Bugün 86 yaşında olan eski kaptan Servet Tuncay, Fatma’sıyla tanışma hikayesini anlatırken adeta o eski siyah beyaz Türk filmlerinin sıcaklığına geri dönüyor. Henüz hayatlarının baharındayken yollarının Kocaeli'de kesiştiğini belirten Tuncay, o ilk kıvılcımı şu sözlerle anlattı:
Servet Tuncay: "Eşimin evi Gölcük’te yol üstündeydi. Benim de o dönem altımda bir motorum vardı, gezer dururdum. Fatma'm da anasının bir tanecik kızıydı. O zamanlar şimdiki gibi cep telefonları falan yok tabii... Pencereden el sallama, uzaktan uzağa işaretleşme derken bir şekilde tanıştık, kalbimiz birbirine ısındı. Evlendiğimizde o henüz 19, ben ise 23 yaşındaydım. Hayatımızı birleştirdik ve tam 54 sene aynı yastığa baş koyduk."
"Elimi Hiç Bırakmazdı, 'Düşeceksin Kaptan' Derdi"
Evlendikten sonra adeta dünyayı birlikte keşfetmek için yola çıkan Tuncay çifti, 25-30 yıl boyunca sürekli seyahat etti. Türkiye'de ayak basmadık yer bırakmayan çift, Fransa, Almanya, Hollanda ve Belçika gibi Avrupa ülkelerini de el ele gezdi. Hayatlarının en anlamlı yolculuğunu ise kutsal topraklara giderek hac ve umre ibadetleriyle taçlandırdılar.


Eşinin kendisine olan bağlılığını ve titizliğini özlemle yad eden emektar kaptan, "Mekke'de, Medine'de, Arafat'ta... Elimi hiç ama hiç bırakmazdı. Hep sıkı sıkı tutardı; bana dönüp ‘Düşeceksin, sakın bırakma’ derdi. 54 sene bir evin içinde hep beraberdik. Çok iyi, tatlı dilli, güler yüzlü, sempatik ve cesur bir kadındı. O vefat edince benim kapımdan misafirlerim de bitti. Gelen gidenim kalmadı, evim sessizliğe büründü" diyerek içindeki derin yalnızlığı haykırdı.
"Geçen Yaz Yokluğuyla Aklımı Yitirdim, Havran'a Gitmişim..."
1995 yılından beri Kocaeli Körfezi’nde kendi tekneleriyle sık sık denize açılan ve mavi sulara aşklarını kazıyan çiftten geriye kalan anılar, bugün Servet Kaptan'ın en büyük sığınağı. 6 çocuk ve 19 torun sahibi olmasına rağmen Fatma’sının yokluğunu hiçbir şeyle dolduramadığını söyleyen Tuncay, geçen yaz yaşadığı trajik bir anıyı da ilk kez paylaştı:
Servet Tuncay: "Fatma'm öldükten sonra kendimi çok gariban, çok yalnız hissettim. Çocuklarım sağ olsunlar beni hiç bırakmıyorlar, hep destekler ama fani dünya işte... Her 'Fatma' denildiğinde benim içimden bir şeyler kopuyor, sessizce ağlıyorum. Eşim öldükten sonra hayat benim için çok zorlaştı. Geçen yaz onun yokluğu acısı o kadar ağır geldi ki, bir an aklımı yitirmişim. Evden nasıl çıktığımı, nereye gittiğimi bilmeden kendimi Balıkesir Havran’da bulmuşum. Sonradan kendime geldim... Buradan herkese, tüm gençlere sesleniyorum: Ne olur eşlerinizin kıymetini yaşarken bilin, birbirinizi kırmayın."



