Kimi hayatlar vardır; senaryo gibi. Dönemeçlerle, mücadeleyle, beklenmedik kırılma anlarıyla şekillenir. Şener Şen’in yaşam öyküsü tam da böyle. Bugün milyonların hayranlıkla izlediği, Türk sinemasının yaşayan çınarlarından biri olan Şener Şen, bu yıl 83. yaşını kutlamaya hazırlanıyor.
Ama bu başarı hikâyesinin altında sahne tozu yutmaktan çok daha fazlası yatıyor: Köy öğretmenliği, işçilik, işportacılık, şoförlük… Hayatını kazanmak için verdiği emekle örülü bir geçmiş var onun arkasında.

Adana’da doğan bir sanatçı: Yeşilçam’a uzanan yolculuk
26 Aralık 1941’de Adana’da doğan Şener Şen’in sanatla bağı aslında çocuk yaşlarda başlıyor. Babası Ali Şen, marangozluktan oyunculuğa geçen Yeşilçam’ın unutulmaz karakter oyuncularından. Ancak genç Şener için hayat çok daha çetin başlıyor.
Lise yıllarında eğitimini yarım bırakıp bir iplik fabrikasında çalışmaya başlıyor. Sonrasında liseyi tamamlayarak 1964’te öğretmenlik mesleğine başlıyor. Muş’ta bir köy okulunda iki yıl boyunca minik öğrencilere okuma yazma öğretiyor.

Sahneyle tanışma: Şehir Tiyatroları ve figüranlık yılları
Sanat serüveni, İstanbul Şehir Tiyatroları ile başlıyor. O yıllarda aynı zamanda radyo tiyatrolarında da görev alıyor. Ancak kazancı yetmeyince sinemaya adım atıyor.
İlk yıllarında pek çok filmde figüranlık yapıyor, hatta çoğu zaman sadece dövülen adam ya da dans eden figür olarak kısa sahnelerde boy gösteriyor. Beş yıl boyunca bu şekilde setlerde yer alıyor.
“Badi Ekrem” ile gelen çıkış: Kemal Sunal’la efsanevi ikili
1975 yılı, Şener Şen’in sinema kariyerindeki dönüm noktası oluyor. Ertem Eğilmez’in yönettiği “Hababam Sınıfı” filminde canlandırdığı Badi Ekrem karakteriyle dikkatleri üzerine çekiyor.
Bu filmle birlikte Kemal Sunal ile oluşturduğu unutulmaz ikili sayesinde, ardı ardına gişe rekorları kıran filmlerde rol alıyor:
Süt Kardeşler
Tosun Paşa
Kibar Feyzo
Davaro
Çöpçüler Kralı
Şabanoğlu Şaban
Ancak Şen’in asıl hedefi, tek bir tiplemeye sıkışmak değil.


“Namuslu” ile yeni bir oyunculuk dönemi başladı
1984 yapımı “Namuslu” filmiyle birlikte Şener Şen, sinemadaki imajını kökten değiştirdi. Uyanık dolandırıcı tiplemelerin yerine dürüst, saf ama içten karakterleri oynamaya başladı.
Sonrasında gelen roller, onu hem halkın gönlünde hem de sinema tarihindeki yerinde daha da yukarıya taşıdı:
Züğürt Ağa (1985) – Köy ağası
Milyarder (1986) – İstasyonda çalışan piyango talihlisi
Muhsin Bey (1987) – Değerlerine bağlı bir müzik yapımcısı
“Eşkıya” ile Türk sinemasında devrim
1996 yılında vizyona giren ve Türk sinemasında dönüm noktası sayılan “Eşkıya”, Şener Şen’in kariyerindeki en önemli yapımlardan biri oldu. Uğur Yücel ile birlikte başrolde yer aldığı film, 2,5 milyonu aşkın izleyiciyle o dönem için rekor kırdı.
Bu film, hem Türk sinemasının toparlanmasına öncülük etti hem de Şener Şen’in yeteneğini bir kez daha tescilledi.


Ödüller, başarılar ve unutulmaz roller
Gönül Yarası (2005) – Emekli öğretmen Nazım rolüyle 42. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü
Kabadayı (2007) – Nesli tükenen bir kabadayıyı canlandırdı
Av Mevsimi (2010) – Çetin Tekindor ve Cem Yılmaz’la başrolleri paylaştı

Özel hayatı ve sade yaşamı
İki evlilik yapan Şener Şen’in, ilk eşinden Bengü adında bir kızı bulunuyor. “Muhsin Bey” filminin setinde tanıştığı Sermin Hürmeriç ile 1989’da evlendi, 1997’de boşandı.
Her zaman özel yaşamını gözlerden uzak tutan usta oyuncu, yıllar içinde kamuoyunun karşısına sadece sanatla çıktı.

Efsane bir hayat, film gibi bir öykü
Şener Şen’in yaşamı, sinemada canlandırdığı karakterlerle birebir örtüşüyor: Hayatla mücadele eden, doğruluktan şaşmayan, saf ama akıllı, gerektiğinde ayakta durmayı bilen insanlar…
Bu yıl 21 Aralık’ta 83 yaşına girecek olan büyük ustaya şimdiden nice sağlıklı, huzurlu yaşlar diliyoruz. Onun hikâyesi, sadece bir oyuncunun değil, bir dönemin, bir halkın ve bir sinema kültürünün de hikâyesi…






