CHP Kocaeli Milletvekili ve TBMM Sağlık Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Mühip Kanko, Diyabetli Çocuklar Vakfı tarafından hazırlanan “Diyabetli Çocukların Durumu 2025” raporu üzerinden değerlendirmelerde bulunarak Türkiye’de yaklaşık 30 bin Tip 1 diyabetli çocuğun yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Kanko, doğru sağlık politikalarıyla bu çocukların yaşamlarının dönüştürülebileceğini söyledi.

“Tanı geç konuyor, eğitim eksik, teknolojiye erişim sınırlı”

Kanko, Türkiye’deki mevcut tabloya ilişkin “Ülkemizde yaklaşık 30 bin diyabetli çocuk var. Bu çocukların büyük bölümü, doğru eğitim ve tedaviye erişebilirse sağlıklı bir yaşam sürebilir. Ancak tanı geç konuluyor, aileler yalnız bırakılıyor, diyabet teknolojilerine ulaşmak neredeyse imkânsız. Bu tablo kabul edilemez,” ifadelerini kullandı.

Raporda yer alan verilere göre çocuklardaki ortalama HbA1c değeri %8,4 seviyesinde. Oysa uluslararası hedef %6,5–7 aralığı. Kanko’ya göre bu oran, göz, böbrek ve sinir hasarı gibi ciddi komplikasyonlar için büyük risk oluşturuyor.

CHP Kocaeli Milletvekili Muhip Kanko'dan Hürriyet Operasyonuna Sert Tepki!
CHP Kocaeli Milletvekili Muhip Kanko'dan Hürriyet Operasyonuna Sert Tepki!
İçeriği Görüntüle

“Sistem çocuğu ailenin omzuna yıkıyor”

Kanko, raporda öne çıkan temel sorunlara dikkat çekti:

Diyabetli çocukların yalnızca %10’u hedef glukoz aralığında.

Diyabet merkezlerinde diyetisyen ve psikolog eksikliği kritik seviyede.

Poliklinik randevuları 10–15 dakikayla sınırlı kalıyor.

Okullarda diyabet farkındalığı neredeyse yok.

Sensör ve insülin pompalarının yüksek maliyeti aileleri çaresiz bırakıyor.

“Bu sistem çocuğu yalnız bırakıyor, sorumluluğu tümüyle ailelerin sırtına yüklüyor. Bu kabul edilemez bir halk sağlığı sorunudur,” dedi.

“Diyabet teknolojilerine erişim bir lütuf değil, haktır”

Sürekli glikoz ölçüm sensörleri ve otomatik insülin pompalarının Tip 1 diyabetli çocuklar için hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Kanko, bu cihazların sadece yaşam kalitesini artırmadığını, aynı zamanda uzun vadeli sağlık maliyetlerini de düşürdüğünü ifade etti. “Bu cihazlar Avrupa’da ücretsiz sağlanıyor. Türkiye’de ise bir pompa setine maaşın yarısı harcanıyor. Bu kabul edilemez. SGK, bu teknolojileri Avrupa standartlarında tam olarak karşılamalıdır,” dedi.

“Her okulda diyabet hemşiresi bulunmalı”

Kanko, okul ortamlarında diyabet yönetiminin büyük bir eksiklik olduğunu belirtti. “Çocukların gününün büyük bölümü okulda geçiyor. Ancak öğretmen ve idareciler bu konuda yeterince bilinçli değil. Her okulda diyabet eğitimi zorunlu hale getirilmeli, büyük okullarda mutlaka diyabet hemşiresi istihdam edilmelidir,” önerisinde bulundu.

Ulusal eylem planı çağrısı

Prof. Dr. Kanko, Sağlık Bakanlığı’na Diyabetli Çocuklar Vakfı raporunu referans göstererek 5 yıllık ulusal çocuk diyabet programı hazırlanması gerektiğini vurguladı ve şu adımların atılmasını önerdi:

Ulusal diyabet kayıt sistemi kurulmalı.

Tüm merkezlerde diyetisyen, hemşire ve psikolog kadroları zorunlu olmalı.

Diyabet teknolojileri ücretsiz sağlanmalı.

Diyabet kampları devlet desteğiyle yaygınlaştırılmalı.

Okullarda diyabet eğitimi ve farkındalık müfredata girmeli.

“Diyabet kader değildir, politika meselesidir”

Kanko açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Diyabetli çocuklarımız her gün onlarca zorlukla mücadele ediyor. Bizim görevimiz bu mücadelede onların yanında durmaktır. Diyabet bir kader değildir; doğru sağlık politikalarıyla çocuklarımızın yaşam kalitesini artırmak elimizdedir. Türkiye’de hiçbir çocuk diyabetle yalnız bırakılmamalı.”

Kaynak: Haber Merkezi