Melon’un, Endeavor Türkiye iş birliğiyle hazırladığı ve 136 şirketin katılımıyla yayımlanan “Türkiye Ücret, Yan Haklar & Eğitim Trendleri Raporu Aralık 2025”, 2026 yılına dair insan kaynağı stratejilerinin yönünü belirliyor. Rapor; teknoloji ve teknoloji dışı sektörlerde ücret, yan haklar, eğitim, gelişim ve liderlik uygulamalarını bütünsel bir bakış açısıyla ele alıyor.

En çarpıcı bulgu ise ücret artışlarının çalışan bağlılığı üzerindeki etkisini yitirmesi. Veriler, şirketlerin yalnızca maaşla bağlılık sağlayamayacağını ortaya koyarken, gelişim olanakları ve bütüncül bir çalışan deneyiminin giderek daha kritik hâle geldiğini gösteriyor.

Teknoloji sektöründe ücret artışı ortalaması yüzde 30

2026’nın başında teknoloji şirketlerinin %95’i ücret artışı planlıyor. Bu şirketlerde belirlenen ortalama zam oranı %30. Alt çeyrekte bu oran %25, üst çeyrekte ise %33’e kadar çıkıyor. Yan haklar tarafında ise özel sağlık sigortası ve yemek ödeneği standartlaşmış durumda. Günlük yemek tutarı 2025 Ağustos itibarıyla ortalama 400 TL.

Ancak mental sağlık desteği, aile kapsamı, wellbeing izinleri ve bakım destekleri gibi konular hâlâ yetersiz seviyede kalıyor. İzin politikalarında ise birçok şirketin hâlâ yasal sınırlarla sınırlı kaldığı dikkat çekiyor.

Gözler TÜİK'te! Enflasyon Bugün Saat 10.00'da Açıklanacak
Gözler TÜİK'te! Enflasyon Bugün Saat 10.00'da Açıklanacak
İçeriği Görüntüle

Eğitim yatırımı var ama yapı ve uygulama eksik

Raporda öne çıkan bir diğer başlık ise eğitim ve gelişim yatırımlarındaki niyet-uygulama açığı. Şirketlerin yalnızca %26’sı eğitim bütçesini tam olarak kullandığını belirtirken, gelişim fırsatlarının kullanılmamasının en temel nedeni olarak %71 oranıyla zaman ve iş yükü gösteriliyor.

Ayrıca şirketlerin %60’ında rol bazlı öğrenme patikalarının bulunmaması, gelişim fırsatlarında eşitsizliğe neden oluyor. Performans ve gelişim süreçlerinin bağının zayıf olması da dikkat çeken bulgulardan biri. Kurumların sadece %29’u performans sonuçlarının gelişim planlarını doğrudan etkilediğini belirtirken, %25’lik kesim bu süreçlerin tamamen ayrı ilerlediğini aktarıyor.

2026’da liderlik gelişimi ilk sırada

Rapor, 2026'nın en kritik gelişim önceliği olarak liderlik becerilerini işaret ediyor. Kurumların %71’i liderliği ilk sıraya koyarken; bunu iletişim ve zaman yönetimi takip ediyor.

Liderlik programları en çok orta kademe ve ilk kez yönetici olacak çalışanlara yönelik düzenleniyor.

C-seviyesine özel programlar ise sadece %23 oranında mevcut.

Şirketlerin yarısı bu süreçlerde dış kaynak kullanırken, yalnızca %13’ü tamamen kurum içi içeriklerle liderlik gelişimi sağlıyor.

Yapay zekâ temkinli karşılanıyor, hibrit model kalıcılaşıyor

Raporda, yapay zekâ ve dijital dönüşüm de İK ajandasındaki yükselen başlıklar arasında yer alıyor. Kurumların büyük çoğunluğu AI’ın doğrudan iş gücünü azaltmayacağını, ancak İK süreçlerini dönüştürecek ve idari yükleri azaltacak bir araç olarak değerlendirileceğini öngörüyor.

Çalışma modelleri açısından teknoloji şirketlerinde hibrit sistem kalıcılaşırken, geleneksel sektörlerde hâlâ net bir strateji eksikliği göze çarpıyor. Hibrit modele geçen şirketlerde ise çalışan deneyimini iyileştirmeye yönelik destekleyici politikaların yeterince yerleşmediği görülüyor.

Uzmanlar uyarıyor: Yetkinlik dönüşümü artık zorunluluk

Melon & Lumolead Kurucusu Sure Köse Ulutaş, raporla ilgili yaptığı değerlendirmede, ücret artışlarının enflasyon karşısında yetersiz kaldığını ve bu durumun çalışan bağlılığını tek başına sağlayamadığını belirtti:

“Toplam ödülü yalnızca maaşla tanımlayan dönem sona erdi. Şirketlerin asıl sınavı, teknolojiyi entegre ederken ekiplerini yeniden yetkinleştirmek olacak.”

Endeavor Türkiye Genel Sekreteri Aslı Kurul Türkmen ise teknoloji ekosisteminde uzun vadeli başarı için yetenek gelişimine yatırımın kritik olduğunu vurguladı:

“Sürdürülebilir başarı, sadece teknolojiyle değil, insan kaynağına yapılan uzun vadeli yatırımla mümkün. Bu raporun, veri odaklı ve adil insan yönetimi yaklaşımlarına katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

Kaynak: İHA