Ege Denizi'nin karşı kıyısında yaşanan orta şiddetli sarsıntı, Türkiye'nin en büyük metropolünü doğrudan tehdit eden fay hattındaki stresi bir kez daha ana gündem maddesi haline getirdi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) sismoloji kayıtlarına göre, yerel saatle 09.42 sularında Yunanistan'ın Eğriboz Adası merkez üssü olmak üzere 4,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Yerin yalnızca 5,46 kilometre derinliğinde oldukça sığ bir noktada gerçekleşen ve ilk belirlemelere göre bölgede herhangi bir fiziksel tahribata yol açmayan bu doğa olayı, yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür tarafından çok daha büyük bir riskin habercisi olarak nitelendirildi.
NACİ GÖRÜR'DEN İSTANBUL DEPREMİ İÇİN KRİTİK UYARI: KUZEY KOL GERİLİYOR
Sarsıntının yaşandığı coğrafi lokasyonu sismolojik açıdan haritalandıran Görür, komşudaki hareketliliğin sıradan bir sarsıntı olmadığını ortaya koydu. Uzman ismin harita üzerindeki analizine göre, Eğriboz Adası'nı sallayan bu yer hareketi doğrudan Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) uzantısı olan kuzey kol sistemi üzerinde tetiklendi. Kırılmanın Türkiye sınırları içindeki potansiyel yansımalarına özellikle vurgu yapan deneyimli jeolog, yeraltındaki enerji birikim sürecine ilişkin, "Kuzey kol hem Marmara’da hem Yunanistan’da geriliyor" diyerek beklenen Marmara felaketi öncesinde yer kabuğundaki stres yüklemesinin tehlikeli boyutlara ulaştığının altını çizdi.
AĞUSTOS AYINDA ADALAR SEGMENTİ DE HAREKETLENMİŞTİ
Kuzey Anadolu Fayı'nın doğrudan Marmara Denizi'nin altından geçen bu kritik kuzey kolu, son dönemde artan mikro deprem fırtınalarıyla yer bilimcilerin yakın takibinde tutuluyor. Özellikle geçtiğimiz ağustos ayı içerisinde İstanbul açıklarında, Adalar Segmenti olarak adlandırılan bölgede peş peşe kaydedilen ufak çaplı sarsıntılar İstanbullular arasında büyük bir tedirginlik yaratmıştı. Sismologlar, yaz aylarında doğrudan Adalar fayında gözlemlenen ufak kırılmalar ile Yunanistan kıyılarında bugün ortaya çıkan 4,4 büyüklüğündeki sarsıntının aynı mekanik sistemin birer parçası olduğuna dikkat çekiyor. Fay hattının uç noktalarında meydana gelen bu tarz sismik deşarjların, sistemin merkezindeki ana kırılma noktasında biriken stresi her geçen gün daha da artırdığı ifade ediliyor.





