Küresel otomobil pazarı, elektrikli dönüşümün getirdiği ağır bütçe yükleri ve değişen rekabet koşullarıyla sarsılmaya devam ediyor. Bu amansız yarışın son kurbanı ise endüstrinin en bilindik amblemlerinden biri oldu. Alman üretici Volkswagen, 1950 yılından bu yana yollarda olan İspanyol temsilcisi Seat'ın fişini çekerek elindeki maddi kaynakları yeni nesil ve kârlı modellere kaydırma stratejisine geçti.
VOLKSWAGEN'İN SEAT KARARI: YATIRIMLAR ARTIK SADECE CUPRA'YA
Yıllardır portföyüne yeni bir binek araç eklemeyen köklü İspanyol markası, 2020 yılından itibaren adeta sessizliğe bürünmüştü. Ar-Ge süreçlerinin durmasıyla birlikte markanın pazar payı hızla eridi ve şirketin 2025 yılı verilerine göre grubun toplam küresel teslimatları içindeki yeri yüzde 3'ün dahi altına düştü. Şirket yönetimi, eski nesil içten yanmalı motorlara sahip mevcut Seat araçlarını zaman içerisinde kademeli olarak piyasadan silmeyi hedefliyor.
Tarihe karışacak olan markanın yerini ise 2018 yılında yüksek performanslı bir alt oluşum şeklinde doğan ancak kısa sürede ana akıma dönüşen Cupra alacak. Geçtiğimiz yıl toplam satış hacminde ağabeyini geride bırakmayı başaran Cupra, grubun bu kanattaki tek temsilcisi konumuna yükseliyor. Şirketin üst düzey yöneticileri, Seat logosu taşıyacak sıfırdan bir elektrikli otomobil projesi geliştirmenin finansal açıdan sürdürülebilir olmadığını net bir dille ifade ediyor.
UZAK DOĞU KISKACI VE DARALAN AVRUPA PAZARI
Alınan bu radikal tasfiye kararının temelinde sadece marka içi bir operasyon değil, küresel ekonominin yarattığı ağır tablo yatıyor. Otomotiv dünyası, pandemi öncesindeki ticaret hacimlerine dönmekte ciddi sıkıntılar yaşıyor. Avrupa pazarındaki 2025 yılı sıfır araç satış beklentisi 13,3 milyon birimde kalırken, bu hacim 2019 yılındaki parlak dönemin yaklaşık 2 milyon araç gerisinde seyrediyor.
Daralan pastadaki rekabeti asıl kızıştıran unsur ise Çin merkezli üreticilerin kurduğu baskı oldu. Geely, SAIC Motor ve BYD gibi dev firmalar, sundukları agresif fiyatlandırma stratejileriyle hem Avrupa'da hem de kendi devasa iç pazarlarında köklü markaların yaşam alanlarını daraltıyor. Volkswagen'in en büyük kâr merkezlerinden biri olan Çin'deki satış gücünü kaybetmesi, bu küçülme hamlesini mecbur kılan ana etkenler arasında gösteriliyor.
SEKTÖRDE "DOĞAL SEÇİLİM" DÖNEMİ
Yaşanan bu büyük kırılma, uzmanlar tarafından otomotiv ekosisteminde zayıf olanın eleneceği yeni bir dönemin başlangıcı şeklinde yorumlanıyor. Küçülme telaşı sadece Alman devine özgü bir durum değil. Otomotiv pazarının bir diğer devi Stellantis, bünyesindeki 14 farklı markadan şimdilik sadece dördüne bütçe ayırırken; Jaguar Land Rover ve Nissan gibi üreticiler de kendi içlerinde kapsamlı yeniden yapılanma planları yürütüyor.
Bu darboğaz, piyasaya hızlı giriş yapan yeni girişimleri de doğrudan tehdit ediyor. Ünlü danışmanlık firması AlixPartners'ın hazırladığı son rapora göre, an itibarıyla Çin'de faaliyet gösteren 129 elektrikli araç girişiminden yalnızca 15 tanesi 2030 yılına kadar hayatta kalabilecek. Sektördeki bu tarihi dönüşümü değerlendiren AutoForecast Solutions yetkilisi Sam Fiorani, yaşanacakları şu sözlerle özetliyor: "Bu, küresel bir yeniden düzenleme. Uzun vadede hem daha az eski oyuncu hem de daha az Çinli marka kalacak."
İspanya'da devlet destekli olarak temelleri atılan ve 1986'da Volkswagen çatısı altına giren Seat'ın tasfiyesi, otomotiv tarihinde 2010'lu yılların başından bu yana görülen en büyük yaprak dökümü olarak kayıtlara geçecek. O yıllarda General Motors bütçe kesintileri için Pontiac ve Saturn markalarını bitirmiş, Ford ikonik Mercury operasyonunu sonlandırmış ve İsveçli efsane Saab iflas bayrağını çekmişti. Günümüzde ise 75 yıllık Seat, bu tozlu tarihteki yerini almaya hazırlanıyor.




