Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılına ait İl Bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini baz alarak 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin en zengin illerini sıraladı. Her yıl merakla beklenen liste, bu kez zirvede yaşanan değişimle dikkat çekti.
Yıllardır listenin tepesinde yer alan Kocaeli, bu yıl birinciliği İstanbul'a kaptırdı. Mega kent İstanbul, kişi başına düşen gelirde ilk sıraya yerleşerek Türkiye'nin ekonomik olarak en güçlü ili oldu.
Kriterler Neye Göre Belirleniyor?
Liste hazırlanırken illerin toplam GSYH’si değil, kişi başına düşen GSYH (kişi başı gelir) esas alındı. Bu da hem ekonomik büyüklüğü hem de nüfusla orantılı zenginliği öne çıkarıyor. Sanayi, hizmetler, tarım ve ticaret gibi sektörlerden elde edilen veriler, her ilin ekonomik performansına dair önemli ipuçları sunuyor.
En Zengin 10 İl (Kişi Başına GSYH – TL)
İstanbul – 802.669 TL
Kocaeli – 788.873 TL
Ankara – 788.859 TL
Tekirdağ – 604.226 TL
Antalya – 561.429 TL
İzmir – 556.376 TL
Bolu – 548.317 TL
Kırklareli – 531.388 TL
Eskişehir – 530.834 TL
Bilecik – 527.473 TL
İlk 10’da özellikle sanayi ve turizm odaklı şehirlerin ağırlığı dikkat çekiyor. Marmara ve Ege bölgeleri, ekonomik çeşitlilik ve gelişmişlik açısından öne çıkmaya devam ediyor.
En Düşük GSYH’ye Sahip İller
Listenin son sıralarında ise gelir dağılımındaki uçurum bir kez daha gözler önüne serildi. 2025 verilerine göre en düşük kişi başına düşen GSYH’ye sahip iller şunlar oldu:
Şanlıurfa – 188.144 TL
Ağrı – 194.660 TL
Van – 203.049 TL
Muş – 230.300 TL
Bitlis – 231.869 TL
Bu iller, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda yer alıyor. Bölgesel kalkınma farkı, ekonominin en temel gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor.
Ekonomik Dağılımda Bölgesel Uçurum Devam Ediyor
Veriler, Türkiye’deki ekonomik eşitsizliğin halen ciddi bir sorun olarak varlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Marmara ve Ege şehirleri, sanayi ve hizmet sektörü sayesinde gelirlerini artırırken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki birçok il kişi başı gelirde oldukça geride kalıyor.
TÜİK raporu, kalkınma politikalarının bölgesel dengeyi sağlama yönünde daha etkin uygulanması gerektiğini bir kez daha gündeme getiriyor.





