Gölcük, Değirmendere ve İzmit ovası gibi tamamen denizel çökeller, yumuşak kil tabakaları ve alüvyonlar üzerine kurulan yerleşimler, Kuzey Anadolu Fayı'nın kırılmasıyla adeta kuma gömülmüş, sıvılaşma nedeniyle yüzlerce bina hiç hasar almadan yan yatarak batmıştır. Ancak kentin batı yakasında, bu mahşeri yıkımdan en az hasarla çıkan ve sanayi devlerini o korkunç sarsıntıda bile ayakta tutmayı başaran çok özel bir jeolojik bölge bulunmaktadır.
Sanayinin Merkezindeki Gebze'nin Jeolojik Sırrı
Kocaeli il sınırları dahilinde zemini açık ara en stabil, anakayası en sağlam ve taşıma kapasitesi en yüksek olan ilçe Gebze'dir. Devasa ağır sanayi tesislerine, teknoloji merkezlerine ve gökdelenlere ev sahipliği yapabilmesinin asıl sırrı, yeraltında yatan o kusursuz tektonik zırhtır. Gebze platoları, milyonlarca yıl öncesine dayanan Paleozoik ve Mezozoik yaşlı çok sert kumtaşı, kuvarsit ve kireçtaşı formasyonları üzerine oturmaktadır. Bu yaşlı ve aşırı sıkışmış kayaç blokları, ilçenin altını kelimenin tam anlamıyla delinebilmesi dahi zor bir beton kütlesine dönüştürmüştür.
Sismik Dalgaları Kıran Yüksek Kesme Dalga Hızı
Bir bölgenin depreme karşı zemin güvenliğini belirleyen "Kesme Dalga Hızı (Vs30)" parametresi, Gebze'de Kocaeli'nin diğer ilçelerine göre inanılmaz derecede yüksektir. Bu durum, olası bir depremde sismik şokların yeraltında hapsolmadan, yapıların temellerini sarsıp büyütmeden hızla akıp gitmesini sağlar. Gölcük ve İzmit ovalarında yeraltı suları yüzeye birkaç metre mesafedeyken, Gebze'nin bu kayalık yapısında sıvılaşmaya yol açabilecek hiçbir su veya gevşek zemin unsuru bulunmaz. Ağır tonajlı sanayi makinelerinin ve yüksek katlı yapıların burada güvenle yükselmesinin nedeni, doğanın bu ilçeye bahşettiği o sarsılmaz kayaç bütünlüğüdür.




