İstanbul’da peş peşe yaşanan zehirlenme olayları, hem kamuoyunda büyük yankı uyandırdı hem de uzmanları harekete geçirdi. Tatil için Almanya’dan İstanbul’a gelen Böcek ailesinin, konakladıkları otelde maruz kaldıkları zehirli gaz sonucu hayatını kaybettikleri iddiaları sonrası başlatılan soruşturmada otelin ilaçlamasında kullanılan alüminyum fosfit maddesi gündeme geldi. Aynı günlerde Beyoğlu’nda bir kafede kahve siparişi veren 26 yaşındaki genç bir mühendis, kahvesine bulaşık deterjanı karıştığı iddiasıyla hastanelik oldu.

Her iki olayda da adı geçen maddeler zehirlenme vakalarında ölümcül sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlar, bu maddelere karşı hem halkı hem de işletmeleri uyarıyor.

“Alüminyum fosfitin panzehri yok, erken müdahale şart”

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Afşin İpekci, Böcek Ailesi’nin ölümünde adı geçen alüminyum fosfit maddesinin risklerine dikkat çekti. Bu maddenin ucuz, kolay erişilebilir ve özellikle haşere ilaçlamalarında yaygın olarak kullanıldığını belirten İpekci, “Alüminyum fosfit, nemle temas ettiğinde ölümcül bir gaz olan fosfine dönüşüyor. En büyük tehlike de burada başlıyor çünkü bu gaz renksiz ve kokusuz, kişinin fark etmesi imkânsız” dedi.

Alüminyum fosfitin bilinen bir panzehrinin olmadığını söyleyen İpekci, sadece destek tedaviyle hastaların hayatta tutulabildiğini aktardı. Bu tür vakalarda erken müdahalenin hayati olduğunu vurgulayan İpekci, “Zehirlenmelerde semptomlar başladığında doğru bilgi verilirse tanı daha hızlı konulabilir ve müdahale şansı artar. Özellikle mide bulantısı, kusma, ishal gibi belirtiler hafife alınmamalı” dedi.

Fosfin gazı: Renksiz, kokusuz ve ölümcül

Alüminyum fosfitin nemle birleşmesiyle ortaya çıkan fosfin gazı, maruz kalan kişiler tarafından hissedilemeyecek kadar sinsi bir yapıya sahip. İpekci’ye göre; bu gazın insan vücuduna etkisi çok hızlı gelişiyor ve özellikle kalp ile solunum sistemine büyük zarar veriyor. “Kardiyojenik şok” adı verilen ölümcül tabloya yol açabilen gazın erken dönemde tespit edilmesi neredeyse imkânsız.

Gazeteci Tahir Sarıkaya ‘Şantaj’ Suçlamasıyla Tutuklandı!
Gazeteci Tahir Sarıkaya ‘Şantaj’ Suçlamasıyla Tutuklandı!
İçeriği Görüntüle

“Bu tür ilaçların kullanımında çok dikkatli olunmalı, uzman denetiminde uygulanmalı” diyen İpekci, havalandırma gibi basit önlemlerin bile hayati sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. Aileye bu bilgi verilseydi, odayı havalandırarak etkilenme riskleri azaltılabilirdi. Ancak bu tip vakalarda maruziyet bilgisi eksik olduğu için, sağlık personelinin tanıya ulaşması da zorlaşıyor.

Beyoğlu’ndaki kahve vakasında “sodyum hidroksit” şüphesi

Beyoğlu’nda bir kafede yaşanan ve kahveye bulaşık deterjanı karıştığı iddiasıyla gündeme gelen zehirlenme vakasında ise bir başka kimyasal madde öne çıktı: Sodyum hidroksit. Genellikle temizlik ürünlerinde bulunan bu madde, cilt ve sindirim sistemiyle temasında ciddi tahribatlara neden olabiliyor.

Doç. Dr. Afşin İpekci, bu maddenin yanıcı etkisine dikkat çekerek, “Yemek borusundan mideye, hatta akciğere kadar tüm yolları yakabilir. En önemli müdahale; kusturmamak ve vakit kaybetmeden hastaneye ulaştırmak. Aksi takdirde iç organlarda delinme, enfeksiyon, hatta kalıcı hasarlar gelişebilir” uyarısında bulundu.

İpekci, “Sodyum hidroksit zehirlenmelerinde de net bir panzehir yok. Yapılabilecek en doğru müdahale destek tedavisi. Eğer madde mideyi delmeden vücuttan atılabilirse hasta toparlayabilir” dedi.

Zehirlenme vakalarında öncelik: Bilinç ve önlem

Her iki olayda da uzmanların ortak uyarısı net: Erken müdahale ve doğru bilgilendirme hayat kurtarır. Kullanılan kimyasalların etkileri iyi bilinmeli, etiketlenmeden ve eğitim alınmadan kesinlikle kullanılmamalı. Gerek temizlik ürünleri gerekse haşere ilaçları olsun, “zararsız gibi görünen” maddelerin ciddi sonuçlar doğurabileceği unutulmamalı.

Acil Tıp Uzmanları, özellikle otel ve kafe gibi toplu yaşam alanlarında bu tür maddelerin denetim ve kullanımına dair yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması gerektiğini vurguluyor.

Kaynak: İHA