Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde yaşayan 53 yaşındaki bıçak ustası Murat Övül ile sahiplendiği yavru sincap arasındaki bağ, görenleri hem şaşırtıyor hem de gülümsetiyor. Ümmühan Mahallesi’nde Babakale bıçakları üreten Övül, ormanlık alanda bitkin halde bulduğu sincaba “Dadam” adını verdi. Yaklaşık 4,5 aydır birlikte olan ikili neredeyse hiç ayrılmıyor. Atölyede, sokakta, kahvede… Dadam çoğu zaman Övül’ün omzunda. Mahalle sakinleri ise bu sıra dışı dostluğu ilgiyle takip ediyor.

Ormanda Buldu, Evinde Büyüttü
Murat Övül, yavru sincabı ağaç kesimi yapılan bir alanda henüz 15 günlükken bulduğunu anlatıyor. Yuvasının zarar görmüş olabileceğini düşündüğünü belirten Övül, bir süre annesinin gelip gelmeyeceğini beklediğini ancak kimsenin görünmediğini söylüyor. Doğada o halde bırakmaya gönlü razı olmayınca sincabı evine götürmüş.
Hayvan bakımına yabancı olmadığını dile getiren Övül, ilk bir ay boyunca keçi sütüyle beslediğini, sıcak bir ortam hazırladığını ve özenle büyüttüğünü ifade ediyor. “Yaklaşık bir ay sütle besledik, sonra kuru gıdaya geçtik. Şimdi 5 aylık oldu” diyen Övül, sincabın kısa sürede aileden biri haline geldiğini vurguluyor. Zamanla aralarındaki bağ güçlenmiş. Övül’e göre Dadam onu annesi gibi görüyor.
Atölyede de Sokakta da Hep Omzunda
Ayvacık’ta bıçak ustası Murat Övül’ün günlük yaşamı artık Dadam’sız düşünülmüyor. El yapımı bıçak üretirken de, mahallede dolaşırken de küçük sincap çoğu zaman omzunda. “Çalışırken, işteyken, sokaktayken üzerimden hiç inmez. Kapalı bir yerde bırakırsam ancak o zaman kalır” sözleriyle aralarındaki bağı anlatıyor.
Mahallenin çocukları da Dadam’a alışmış durumda. Gün içinde birkaç kez uğrayıp sincabı sevenler, ona fındık ve ceviz getirenler oluyor. Övül, doğal ortamına dönmesi için birkaç kez deneme yaptığını ancak sincabın ağaca çıksa bile kısa süre içinde geri döndüğünü söylüyor. Yaz aylarında bir kez daha denemeyi düşünüyor. “Doğal ortamına giderse bana zor gelecek. Çok alıştım” derken, sesi biraz yumuşuyor.
“Adını Dadam Koyduk”
Sincabın isminin de ayrı bir hikâyesi var. Övül, yörede küçük çocuklara “dada” dendiğini belirterek, “Ben de bu sincabımıza ‘Dadam’ diye seviyorum” diyor. Kahveye gittiğinde de, markete uğradığında da Dadam omzunda. Esnafın ve mahallelinin ilgisi eksik olmuyor. “Marketçi bir çerez veriyor, herkes seviyor. İlgi odağı olmayı başarıyor” sözleriyle mahallede oluşan sıcak tabloyu anlatıyor.
Dadam’ın en sevdiği yiyecekler ise Antep fıstığı ve badem. Arada çekirdek de yiyor. Övül, sincabın temiz bir hayvan olduğunu, koku yapmadığını ancak tırmanma huyu nedeniyle evde perdelerin zaman zaman zarar gördüğünü gülerek aktarıyor. “Hanım biraz kızıyor ama ne yapalım” diyor.
Ayvacık’ta bir atölyede başlayan bu dostluk, bugün mahallenin simgelerinden biri haline gelmiş durumda. Murat Övül ile Dadam’ın hikâyesi, insan ile hayvan arasında kurulan bağın bazen ne kadar güçlü olabileceğini bir kez daha gösteriyor.