Bir zamanlar çocuklukta geçirilen masum bir hastalık gibi görünen suçiçeği, yıllar sonra çok daha ciddi bir tabloyla karşımıza çıkabiliyor: Zona. Uzmanlar, vücutta sessizce varlığını sürdüren varicella-zoster virüsünün bağışıklık sistemi zayıfladığında yeniden aktive olabileceğini ve zonaya yol açabileceğini vurguluyor. Özellikle 50 yaş üstü bireyler için tehlike çanları çalıyor.

Zona nedir, nasıl gelişir?

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı’ya göre zona; sinir dokusunda yıllarca sessiz kalan suçiçeği virüsünün yeniden aktifleşmesiyle ortaya çıkan ağrılı bir deri enfeksiyonudur.

“Genellikle vücudun sağ ya da sol tarafında, tek taraflı ve şerit şeklinde ağrılı kızarıklıklarla kendini gösterir,” diyen Doğancı, zonanın hafife alınmaması gereken bir hastalık olduğunu vurguluyor.

Virüs, sinir ganglionlarına yerleşerek yıllarca hiçbir belirti vermeden bekleyebiliyor. Ancak yaş, stres, yorgunluk ya da bağışıklık sistemindeki zayıflık bu sessizliği bozarak zonayı tetikleyebiliyor.

Kimler risk altında?

Prof. Dr. Doğancı, zonanın özellikle 50 yaş üstünde sık görüldüğünü belirtiyor:

“50-60 yaşlarından sonra bağışıklık sistemi zayıfladığında zona riski belirgin şekilde artar. Ayrıca ağır stres, travmalar ya da yoğun duygusal dalgalanmalar da hastalığı tetikleyebilir.”

Zona sadece fiziksel değil, ruhsal direnci de zorlayan bir hastalık. Bu yüzden kronik hastalıkları olanlar, bağışıklık baskılayıcı tedavi görenler ve ileri yaş gruplarındakiler özellikle dikkat etmeli.

Hafife alınırsa ciddi sonuçlar doğurabilir

Zonanın kendiliğinden geçeceği düşüncesinin son derece yanlış olduğunu belirten Doğancı, hastalığın en ciddi sonucu olan postherpetik nevraljiye dikkat çekiyor. Bu durum, zonadan sonra sinir uçlarında gelişen yoğun ağrılarla kendini gösteriyor ve aylarca, hatta bazen yıllarca sürebiliyor.

“Bu ağrılar kronik hale gelebilir, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür,” diyen Doğancı, tedavide geç kalınmaması gerektiğini hatırlatıyor.

Erken tanı ile kısa sürede kontrol mümkün

Zonanın ilk belirtilerinde hemen doktora başvurulması, sürecin kontrol altına alınmasında büyük avantaj sağlıyor. Prof. Dr. Doğancı, “Erken tanı konulduğunda antiviral ilaçlarla 5 gün gibi kısa bir sürede zonayı kontrol altına almak mümkündür,” ifadelerini kullanıyor.

Tedavide kullanılan antiviral ilaçlar, herpes grubuna karşı etkili olan özel ilaçlardan oluşuyor. Ancak dozun ve tedavi süresinin hastaya uygun şekilde belirlenmesi büyük önem taşıyor.

Ne yapılmalı?

Suçiçeği geçiren herkes risk altında olabilir.

50 yaş üstü bireyler, stresli yaşam sürenler ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar dikkatli olmalı.

Yanma, karıncalanma, tek taraflı döküntü gibi erken belirtiler ciddiye alınmalı.

Havalar ısınınca uzmanlar uyardı: Bu belirti varsa aman dikkat
Havalar ısınınca uzmanlar uyardı: Bu belirti varsa aman dikkat
İçeriği Görüntüle

Erken tanı ve antiviral tedavi, hem ağrıyı azaltır hem komplikasyonları önler.

Muhabir: Gökhan Ayar