Türk siyasetinin "Bilge Başkanı" ve hukuk mücadelesinin sembol ismi Hüsamettin Cindoruk’tan acı haber geldi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 17. Başkanı Hüsamettin Cindoruk, 25 Aralık 2025 tarihinde evinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Oksijen değerlerinin düşmesi üzerine acil müdahale edilen ve Koç Üniversitesi Hastanesi’nde yoğun bakımda gözetim altında tutulan Cindoruk’un vefat haberi, sevenlerini ve siyaset dünyasını yasa boğdu.
Milli Merkez Ankara Temsilcisi Ufuk Söylemez, yaptığı açıklamada Cindoruk’un nezaketi, bilgeliği ve hukukun üstünlüğüne olan inancıyla her zaman örnek bir devlet adamı olarak anılacağını ifade etti.
Hüsamettin Cindoruk Kimdir? İşte Siyasetle Geçen Bir Ömür
1933 yılında İzmir’de dünyaya gelen Hüsamettin Cindoruk, temel eğitiminin ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olarak hukuk kariyerine adım attı. Avukatlık mesleğini icra ederken siyasi düşünceleriyle de dikkat çeken Cindoruk, kariyerini Demokrat Parti geleneği üzerine inşa etti. Gençlik yıllarından itibaren çok partili siyasi hayatın içinde aktif rol alan Cindoruk, Türkiye’nin en zorlu dönemlerinde hukukun ve demokrasinin savunuculuğunu üstlendi.
Merkez Sağın Mimarı ve Meclis’in Uzlaşmacı Başkanı
Siyasi kariyerinin en parlak dönemlerini Doğru Yol Partisi’nin (DYP) kuruluşunda yer alarak yaşayan Hüsamettin Cindoruk, partinin genel başkanlığını yürüterek merkez sağın toparlanmasında kilit bir figür haline geldi. 1991 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçilen Cindoruk, 1995 yılına kadar sürdürdüğü bu görevde partiler üstü bir duruş sergileyerek Meclis tarihindeki en saygın isimlerden biri olmayı başardı.
Cumhurbaşkanlığı Vekilliğinden Devlet Adamlığına
Sadece yasama faaliyetlerinde değil, devletin en üst kademelerinde de kritik roller üstlenen Cindoruk, Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı seçildiği süreçte bu makama vekillik ederek devlet tecrübesini en üst düzeyde sergiledi. Türkiye’nin darbe dönemlerinden sonra yeniden demokrasiye dönme süreçlerinde hep "hukuk" hatırlatması yapan Cindoruk, siyaseti bir kavga aracı olarak değil, bir nezaket ve uzlaşma sanatı olarak gördü. Bilge kişiliğiyle tanınan Cindoruk, vefatına kadar Türk siyaseti için bir akil insan ve yol gösterici kanaat önderi olarak kalmayı sürdürdü.




