İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan yolsuzluk ve suç örgütü iddianamesinde yeni detaylar ortaya çıktı. İddianamede, orman alanlarının gözle görülecek şekilde tahrip edildiği, maden sahalarının zarar gördüğü ve kamu zararı oluşmadığı izlenimiyle kaçak hafriyat alanlarına göz yumulduğu öne sürüldü. Uydu görüntüleriyle desteklenen tespitler, iddiaların boyutunu gözler önüne seriyor.

Orman ve Maden Alanlarına Zarar Uydu Görüntüleriyle Belgelenmiş

İddianamede yer alan en dikkat çekici bulgulardan biri, orman ve maden alanlarında meydana gelen tahribatın uydu görüntüleriyle karşılaştırmalı şekilde sunulmuş olması. Başsavcılık tarafından yapılan analizlerde, özellikle Güney Cebeci Maden Sahası’nda hiçbir izin olmamasına rağmen yoğun bir hafriyat dökümü yapıldığı ve bölgenin doğal yapısının bozulduğu belirtiliyor.

Örgüt üyelerinin, bölgeyi yaya yolu gibi göstermeye çalışarak faaliyetlerini gizlemeye çalıştığı; ancak ormanlık alanlarda çıplak gözle dahi görülebilecek düzeyde tahribatın meydana geldiği ifade ediliyor. Aynı şekilde, maden sahalarının da işlevsiz hale getirildiği ve bölgede yol inşasına dair herhangi bir iz bulunmadığı bilgisi veriliyor.

Başkan Ömeroğlu,  Dilovası'nda Zeynep Azra'nın  Sevincine Ortak Oldu
Başkan Ömeroğlu, Dilovası'nda Zeynep Azra'nın Sevincine Ortak Oldu
İçeriği Görüntüle

Kaçak Hafriyat İçin “Kamu Zararı Yok” Algısı Oluşturuldu

İddianameye göre, söz konusu faaliyetler yalnızca fiziki değil, aynı zamanda idari bir manipülasyon sürecini de içeriyor. 2019’dan itibaren Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla hareket ettikleri öne sürülen bazı isimlerin, resmi yetkileri olmayan kişileri İBB adına hareket ediyormuş gibi göstererek maden alanlarını baskı ve tehditle satın almaya çalıştığı kaydediliyor.

2021 sonrası ise İSTAÇ bünyesinde olması gereken resmi hafriyat alanlarının devre dışı bırakıldığı, bunun yerine Kuzey ve Güney Cebeci maden sahalarının kaçak hafriyat alanı olarak kullanıldığı iddia ediliyor. Hafriyat gelirlerinin ise şüpheli Murat Gülibrahimoğlu’na ait şirketlere aktarıldığı öne sürülüyor.

Bu süreçte, İSTAÇ ve İSFALT üzerinden yapılan danışmanlık ve proje sözleşmeleriyle ‘kamu zararı oluşmuyor’ algısı yaratılmaya çalışıldığı; aslında ise faaliyetlerin tamamının yasal izinlerin dışında gerçekleştiği belirtiliyor.

Hafriyat Atıkları Yetkisiz Alanlara Dökülmüş

İddianamede ayrıca, şüphelilerin kendilerini savunmak için “izinli sahalarda çalıştıkları” yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığı vurgulanıyor. Söz konusu maden sahalarında herhangi bir hafriyat döküm izninin bulunmadığına dikkat çekilirken, dolgu amacıyla izin verilen alanlar dışında, niteliksiz toprak ve inşaat atıklarının döküldüğü ifade ediliyor.

Bu dökümlerin çevreye ciddi zararlar verdiği ve kamu düzenini tehdit eden bir sonuç doğurduğu değerlendirmesi de iddianamede yer buluyor.

Gündemde Kalacak Bir Soruşturma

Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan bu iddianame, yalnızca siyasi değil, çevresel ve hukuki boyutlarıyla da uzun süre kamuoyunun gündeminde kalacak gibi görünüyor. İddiaların doğruluğu yargı süreciyle netleşecek olsa da ortaya konulan detaylar, İstanbul’daki belediye yönetimine dair tartışmaları daha da alevlendirmiş durumda.

Kaynak: İHA