Yurt dışında faaliyet gösteren bir inşaat firmasının şantiyesinde üç yıl boyunca görev yapan çalışan, işinden ayrıldıktan sonra Türkiye'ye dönerek yargı yoluna başvurdu. Maaşlarının zamanında ödenmediğini ve fazla mesai ücretlerinin verilmediğini öne süren işçi, kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle dava açtı. Şirket avukatları ise iş sözleşmesinin davacının kendi iradesiyle sonlandırıldığını savunarak taleplerin reddini istedi.
İSTİFA DİLEKÇESİNDEKİ İFADE SÜRECİ DEĞİŞTİRDİ
Uyuşmazlığı inceleyen mahkeme dosyaya sunulan istifa dilekçesini mercek altına aldı. Davacının metinde yer verdiği kişisel sebepler ibaresi yargılamanın yönünü değiştirdi. Mahkeme bu ifadeyi esas alarak tazminat taleplerini reddetti.
Kararın istinafa taşınmasının ardından Bölge Adliye Mahkemesi dosyayı farklı bir açıyla değerlendirdi. Ücretlerin eksik ödendiği kanaatine varan heyet, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak çalışana tazminat ödenmesine hükmetti.
YARGITAY'DAN EMSAL NİTELİĞİNDE İPTAL KARARI
Çelişkili kararların ardından nihai değerlendirme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapıldı. Dosyayı detaylıca inceleyen yüksek mahkeme, istinafın kararını bozarak emsal bir hükme imza attı. Karar metninde, işçinin istifa evrakında işverenden kaynaklı herhangi bir soruna değinmediği açıkça belirtildi.
Ayrıca davacının, ayrılık iradesinin baskı altında alındığına veya sakatlandığına dair yasal bir delil sunamadığı da tutanaklara geçirildi.
"KİŞİSEL SEBEPLER" HAKLI FESİH SAYILMADI
Yargıtay'ın oy birliği ile aldığı karara göre kişisel sebepler beyanının işverenden kaynaklanan haklı fesih nedeni olarak kabul edilemeyeceği belirtildi. Bu gerekçeyle istifa eden çalışanın talebi kesin olarak reddedildi.
Hukukçular, iş sözleşmesini sonlandıran çalışanların ileride hak kaybı yaşamamaları adına ayrılık gerekçelerini resmi evraklara son derece şeffaf, doğru ve eksiksiz bir şekilde yazmaları gerektiği konusunda uyarıyor.