Milyonlarca vatandaşın günlük harcamalarını finanse etmek için kullandığı kredi kartlarında, ekstre geldiğinde yalnızca belirlenen en düşük tutarı yatırmak giderek yaygınlaşan tehlikeli bir alışkanlık. Birçok tüketici bu hamleyle icra veya yasal takip süreçlerini savuşturduğunu düşünse de, aslında arka planda ana borcun katlanarak büyümesine neden olan bir sistem işliyor. Sadece zorunlu kısmı ödemek borcu eritmediği gibi, bankacılık sicili üzerinde geri dönüşü zor hasarlar bırakıyor.

Sessiz sedasız zam yapıldı! Fiyatı tam 15 bin TL arttı
Sessiz sedasız zam yapıldı! Fiyatı tam 15 bin TL arttı
İçeriği Görüntüle

KREDİ KARTI ASGARİ ÖDEME ALIŞKANLIĞI BİLEŞİK FAİZ YÜKÜNÜ ARTIRIYOR

Ekstre dönemlerinde yatırılan meblağ yalnızca alt sınırda kaldığında, paranın çok büyük bir bölümü bankanın kestiği akdi faizlere ve yasal vergilere gidiyor. Ortaya çıkan tabloda asıl borç rakamı neredeyse hiç eksilmezken, geriye kalan yüksek bakiye üzerinden bir sonraki ay tekrar faiz işletiliyor. Bu durum, tüketicinin aylar boyunca bankaya para yatırmasına rağmen borcunun yerinde saymasına, hatta faizin faizi (bileşik faiz) nedeniyle toplam yükümlülüğünün katlanarak artmasına yol açıyor.

KARTINIZ "3 KEZ" KURALINA TAKILIP KULLANIMA KAPANABİLİR

Finansal mevzuatlar gereği bankalar, limitlerini düzenli kapatmayan müşterilerine yönelik net yaptırımlar uyguluyor. Aynı takvim yılı içerisinde, asgari tutarı aralıklı veya peş peşe üç defa yatırmayan kişilerin kartları anında nakit çekim işlemlerine kapatılıyor. Eğer bu ihmal üst üste üç ay tekrar edilirse yaptırımların dozu daha da artıyor; kart sadece nakit avansa değil, her türlü mal ve hizmet alımına da bloke ediliyor. Bu aşamaya gelen bir müşterinin bankadan limit artırımı talep etmesi sistem tarafından otomatik olarak reddedilirken, kısıtlamalar ancak hesaptaki tüm borcun sıfırlanmasıyla kaldırılabiliyor.

YÜKSEK LİMİT DOLULUĞU KREDİ NOTUNU DÜŞÜRÜYOR

Ödemelerin son günü geçirilmeden yapılması teknik olarak banka ekranlarında bir 'gecikme' yaratmasa da, risk analiz algoritmaları bu durumu farklı okuyor. Kart limitinin sürekli olarak yüzde 80 ve üzerinde kullanılması, değerlendirme sistemlerinde nakit akışının bozulduğu yönünde güçlü bir sinyal olarak algılanıyor. Zamanla tüketicinin finansal güvenilirliğini zedeleyen bu tablo, kredi notunun hızla aşağı çekilmesine sebep oluyor. Puanı düşen vatandaşlar ileride ev, araç ya da acil ihtiyaçları için kredi başvurusu yaptığında onay alamama tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

UZMANLARDAN ÇÖZÜM ÖNERİSİ: SABİT FAİZLİ YAPILANDIRMA

Finans otoriteleri, bu tehlikeli sarmaldan çıkışın en sağlıklı yolunun borcu tek bir çatı altında toplamak olduğunu vurguluyor. Giderek büyüyen bakiyeyi dizginlemek için en rasyonel adım, bankalarla masaya oturarak doğrudan yapılandırma talep etmek veya sabit faiz oranlarına sahip bir ihtiyaç kredisi çekerek kredi kartını tamamen sıfırlamak. Ekonomistler ayrıca, kurtarma planının işe yaraması için borç tamamen kapanana kadar ilgili kartın yeni harcamalara kesinlikle kapatılması gerektiğinin altını çiziyor. Aksi takdirde, bir yandan taksit öderken diğer yandan yeni borç yaratmak finansal çöküşü kaçınılmaz kılıyor.

Kaynak: Haber Merkezi