Panelde konuşmasını yapan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başkanı Tahir Büyükakın: "Oy değil, şehre fayda sağlayan işlerin peşindeyiz" dedi.
Biz yöneticileri 5 yıllığına seçiyorsunuz. Eğer erken seçim olmazsa, 5 yıl sonra yeniden bir seçime gidiyoruz. Dolayısıyla seçildikten sonra, 5 yıl sonra size tekrar oy getirecek işler üzerine odaklanma baskısıyla karşı karşıyayız. Bunun aksini iddia etmek gerçekçi olmaz. Bu gerilimi nasıl yöneteceğiz? Bizi bundan ne alıkoyacak?
Bu projede Cumhurbaşkanlığı Strateji Ofisi’nin sağladığı üçte birlik bütçe, Çevre-Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verdiği üçte birlik bütçe ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin katkısıyla toplam 150 milyon dolarlık bir yatırım yapılıyor. Bizim payımıza düşen 50 milyon dolar. Türk lirası karşılığı yaklaşık 2 milyar TL. 5 yıla bölerseniz yılda ortalama 400–500 milyon TL yapıyor.
400 milyon TL, bir başkana seçim kazandırır. Düşünün; Kocaeli’de liselerde yaklaşık 100 bin öğrenci var. Lise 1’de olanlar dahil hepsi önümüzdeki seçimde oy kullanacak. Üstüne her yıl alttan gelenlerle birlikte toplamda 6 dönemlik bir oy kullanma havuzu var.

Her sınıfta ortalama 25 bin öğrenci olduğunu düşünürsek, liselerde toplam 150 bin öğrenci demektir. Bu 150 bin öğrenciye burs versek, bu parayı denize gömmek yerine popülist bir politika üretmiş oluruz. Kocaeli’nin 1,5 milyon seçmeni var; bunun yüzde 10’u bile seçim kazandırır. Popülizm tam olarak budur: Kısa vadede hoş görünen, fakat uzun vadede şehre fayda sağlamayan işler.
ARITMADAN DENİZE BOŞALTMIYORUZ
Biz bugün arıtma tesislerini çalıştırıyoruz. Evlerimizde tuvalete bıraktığımız atıklar bir kanalizasyon sistemiyle denize doğru gidiyor. Eğer arıtma tesisini çalıştırmazsanız bunun adı denizi tuvalet olarak kullanmak olur.
Marmara Denizi’ne her gün 4,5 milyon metreküp kanalizasyon atığı yöneliyor. Bunun yüzde 53’ü sadece ön arıtmadan geçirilerek denize veriliyor. Yani kaba pislik ayrılıyor, gerisi bırakılıyor.
Arıtma tesisinde ne yaparsınız? Azotu ve fosforu alırsınız. Buna biyolojik arıtma denir. Kocaeli’de tesislerin yüzde 73’ü ileri biyolojik arıtma; 3 yıl sonra yüzde 100’ü ileri biyolojik arıtmaya geçmiş olacak. Arıtmasız bir damla su denize gitmeyecek.
Peki bunu yapmazsanız ne olur?
Bu çamur birikir, birikir, birikir… Zaten şu anda Marmara’nın dibinde yıllardır biriken çamur var. Çünkü Marmara’yı çevreleyen şehirlerde tesislerin çoğu ya çalışmıyor ya da ileri biyolojik arıtma yapmıyor.
Azot ve fosfor mikroorganizmaların besini. Ne kadar çok olursa planktonlar kontrolsüz şekilde çoğalır, denizdeki oksijeni tüketir ve deniz ölür. Marmara genç bir deniz olduğu için en hızlı ölen deniz tipidir. Oksijen seviyesi yüzde 6’lara kadar düşmüş durumda.
Zamanımız algı çağı. İnsanlar algıya bakıyor; gerçeklik ise bambaşka.
Gerçek şu:
Marmara’ya giden evsel atığın yarısından fazlası hiçbir arıtma yapılmadan denize veriliyor.
Biz burada ne kadar temizleme yaparsak yapalım, diğer iller arıtmayı tam çalıştırmadığı sürece çamur birikecek.
Size kaba bir örnekle anlatayım:
Marmara’yı çevreleyen illerde yaşayan insanların 100’ünden 53’ü tuvaletini denize yapıyor gibi düşünün.
O çamur dediğimiz şey, sifonu çektiğinizde gönderdiğiniz şeyin denizde birikmiş hâlidir.
Bizim bunu yapma hakkımız yok. Bunu yaparsak yarının nesilleri denize girme şansı bile bulamayacak.
Dip çamurunun temizlenmesi kararı geç ve zor bir karardı. Ama yapılması gerekiyordu.
600 futbol sahası büyüklüğünde bir alan temizleniyor. Dünyada bu çapta bir proje bildiğim kadarıyla yok.
Flamingolar dahil 168 kuş türü bu bölgede konaklıyor. Burası aynı zamanda sulak alan ve eşsiz bir ekosistem. Eko turizm potansiyeli açısından da çok değerli.
Hocamlarla birlikte dalış yaptık; canlı yaşamın geri döndüğünü gördük. Balçık yer yer 1,5 metre, yer yer 3 metreye kadar birikmişti. O çamuru temizlemeden balıkların yaşama şansı yok. Çünkü planktonların tutunması, oksijenin dipte var olması gerekiyor. Bakanlığa projeyi ilettik, ardından Cumhurbaşkanımıza sunduk. Onlar da ellişer milyon dolarlık katkı sağladı. Bu proje Türkiye’nin iklim zirvelerinde gururla anlatabileceği bir iş olacak. Benzer körfezlerde de uygulama incelemeleri başladı. Ayrıca bu proje birçok akademik yayına da öncülük edecek," dedi.