Ağrı, Bingöl, Muş ve son olarak Malatya. Türkiye'nin doğusu son günlerde beşik gibi sallanıyor. Bölgedeki sismik hareketlilik artarken, vatandaşların yaşadığı panik yerini büyük bir endişeye bıraktı. Peş peşe gelen bu küçük çaplı sarsıntıların büyük bir depremin ayak sesleri olup olmadığı sorusu gündemin ilk sırasına yerleşti.
250 YILDIR KIRILMAYAN FAY HATTI
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Okan Tüysüz, Türkiye ana karasında günde ortalama 100 ila 120 deprem meydana geldiğini belirtti. Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu faylarının taşıdığı riske değinen Tüysüz, bilhassa Bingöl Yedisu segmentine dikkat çekti.
Uzman isim, bu hattın 1784 yılından beri sessizliğini koruduğunu hatırlattı. Tehlikenin boyutunu vurgulayan Tüysüz, "Aşağı yukarı 250 yılda bir deprem üretiyor. Buna baktığımız zaman önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde burada 7'nin üzerinde bir deprem olma olasılığı yüksek." diyerek bölgeyi uyardı.
MARMARA İÇİN BEKLENTİ SÜRÜYOR
Yıkıcı etki potansiyeline sahip tek bölge Doğu Anadolu değil. 1999 yılındaki felaketin ardından gözlerin çevrildiği Marmara Bölgesi de risk haritasının merkezinde yer alıyor. Prof. Dr. Tüysüz, bu bölgedeki fay hatlarında biriken enerjiye dikkat çekti. Uzman isim, Marmara suları altında hasar yaratabilecek 7 ve üzeri büyüklükte bir sarsıntının beklendiğini aktardı.
AKDENİZ'DE GİRİT TEHLİKESİ
Türkiye'yi doğrudan etkileme potansiyeline sahip bir diğer sismik merkez ise Girit. Tarihsel süreçte 365 yılında 8,5 büyüklüğünde yıkıcı bir deprem üreten bu alan, Akdeniz havzası için büyük bir tehdit oluşturuyor. Tüysüz, burayı "En büyük deprem kaynaklarından bir tanesi" olarak tanımladı.
BİLANÇOYU HAFİFLETMEK MÜMKÜN
Ülke genelinde sadece karada 700 aktif fay hattı bulunuyor. Bilim insanları sarsıntıların zamanını tam olarak kestirmenin imkansız olduğunu defalarca yineliyor. Bu noktada alınacak tedbirler hayati bir değer taşıyor.
Mevcut durumu değerlendiren Prof. Dr. Tüysüz, "Maalesef depremin olacağı anı bilmek mümkün değil, günü bilmek mümkün değil, ayı bilmek mümkün değil. Ama depremin vereceği hasarları hazırlıklı olarak azaltmak mümkün." sözleriyle tedbirin önemine dikkat çekti.