2025 yılında Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, bölgedeki fay hatlarının hareketliliğini yeniden tetiklemişti. Bu sarsıntının ardından Marmara Denizi'nde uzun süredir gözlenen sakinlik ise vatandaşlarda endişe yaratıyor.
Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, bu sismik sessizliğin tek başına doğrudan olumlu ya da olumsuz bir felaket işareti olarak okunmaması gerektiğinin altını çizdi.
"Sessiz Kayma" depremleri baskılıyor mu?
Prof. Dr. Bektaş'a göre, yaşanan bu sakinliğin arkasında yer kabuğunun derinliklerindeki farklı mekanizmalar yatıyor olabilir. Büyük bir sarsıntının ardından ortaya çıkan ve "sessiz kayma" (creep) olarak adlandırılan hareketler, bölgedeki küçük sarsıntıları geçici olarak baskılama potansiyeline sahip.
Ancak uzman isim, madalyonun diğer yüzüne de dikkat çekerek şu uyarıda bulunuyor . Sessiz kayma hareketleri küçük depremleri engelliyor olabilir ancak bu durum bazı fay segmentlerinde gerilim ve enerji birikiminin tamamen durduğu anlamına gelmez. Riskli segmentlerde enerji birikmeye devam ediyor olabilir."
Tek parça mı, küçük depremler mi?
Marmara depremine dair en çok korkulan senaryo, tüm fay hattının tek seferde ve devasa bir büyüklükte kırılması. Prof. Dr. Osman Bektaş, bu teorinin kesin bir kural olmadığını belirterek yüreklere su serpen alternatif bir senaryoya dikkat çekti.
Bektaş, Marmara’daki fayı oluşturan blokların yapısı gereği, biriken devasa enerjinin tek bir büyük deprem yerine, küçük ve orta büyüklükteki çok sayıda depremle parça parça boşalabileceği ihtimalinin de güçlü bir senaryo olarak masada tutulması gerektiğini vurguladı.




