Eskişehir’de yaşanan sıra dışı bir olay, sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. İddiaya göre bir kadın, yetişkin oğlunun akciğer kanseri olduğunu öne sürerek tramvayda çalışmayan bir solunum cihazıyla vatandaşlardan para istedi. Ancak bu durumu fark eden bir vatandaş, kadının aynı yöntemle daha önce de dilendiğini belirterek iki farklı tarihte yaşanan tartışmaları cep telefonu kamerasıyla kaydetti. Görüntüler, kısa sürede sosyal medyanın en çok konuşulan içerikleri arasına girdi.
Tartışmanın merkezinde yer alan isim, yazılım eğitmeni öğretmen Muhammed Taha Özdemir. Özdemir, yaklaşık dört ay önce tramvayda karşılaştığı kadının, çalışmayan bir CPAP maskesiyle insanları kandırmaya çalıştığını belirterek olayı videoya aldı. Dört ay sonra ise aynı kadınla bu kez tramvay durağında karşılaştı ve olay bu kez sokak ortasında devam etti.

CPAP Maskesi ile Akciğer Kanseri İddiası: “Bu Cihaz Bu Hastalığa Çare Değil”
Olayda dikkat çeken detaylardan biri de kullanılan cihaz. Kadının oğlunun akciğer kanseri olduğu ve bu nedenle solunum cihazına bağlı olduğu öne sürüldü. Ancak Muhammed Taha Özdemir, cihazın bir CPAP maskesi olduğunu ve yalnızca uyku apnesi tedavisinde kullanıldığını belirtti.
Özdemir, “Bir uyku cihazıyla akciğer kanserine karşı mücadele etmek mümkün değil. Bu olay trajikomik bir durumdu ve ben de sosyal medyada buna dikkat çekmek istedim,” dedi. CPAP cihazını kendisinin de kullandığını söyleyen Özdemir, bu tür cihazların sokakta, hele ki elektrik olmadan, işlevsiz olduğunu vurguladı.
Konuya ilişkin uzmanlardan ve hastalığı yaşayan bireylerden de benzer yorumlar geldi. Sosyal medyada çok sayıda kullanıcı, bu tür cihazların kansere değil, solunum bozukluklarına yönelik olduğunu ifade ederek Özdemir’e destek verdi.
Sokakta “Dolandırıcı” Diye Bağırdı, Kadın Taş Atmakla Tehdit Etti
İkinci karşılaşma ise tramvay durağında yaşandı. Muhammed Taha Özdemir, kadınla yeniden karşılaştığında bu kez daha sert bir tepkiyle karşılaştı. Cep telefonuyla çekim yapan Özdemir, kadına “Neden insanları dolandırıyorsunuz?” diye sordu. Kadın ise sinirlenerek, “Taş alıp kafanı yararım” tehdidinde bulundu ve Özdemir’i uyuşturucu kullanmakla suçladı.
Kadının hakaretlerine karşılık olarak, “Ben öğretmenim. Maddeyle işim yok,” diyerek kendisini savunan Özdemir, olay sırasında çevredeki vatandaşların şaşkın bakışları arasında sesini yükselterek “Eskişehir’in dolandırıcısı burada” diye bağırdı.
O anlara tanık olan vatandaşların tepkileri ise farklı oldu. Kimi olayı sadece izlemekle yetinirken, kimileri kahkahalarla olan biteni takip etti. Olayın sosyal medyada yayınlanmasının ardından pek çok kişi yaşananları gerçek sanmakta güçlük çekti.
“Yetkililer Sesimizi Duysun Diye Paylaştım”
Muhammed Taha Özdemir, olay sonrası yaptığı açıklamada sosyal medyadaki paylaşımlarının esas amacının farkındalık oluşturmak olduğunu söyledi. Özdemir, “Bu gibi olayları daha önce de ilgili kurumlara bildirdim ama süreç hep geç ilerliyor. Sosyal medya, yetkililerin dikkatini çekmek için etkili bir araç oldu” dedi.
Ayrıca akciğer kanseriyle mücadele eden bazı vatandaşların kendisine ulaştığını söyleyen Özdemir, sahte sağlık iddialarıyla merhamet sömürüsüne karşı toplumun dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Dilencilik ve Duygusal Sömürüye Karşı Ne Yapılmalı?
Bu olay, kent yaşamında sıkça karşılaşılan bir problemi yeniden gündeme taşıdı: Duygusal sömürü yoluyla yapılan organize dilencilik.
Eskişehir Valiliği'nin özellikle çocuk dilenciliği konusunda son yıllarda önemli adımlar attığı biliniyor. Ancak bu tür olaylar, yalnızca çocukları değil, hasta süsü verilmiş bireyleri de kapsayabiliyor.
Uzmanlara göre, böyle durumlarla karşılaşan vatandaşların yapması gereken en doğru adım; doğrudan para vermek yerine zabıta, polis ya da sosyal hizmet birimlerine bildirimde bulunmak.