YENİ Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, AKP hükümetinin uyguladığı yüksek faiz ve sert maliye politikalarının vatandaşın üzerindeki borç yükünü her geçen gün daha da dayanılmaz bir noktaya taşıdığını ifade etti. Yılın ilk yedi ayında vatandaşların bankalara ödediği faiz miktarının 880 milyar liraya ulaştığını belirten Kanko, resmi enflasyonun yüzde 32 bandında seyrettiği bir dönemde bankalardan yaklaşık yüzde 65 faiz oranlarıyla borçlanmak zorunda kalan milyonların adeta kaçınılmaz bir borç sarmalına itildiğini dile getirdi.
Ödenen faiz miktarının geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 31,8 seviyesinde artış gösterdiğine dikkat çeken Kanko; vatandaşların bireysel kredi borçları nedeniyle bankalara 521 milyar lira, kredi kartı borçları dolayısıyla ise 359 milyar lira faiz ödediğini vurguladı. 2025 yılının tamamında ödenen 1,2 trilyon liralık faiz tutarının ardından, 2026 yılı sonunda bu rakamın 1,5 trilyon lirayı aşarak tarihi bir rekor kıracağını söyledi.
Şimşek Ve Erdoğan’a Sert Sorular: "Amacınız Herkesi Batırmak Mı?"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e seslenen Kanko, "Uyguladığınız bu ekonomik politikalarla amacınız ülkedeki her vatandaşı, sanayiciyi, esnafı, emekliyi, memuru ve işçiyi batırmak mı?" diyerek tepkisini dile getirdi. Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ile kredi kartı borçlarının sadece 21-28 Ağustos haftasında dahi 130 milyar lira birden artarak 7 trilyon 284 milyar liraya çıktığını belirten Kanko, varlık yönetim şirketlerine devredilen icralık borçlar da eklendiğinde toplam finansal borcun 7 trilyon 416 milyar liraya ulaştığını bildirdi.
Yıl başından bu yana borç artışının 606 milyar lirasının bireysel kredilerden, 819 milyar lirasının ise kredi kartlarından kaynaklandığını hatırlatan Kanko, insanların artık temel ihtiyaçlarını karşılamak için değil sadece borçlarını çevirebilmek adına hayat mücadelesi verdiğini belirtti. Türkiye’nin borç batağını derinleştiren adımlar yerine vatandaşın alım gücünü ve üretim kapasitesini artıracak gerçekçi bir ekonomik programa acilen ihtiyaç duyduğunu altını çizerek ekledi.




