İstanbul'da arsa fiyatlarının rekor seviyelere ulaşması ve şehir çeperlerinin dolması gayrimenkul pazarında dengeleri değiştirdi. Bütçesine uygun arazi bulmakta zorlanan yatırımcılar, rotasını doğrudan çevre illere çevirdi. Sektör verilerine göre Marmara Bölgesi'nde Sakarya, Tekirdağ, Balıkesir, Yalova ve Çanakkale arsa satışlarında en çok hareketlenen beş şehir olarak listelendi.
Gayrimenkul uzmanları bu yönelimin sadece fiyat odaklı olmadığını söylüyor. Lojistik yatırımları ve yeni sanayi bölgelerinin inşası ivmeyi artırıyor. Deprem güvenliği arayışı da komşu illere ilgiyi besleyen diğer bir neden olarak değerlendiriliyor. Alıcılar özellikle otoyol bağlantılarına yakın konumlardaki arazilerde uzun vadeli değer artışı beklerken fiyat grafikleri şimdiden yukarı yönlü bir seyir izliyor.
ALTYAPI VE ULAŞIM PROJELERİ TALEBİ TETİKLEDİ
Bölgede hayata geçirilen otoyol ve köprü gibi devasa altyapı yatırımları şehirler arası ulaşım ağını birbirine bağlayarak erişilebilirliği büyük oranda artırdı. Eskiden ağırlıklı olarak mevsimlik konut ya da tarım arazisi olarak görülen çevre iller, İstanbul ile seyahat sürelerinin kısalmasıyla kalıcı yaşam alanlarına dönüştü.
Değişen barınma alışkanlıkları da arsa pazarını şekillendiren bir diğer güçlü faktör. Geleneksel betonarme binalardan uzaklaşmak isteyenler prefabrik yapılar ve mikro mobil ev (tiny house) uygulamaları gibi modellere ihtiyaç duyuyor. Ekolojik tarım projeleri de bu geniş arazi arayışını destekliyor. Deprem bilincinin yatay mimariyi teşvik etmesiyle birlikte müstakil yaşam hayali kuranlar çevre illerdeki topraklara yöneliyor.
SATIN ALMA İŞLEMİ ÖNCESİ UZMANLARDAN KRİTİK UYARI
Talep patlaması yaşanırken sektör temsilcileri yatırımcıları resmi prosedürler konusunda uyarıyor. Satın alma sürecine geçmeden önce ilgili kurumlardan bazı temel kriterlerin mutlaka teyit edilmesi isteniyor. İlk olarak arazinin yapılaşma izinlerini gösteren güncel imar durumunun incelenmesi gerekiyor. Bölgenin sit alanı veya koruma havzası olup olmadığını belirleyen hukuki statü ikinci sırada yer alıyor. Arazinin mutlak tarım alanı vasfı taşıyıp taşımadığı da bu aşamada netleşiyor. Son olarak mevcut imkanlar ile resmi kurumların kısa ve orta vadeli yol hizmet planlamalarını içeren altyapı projelerinin kontrol edilmesi tavsiye ediliyor.
Doğru lokasyonda ve mevzuata uygun yapılan toprak yatırımlarının, genişleyen yeni sınırlarda uzun vadede değerini koruyacağı tahmin ediliyor.




