girerek yapmak doğru değildir.
Daha önemlisi:
Derneğin başkanı varken grubu yönlendiren bir siyasi parti üyesi neden başroldeydi?
Buradan KANÇED Başkanı Metin Yaman’a net bir soru:
Başkan olarak neden buna izin verdiniz?
Dernek üyeleri dışarı çıktığında Muhammet Ertürk’ün “siz içeri girin, o attırsın sizi” talimatına neden ses çıkarmadınız?
Siyaseti işin içine sokarak sizlere desteğini veren herkesin emeğini ÇÖP ETTİNİZ!
KANÇED’in istediği aslında çöp tesisini istemedikleri gerçeğiydi fakat olayın bir anda provokasyon tartışmasına dönüşmesi, kendilerinde gerginlik yarattı.
Bir sonraki gün ise CHP il toplantısına KANÇED’de üye birtakım kişilerin de katılım sağlayıp program sonunda basın mensuplarına “ayağınızı denk alın” gibi tehditlerin dillendirilmesi tamamen akıl dışıdır.
Anlıyorum, sinirliler, hassaslar ve doğup büyüdükleri yeri korumaya çalışıyorlar.
Fakat;
Basını tehdit etmek artık dillere pelesenk olmuş durumda.
Ve açık söylüyorum:
Bıktık.
Doğruya doğru, yanlışa yanlış dememizi hazmedemeyen bir anlayışla mücadele ediyoruz. Kendi hatalarının arkasında durmak yerine basını karşılarına almayı tercih ediyorlar. Çünkü kolay olan bu.
Sürecin başından beridir yanınızda olan insanları da karşınıza alarak samimi yaklaşımları ÇÖP ETTİNİZ!!
Kandıra meselesi siyaset üstü meseledir.
Fakat bazı siyasi aktörlerin bu süreci partisel kazanıma çevirmeye çalışması, hem Kandıra’ya hem de mücadele eden vatandaşlara haksızlıktır.
Ve son olarak, sözüm meclisten dışarı:
Basını tehdit eden, gazetecinin emeğini çalan herkes bu şehrin geleceğine zarar veriyor.