
8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası’ndaki bir parfüm fabrikasında meydana gelen ve 7 işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan ihmaller zinciri, bugün yargı önüne taşındı. Güvenlik gerekçesiyle Kandıra Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ne taşınan duruşma, hukuki sürece gölge düşüren "yasaklar" ve "kısıtlamalar" nedeniyle gergin bir atmosferde başladı.
"Kamuoyundan Kaçırma Hamlesi"
Duruşma salonuna hiçbir şekilde görüntü ve ses kayıt cihazının, hatta cep telefonlarının dahi alınmaması, dışarıda bekleyen aileleri ve İş Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi üyelerini ayağa kaldırdı. Cezaevi önünde açıklama yapan İSİG Meclisi Üyesi Selçuk Kastarlı, bu uygulamanın şeffaf yargılama ilkesine aykırı olduğunu savundu. Kastarlı, "Görüntü almanın engellenmesi, bu facianın ve ihmaller zincirinin toplumun gözünden kaçırılmaya çalışıldığının açık bir göstergesidir" dedi.
Adalete Olan İnanç Yaralanıyor
Kastarlı, sürecin kapalı kapılar ardında yürütülmek istenmesinin vicdanları yaraladığını belirterek konuşmasına şöyle devam etti:"Gerçeklerin üzerinin bu tür yasaklarla örtülmesi, adalete olan inancımıza vurulan yeni bir darbedir. Bizler sevdiklerimizin hesabını sormak için buradayken, halkın bilgilendirilmesinin önüne set çekilmesini kabul etmiyoruz. Ne tür engel çıkarılırsa çıkarılsın, 7 canın hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz."
İddianamedeki Ağır İhmaller
Duruşmada sanıkların savunmaları alınırken, müşteki avukatları fabrikadaki yetersiz yangın önlemlerini ve ruhsata aykırı depolama faaliyetlerini gündeme getirdi. İzleyicilerin ve basın mensuplarının teknolojik cihazlardan arındırılarak içeri alınması, davanın şeffaflığı konusundaki tartışmaları duruşma boyunca canlı tuttu.