Yer bilimcilerin Marmara Denizi'ndeki fay hatlarının üreteceği deprem büyüklüğüne dair bilimsel tartışmaları sürüyor. Çeşitli tahminlerin karar vericilerde ve toplumda rehavet yaratmasından endişe ediliyor. Bilim dünyasının farklı veriler sunduğu bu süreçte uzmanlar ağır bir faturayla karşılaşmamak için en yüksek riskin temel alınmasını istiyor.
DEPREM BÜYÜKLÜĞÜ TARTIŞMALARI REHAVET YARATMAMALI
Prof. Dr. Kutoğlu yer bilimlerindeki tüm çalışmaların yanılma payı barındırdığını vurguladı. Kesin bir büyüklük vermenin yanlış olacağını hatırlatarak tehlikenin 6 veya 7 şiddetinde seyredebileceğini aktardı.
Kutoğlu süreci şu sözlerle anlattı:
"Deprem hazırlığı bakımından yapılması gereken şey, en kötü senaryoya göre hazırlık yapılmalı. Burada bizim korktuğumuz, bu deprem büyüklüğüyle ilgili verilen rakamların küçük olması nedeniyle karar vericilerde veya toplumda bir rehavet oluşabilir. Bu rehavet sonucunda da çok az ihtimal olsa bile beklenenden büyük bir deprem meydana geldiğinde çok ağır bir faturayla karşı karşıya kalabiliriz. O nedenle İstanbul ve Marmara’da deprem hazırlıklarının en kötü senaryoya göre, 7.5 büyüklüğünde bir depreme göre yapılması lazım. Bundan daha düşük deprem tartışmalarının bilim dünyasının kendi içinde yapılması çok daha doğru"
SÜRÜNEN FAYLARDAKİ ENERJİ BİRİKİMİ
Kutoğlu 6 Şubat sarsıntılarını hiçbir bilim insanının o boyutta beklemediğini hatırlattı. Japonya'nın 2011'deki hazırlıklarını 8.5 seviyesine göre yapmasına rağmen 9 büyüklüğünde bir yıkımla karşılaştığını örnek gösterdi.
Marmara için 7'nin altındaki tahminlerin gerçekleşme olasılığı yüksek görünse bile tedbirin elden bırakılmamasını istedi.
Alman Yer Bilimleri Merkezinin 2025 tarihli en güncel araştırması tehlikenin boyutlarını haritalandırıyor. Çalışmadaki görsel analizler maviyle işaretlenen orta segmentin kilitli olmadığını ve sürünme hareketi yaptığını gösteriyor. Kırmızı hattın ise kilitli pozisyonda beklediği ifade ediliyor. Kutoğlu yüzeyde sürünen kısımdaki hareket hızının yılda 1 santimetre civarında kaldığını aktardı. Kuzey Anadolu Fayı'nın ortalama hızının ise 2 ile 3 santimetre arasında değiştiğini ekledi.
Bu durumun enerji birikimi yaratmaya devam ettiğini belirten uzman uyarılarını şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla burada bir hareket açığı var. Her ne kadar fay yüzeyde sürünüyor olsa da belli bir derinlikte kilitli olmalı ki arada bir hareket açığı var. En az 1 santimetrelik bir enerji birikimi söz konusu. Sürünen faylar deprem üretmez diye bir şey de söz konusu değil. Eğer belirli bir derinlikteyse deprem üretebilir ama enerji biriktirme süresi çok daha uzundur. Dolayısıyla buna aldanmamak gerekir"
DEPREMLER BATIDAN DOĞUYA İLERLİYOR
Alman bilim insanlarının tarihi sarsıntı kayıtlarını inceleyerek oluşturduğu harita fay hattındaki hareketliliğin yönünü kanıtlıyor.
Kutoğlu bölgedeki sismik göçü doğrudan şu ifadelerle açıkladı:
"2011 yılında batı tarafında bir deprem oluyor 5.2, 2012 yılında biraz daha doğuda 5.1 büyüklüğünde deprem oluyor. Sonra orta bölgede Kumburgaz açıklarında 6.2 büyüklüğünde bir deprem oluyor. Buradan yola çıkarak Alman bilim insanları diyor ki, Marmara Denizi içerisinde depremlerin batıdan doğuya doğru bir göç karakteristiği var. Dolayısıyla bu iddiaya göre bu teori gerçekleşirse batıdan doğuya doğru deprem mekanizması, kırmızı segmente doğru ilerliyor. İddia edildiği gibi o fay kilitliyse buradaki fay bile 7’den büyük bir deprem üretebilir"
İSTANBUL KIYILARINDA YÜKSEK HASAR RİSKİ
Kutoğlu kendi geliştirdiği özel yazılımla olası depremin etki alanlarını hesapladı. Şiddet haritası kıyı şeridindeki tehlikeyi netleştiriyor.
Kötü senaryonun gerçekleşmesi halinde sarsıntı İzmir'den İç Anadolu'ya uzanan geniş bir coğrafyayı etkileyecek. Uzak bölgeler bu sarsıntıyı sadece hafif düzeyde hissedecek.
İstanbul'un Marmara Denizi'ne bakan kıyılarındaki durum bütünüyle farklılık taşıyor. Kutoğlu haritadaki renklerin sarıdan kırmızıya kaydığı alanları şöyle detaylandırdı:
“En kötü senaryoyu ele alırsak, 7.4 veya 7.5 bir deprem ürettiğinde, depremin hissedileceği alanlar oldukça yaygın. Ta ki İzmir’e, İç Anadolu Bölgesi’ne kadar gidiyor. Buralarda hafif hissedilmesi söz konusu. Buralarda bir hasar meydana gelecek büyüklükte değil, depremin hissedilme seviyesi. Ama İstanbul’un Marmara Denizi’ne bakan kesiminde, renkler daha sıcak hale geliyor. Renklerin sarı, turuncu ve kırmızıya doğru kayması depremin çok daha yüksek hissedileceğini gösteriyor. Dolayısıyla buralarda daha fazla hasar meydana gelecektir. Marmara’nın güney kıyılarında da yine zemin durumuna bağlı olarak daha yüksek hissedilecek alanlar söz konusu.”




