Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen TRT World Forum 2025 kapsamında gerçekleştirilen “Stratejik Özerkliğin İnşası: Türkiye ve Küresel Savunma Paradigması” başlıklı oturumda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Yılmaz, Türkiye'nin savunma gücünün kısa süre içerisinde 7 milyar dolardan 10 milyar doların üzerine çıktığını belirterek, “Artık hem kendimiz güçlü olmalıyız hem de üretim yapmalıyız” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayisinde stratejik bağımsızlığın altını çizen Yılmaz, “Güç olmadan adaletin sürdürülemeyeceğini gördük. Gazze ve Suriye örnekleri, uluslararası kurumların ötesine geçen bir duruşu zorunlu kıldı” dedi.

Yüzde 20’den Yüzde 80’e Yerli Savunma Başarısı
Cevdet Yılmaz, konuşmasında savunma ürünlerinde yerlilik oranının büyük oranda arttığını belirtti:
“Savunma ürünlerinde yüzde 20’den yüzde 80’e yükselen bir artış gözlemledik. Bu, sadece bir teknolojik dönüşüm değil, aynı zamanda stratejik bir kararlılığın da yansımasıdır.”
Yılmaz, 250 binden fazla firmanın savunma sanayii ekosisteminde faaliyet gösterdiğini ve binlerce genç profesyonelin bu alanda görev aldığını kaydetti.
Bugün Türkiye’nin 180’den fazla ülkeyle savunma alanında iş birliği yürüttüğünü vurgulayan Yılmaz, “Değer odaklı bir ekonomi hedefiyle ilerliyoruz” dedi.
Bayraktar’dan TCG Anadolu’ya: Stratejik Bağımsızlığın Simgeleri
Türkiye’nin geliştirdiği yerli ve milli savunma teknolojilerine de değinen Yılmaz, bu projelerin sadece askeri değil, bağımsızlık politikalarının da sembolü olduğunu söyledi.
Bayraktar SİHA’lar, HÜRJET, ATAK helikopteri, TCG Anadolu, ATMACA füzesi ve GÖKDOĞAN hava savunma sistemleri gibi platformların Türkiye’nin teknolojik kabiliyetini ortaya koyduğunu ifade etti.
Ayrıca, ilk Altay tanklarının yeniden TSK’ya teslim edildiğini de hatırlattı.
“Bu sistemler sadece ürün değil; Türkiye’nin iradesini, kabiliyetini ve küresel savunma denklemindeki yerini temsil ediyor.”
“Uluslararası Sistemlerde Türkiye Yeni Bir Katmana Geçiyor”
Yılmaz, Türkiye’nin sadece askeri kapasitesiyle değil, diplomatik girişimleriyle de öne çıktığını belirtti.
Özellikle Karadeniz’deki tahıl koridoru, Gazze’deki insani yardımlar ve ateşkes girişimleriyle Türkiye’nin bölgede aktif rol oynadığını ifade etti.
“Güvenlik ile siyaset zıt değil, birbiriyle uyum içinde ilerleyebilir. Türkiye, bu anlayışıyla çatışma sonrası yeniden inşa süreçlerine katkı sunuyor.”
İsrail Eleştirisi: “Netanyahu, Ateşkesi Sabote Etmeye Çalışıyor”
Yılmaz, konuşmasında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da değindi.
“Netanyahu yönetimi, mevcut kırılgan ateşkesi bozma çabası içinde. Sürekli bahaneler arayarak barış girişimlerini sabote ediyor,” diyen Yılmaz, uluslararası toplumun bu noktada geç kaldığını ve Gazze’nin yeniden inşasında gecikmeler yaşandığını vurguladı.
“Adil Bir Dünya İçin Müttefiklere İhtiyacımız Var”
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin küresel hedeflerine dikkat çeken Cevdet Yılmaz, “Daha adil bir dünya tek başına kurulamaz” diyerek, uluslararası iş birliğinin önemine vurgu yaptı:
“Yeni düzen, tek merkezli olmayacak. Ortak sorumlulukla, katılımcı iş birlikleriyle şekillenecek. Türkiye olarak bu diyaloğun parçası olmaya ve yön vermeye kararlıyız.”