Gündelik yaşamda hiç düşünmeden gerçekleştirdiğimiz solunum aktivitesi, bazı bireyler için her saniyesi mücadele gerektiren bir eyleme dönüşüyor. Tıp literatüründe Pulmoner Fibrozis adını taşıyan akciğer sertleşmesi, organın esnek yapısını bozarak oksijenin kana karışmasını engelliyor. Hastalığın ilk aşamalarında ortaya çıkan hafif belirtilerin genellikle farklı sebeplere yorulması, tedavide hayati öneme sahip olan zamanın kaybedilmesine yol açıyor.
AKCİĞER ROMATİZMASI NEDEN GEÇ FARK EDİLİYOR?
Solunum sistemini yavaş yavaş tahrip eden bu tablonun en tehlikeli yanı, başlangıç evresinde şüphe çekmemesi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Kumbasar, hastaların yaşadığı yorgunluk, kuru öksürük ve nefes darlığı gibi sorunların genellikle hayatın doğal akışındaki strese ya da yaş almaya bağlandığını belirtiyor. Tütün ürünü kullanan kişilerin şikayetlerini doğrudan sigaraya atfetmesi de teşhis sürecini uzatan bir diğer faktör. Bu yanılgılar zinciri nedeniyle hastalar, yıllar boyunca yanlış branşlarda farklı teşhislerle vakit kaybediyor. Zamanla merdiven çıkmayı zorlaştıran nefes darlığı, ileri aşamalarda hastanın kendi kıyafetlerini giymesini bile imkansız hale getirerek kişiyi tamamen oksijen cihazlarına bağımlı kılıyor.
KALICI HASARI DURDURMAK İÇİN ERKEN TEŞHİS ŞART
Hastalık nedeniyle akciğer dokusunda meydana gelen fibrozis, yani yara izleri maalesef kalıcı nitelik taşıyor. Tedavideki temel amacın mevcut durumu korumak ve tahribatı yavaşlatmak olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kumbasar, erken müdahalenin önemini şu sözlerle özetliyor:
“Yürümekle artan nefes darlığı ve akciğer kapasitesindeki değişikliklerin önemsenmesi ve kişinin zamanında hekime başvurması çok önemli. Hasta ne kadar erken başvurursa, hastalığın ilerleyişine zamanında müdahale etme ve akciğer fonksiyonlarını koruma şansımız da o kadar artıyor. Pulmoner Fibrozis’te akciğer dokusunda oluşan yara izleri (Fibrozis) kalıcıdır. Ancak güncel tedaviler akciğer fonksiyonlarındaki düşüş hızını azaltmayı hedefler.”
EKLEM AĞRILARI ASIL TEHLİKEYİ PERDELEYEBİLİR
Türkiye'de çok sayıda kişiyi etkileyen iltihaplı romatizma vakaları da doğrudan akciğerleri hedef alabiliyor. Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevsun İnanç'ın verdiği bilgilere göre, eklemlerde tahribat yaratan iltihaplanma mekanizması göğüs kafesinin içindeki organlara da sıçrıyor. İltihap kururken dokuların büzüşmesine neden oluyor. Romatizma hastaları genellikle bel ve diz bölgelerindeki şiddetli ağrılar nedeniyle hekime başvurdukları için, odak noktası sadece ağrı kesicilere ve kremlere kayabiliyor. Hareketsizliğin yarattığı kondisyon kaybı ise hastaların nefes darlığını hissetmesini zorlaştırıyor. Özellikle kadın popülasyonunda daha sık karşılaşılan bu tablonun engellenebilmesi adına, iltihaplı romatizma tanısı alan bireylerin kapsamlı bir sistemik değerlendirmeden geçmesi hayati önem taşıyor.
HASTALARIN YAŞAM MÜCADELESİ KİTABA DÖNÜŞTÜ
Toplumda hastalık bilincini artırmak isteyen hasta dernekleri ve Boehringer Ingelheim Türkiye, süreci bizzat yaşayanların hikayelerini "İzlerin Ötesinde" adlı eserde bir araya getirdi. Kitapta, sürecin psikolojik ve sosyal yükü hasta ve yakınlarının gözünden anlatılıyor. Kardeşini akciğer romatizmasından kaybeden ve kısa süre sonra aynı tanıyı alan Edip Özdener, teşhis anındaki duygularını ve hastalıkla nasıl başa çıktığını şu cümlelerle dile getiriyor:
“Rutin kontrollerim sırasında bana da bu teşhis konulunca ‘yine mi?’ diye düşündüm. Ancak hayata bağlılığımı kaybetmedim. Bir koroda şarkı söylüyordum. Müzik bana iyi geldi ve hayata bağladı.”
Eserde ayrıca, babası Hasan Hüseyin Eşsiz'i Pulmoner Fibrozis nedeniyle kaybeden Özlem Eşsiz'in, zorlu süreçteki refakatçi psikolojisine dair çarpıcı paylaşımları da yer buluyor.



