Son dönemde Türkiye genelinde artan gıda zehirlenmeleri, sahte gıda üretimi ve denetim eksiklikleri ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Özellikle çocuklar, turistler ve dar gelirli vatandaşlar bu risklerden doğrudan etkileniyor. Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, Türkiye’deki gıda güvenliği sorunlarını TBMM gündemine taşıyarak, iki yazılı soru önergesi ve bir Meclis Araştırma Önergesi sundu. Kanko, son zamanlarda yaşanan toplu zehirlenme olaylarının artık münferit olmaktan çıktığını, sistematik bir denetim zafiyetine dönüştüğünü belirtti. Sokak gıdalarından, tarım ürünlerine; sahte üretimden sağlık sistemindeki yetersizliklere kadar birçok başlıkta tehlikenin boyutları giderek büyüyor.
Toplu Zehirlenmeler Artıyor: Turistler ve Öğrenciler Risk Altında
Türkiye’de son aylarda yaşanan toplu gıda zehirlenmeleri, hem yerli halkı hem de turistleri tehdit ediyor. Kocaeli Körfez’de tavuk ürünlerinden dolayı 999 kişi zehirlenirken, Rize’de 94 kişi hastaneye kaldırıldı. Kocaeli Gölcük’teki Barbaros Hayrettin Anadolu Lisesi’nde ise çok sayıda öğrenci zehirlenme şüphesiyle tedavi gördü.
En çarpıcı vakalardan biri ise Almanya’dan gelen Böcek ailesinin yaşadığı trajedi oldu. Ailenin dört ferdi, Türkiye’de tükettikleri gıda nedeniyle yaşamını yitirirken, aynı işletmeden hizmet alan başka turistler de hastaneye kaldırıldı. Kanko, bu olayın sistematik denetim eksikliğinin acı bir sonucu olduğunu vurguladı.
Sokak Gıdalarında Büyük Tehlike: Midye, Kokoreç, Tavuk Döner
Özellikle okul çevrelerinde ve turistik bölgelerde yaygın olan sokak gıdaları, yeterli denetimden geçmeden halkın tüketimine sunuluyor. Midye dolma, kokoreç, tavuk döner ve sütlü tatlı gibi ürünlerin hijyenik koşullarda üretilip satılmaması zehirlenme riskini artırıyor.
Prof. Dr. Mühip Kanko, bu ürünlerin satışının yoğun olduğu bölgelerde denetimlerin artırılması gerektiğini belirterek, “Çocuklarımız ve gençlerimiz sokaktan güvenle gıda alabilmeli” dedi. Denetimsiz sokak satıcılarının sadece bireysel değil, toplu vakalara yol açabilecek risk taşıdığını vurguladı.
Pestisit Skandalı: Avrupa’da Yasak, Türkiye’de Serbest
Türkiye’de tarım ürünlerinde tespit edilen yüksek pestisit kalıntıları, hem iç piyasada sağlık riskine neden oluyor hem de ihracatta kriz yaratıyor. 2025 başında Avrupa Birliği, Türkiye menşeli 134 parti ürünü pestisit nedeniyle geri çevirdi. Greenpeace’in raporlarına göre Avrupa’da yasaklanan birçok pestisit, hâlâ Türkiye’de kullanılıyor.
Kanko bu duruma sert tepki göstererek, “Yasaklı kimyasalların kullanımına göz yumuldukça, hem vatandaş sağlığı hem de ülkemizin dış ticaretteki güvenilirliği zedelenir” ifadelerini kullandı. Sorunun çözümü için ithalat denetimlerinin sıkılaştırılması ve üretici bilinçlendirilmesinin şart olduğunu söyledi.
Sahte Ürünler ve Hijyen Sorunu: Dondurma, Maden Suyu, Et Ürünleri
Gıda üretiminde sahte ve hijyen dışı uygulamaların arttığına dikkat çeken Kanko, piyasada dolaşan sahte zeytinyağı, taklit peynir ve domuz-atar-eşek eti gibi ürünlerin tüketici sağlığına büyük tehdit oluşturduğunu belirtti. Özellikle bazı dondurma ve maden suyu markalarında yapılan laboratuvar testlerinde dışkı tespiti yapılması, konunun ciddiyetini ortaya koydu.
Bu skandalların cezasız kalmaması gerektiğini savunan Kanko, “Gıda güvenliği bir lüks değil, temel bir haktır. Firmalar üzerinde caydırıcı denetimler ve ciddi yaptırımlar uygulanmalı” dedi.
Sağlık Sistemi Yetersiz: Zehirlenmelere Müdahalede Eksikler Var
Toplu zehirlenme vakalarında sağlık sisteminin yetersiz kaldığı da gündemde. Özellikle Böcek ailesinin başvurduğu hastanelerdeki uygulamalar, hızlı toksikoloji testlerinin yaygın olmaması, sağlık personeli eksikliği ve geciken müdahaleler soru işaretleri doğurdu. Kanko’nun önergesinde son beş yılda yaşanan gıda zehirlenmelerinin illere göre dağılımı ve tekrar eden vakaların nedenleri de araştırılmak isteniyor.
Kanko, sağlık sisteminin bu tür olaylara karşı daha hazırlıklı olması gerektiğini belirterek, “Etkin bir müdahale sistemi olmadan, halk sağlığını korumak mümkün değil” dedi.
Denetim Mekanizmalarında ve İdari Sorumlulukta Büyük Açık Var
Tarım ve Orman Bakanlığı’na yöneltilen sorular, mevcut denetim mekanizmalarının yeterliliğini ve etkinliğini sorguluyor. Ruhsatsız işletmelerin denetlenip denetlenmediği, cezaların uygulanabilirliği ve üretimden sofraya izlenebilirliğin ne ölçüde sağlandığı sorular arasında yer alıyor.
Kanko, “Denetim yoksa, güvenlik de yok. Sokakta satılan gıdalar da, market raflarındaki ürünler de denetlenmeli. Aksi takdirde bu zehirlenme vakaları artarak devam eder” dedi.
Meclis Araştırmasıyla Tüm Zincir İncelenecek
Kanko'nun sunduğu Meclis Araştırma Önergesi, gıda güvenliğiyle ilgili tüm zincirin baştan sona incelenmesini hedefliyor. Amaç, üretimden tüketime kadar olan sürecin her aşamasında mevcut eksiklikleri belirleyip, halk sağlığını koruyacak yasal ve idari adımların atılmasını sağlamak.
“Gıda güvenliği teknik değil, doğrudan yaşamı ilgilendiren bir meseledir” diyen Kanko, Türkiye’nin her köşesinde yaşanan zehirlenme olaylarının tesadüf olmadığını, sistematik bir çöküşün işareti olduğunu söyledi.





