Türk Medeni Kanunu içerisinde yer alan ve boşanan çiftler arasında yıllardır büyük tartışmalara yol açan 175. maddedeki süresiz yoksulluk nafakası hükmü Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edildi. Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine 4 Haziran tarihinde toplanan Genel Kurulun aldığı bu kritik kararın yasal dayanakları Resmi Gazete aracılığıyla kamuoyuna duyuruldu. Yayımlanan metinle birlikte, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) yeni ve adil bir sistem kurgulamak amacıyla kendisine tanınan 9 aylık yasa yapım takvimine girmiş oldu.

SÜRESİZ NAFAKA KARARININ HUKUKİ TEMELLERİ NELER?

Yüksek Mahkemenin hazırladığı raporda, evlilik bağının kopması neticesinde maddi zorluğa düşen bireyi koruma fikrinin, ödeme yapan taraf üzerinde olağan dışı bir yüke dönüştüğü vurgulandı. Öyle ki, boşanma sürecinde hiçbir ağır kusuru bulunmayan bir vatandaşın bile hayatının sonuna dek maddi yaptırıma maruz kalması anayasal güvencelerle çelişen bir tablo olarak yorumlandı. Kararda bu orantısızlığa dikkat çekilerek, "Nafaka yükümlüsü ile yoksulluğa düşen eşin karşılıklı menfaatlerinin, devletin Anayasa'nın 5. ve 17. maddelerinden kaynaklanan pozitif yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir." ifadelerine yer verildi.

Kontak çevirir çevirmez yapılan büyük yanlış! Ustalardan kritik uyarı geldi
Kontak çevirir çevirmez yapılan büyük yanlış! Ustalardan kritik uyarı geldi
İçeriği Görüntüle

ESKİ SİSTEM NEDEN İPTAL EDİLDİ?

İptale konu olan eski kanun metninde davaya bakan mahkeme heyetinin nafaka süresi üzerinde herhangi bir inisiyatif kullanma hakkı bulunmuyordu. Yükümlülüğün ortadan kalkması; ancak alacaklı kişinin haysiyetsiz bir yaşam biçimi benimsemesi, gayri resmi şekilde bir başkasıyla evliymiş gibi yaşaması, maddi durumunun iyileşmesi veya vefat etmesi gibi çok spesifik şartlara bağlanmıştı. Mevcut çerçevenin hakimleri tamamen bağladığını belirten AYM, dengenin sarsıldığını raporlayarak katı kuralların taraflardan birini aşırı mağdur ettiğini kayıtlara geçirdi.

HAKİMLERE TAKDİR YETKİSİ VE YENİ DÖNEMİN ŞARTLARI

Parlamentonun hazırlamakla yükümlü olduğu yeni yasa tasarısının sınırları da yine bu gerekçeli kararla şekillendirildi. Çatışan menfaatler arasında adil bir denge kurulabilmesi adına, yargılamayı yürüten hakimlere her dosyayı kendi gerçekliği içinde değerlendirme imkanı sunulması isteniyor. Yeni düzende nafakanın süresi belirlenirken evliliğin ne kadar sürdüğü, tarafların eğitim seviyesi, yaşları, sağlık durumları ve iş gücü piyasasına katılım potansiyelleri masaya yatırılacak. Yüksek Mahkeme bu gerekliliği şu alıntıyla temellendirdi: "Çatışan çıkarlar arasında dengenin kurulabilmesi için yoksulluk nafakasına 4721 sayılı Kanun'un 176. maddesi kapsamında irat biçiminde hükmedilecek durumlarda hakime bunun süresini... somut olayın kendi özel şartları içinde belirleme yetkisi tanınması, bu kapsamda belirli ve öngörülebilir bir çerçeve oluşturulması gerekir."

Kaynak: Haber Merkezi